Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Muse  (Okunma Sayısı 6605 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
selim1907
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15



« : Aralık 28, 2006, 13:21 »

Muse Grup Biyografisi:

10 yil önce , Matthew Bellamy, Chris Wolstenholme ve Dominic Howard ‘ in aileleri İngiltere''nin güneyinde bulunan Devon ‘ da Teignmouth kasabasına yerleşmişlerdi. Burası eğer 13 ve 18 yaşında iseniz size cehennem gibi gelecek sıkıcı bir yaşamın sürdüğü tipik bir sahil kasabasıydı.

Vokalist / şarki sözü yazarı / gitarist / keyboardist Bellamy: "Devon bize hiçbirsey vermeyen sıkıcı bir kasabaydı. Kasaba sadece yazları Londralılar için ucuz tatil olanağı haline geldiği zamanlar yaşıyordu. Ama her yazın bitiminde turistler gider ve bütün canlılığı beraberlerinde götürürlerdi. Orada tamamen kapana kısılmış hissederdik kendimizi. Bütün arkadaşlarımız uyuşturucu ve müziğe sarıldılar , biz ikincisine yoğunlaştık , kendimize müziği kaçıp kurtulmuş gibi hissedecek biçimde yapmayı öğrettik. “ diyor. 13 yaşlarında üçlü ilk gruplarını, Gothic Plague ‘i kurdu .

90’ basları çıkmış olan indie klasiklerini cover yapıyorlardı. Gothic Plague daha sonra Fixed Penalty ve Rocket Baby Dolls adini aldı. İlgi azlığı onları engellemiyordu , aksine onları kamçılıyordu. “Acikcasi bizi hayal kırıklığına uğratmıyordu.” diyor bascı Wolsentholme. “Kendi parçalarımızı yazarak ve çalarak daha tanınır hale gelecektik. Basta birçok boş barda çaldık ama cover yapmamaya söz vermiştik ve bir daha cover yapmadık .“ İsimlerinin Muse olarak değişmesi ile birlikte olaylar çok daha ciddileşmeye başladı. “Müzik kaçmak için kullandığımız bir yol olmaktan çıktı” diyor davulcu Howard. “ Bizim için bir tutku , kendimizi anlatım yolumuz haline geldi.”

Çalışmaları çok sıklıkla olmaya başladı ve bulabildikleri her fırsatta sahneye çıkmaya başladılar. Eğer Londra ‘dan 400 km uzaklıkta oturuyorsanız bu hiç de kolay değildir. Coşkulu soundlarını , heyecanla harmanlanan görkemli vokalle, bastan çıkarıcı atmosferle, yayılmak için bekleyen sözlerle birleştirmeyi başardılar ve artık kalabalığı toplanmaya başlaması doğaldı. İnsanlar duydukları Şeyi sevdiler – Muse’un Dangerous Records‘tan çıkan iki single’i 1997 Muse ve 1998 Muscle Museum – canlı performanslarında satılmaya başlandı ve çabucak tükendi .

1998 de Muse kendini İngiltere‘nin büyük yetenek avcılarının ve birkaç amerika şirketinin odaklandığı bir grup olarak buldu. Kasımda Muse CMJ ‘de çalmak üzere New York’ a uçtu. Göz kamaştırıcı şovlarından sonra Amerikanın ilgisi çok hızlı bir şekilde büyüdü. İki hafta sonra bu sefer Los Angeles’da Santa Monica rıhtımında kendilerini göstermek için çaldılar ve diğerleri düşünürken Madonna ‘nin şirketi Maverick Recording zaman kaybetmeyip oldukça cömert bir teklifle- yaklaşık 1 milyon pound - grubu kendilerine baglamis oldu. Anlasma 1998 de noel arifesinde imzalandı. Yukarıda Muse ‘un kuruluş öyküsünü anlattım artık buradan sonra olanları sanırım herkes biliyor. O kasabalı çocuklar 1999 da ilk albümleri Showbiz ‘i piyasaya çıkardılar. Milyonlarca kopya satan bu albümle beraber Muse kazandığı ödüller ile de basarisini kanıtladı.

Bunlardan bazilari : NME Carling Premier ödülleri “Brand New Band 2000”, Q ödülleri en iyi grup ve en iyi albüm adaylıkları , Kerrang ödülleri en iyi grup ve en iyi canlı performans ödülleri.

Daha sonra Muse ’un tarzında değişikler olduğu gün gibi ortadaydı bunu belkide en iyi NME ‘nin yeni albümlerini tanıtan yazısının büyük puntalarla yazılmış baslığından anlayabiliriz “Revelation of the 2000”
 

Başka Bir Açıdan MUSE SERÜVENİ

Yaşları 25 civarında olan İngiliz üçlü grup Muse, punk ve progressive rock''ı birleştiriyor. Birçok progressive rocker gibi çalışmaları operaya benziyor; sağlam bir altyapı üstüne Matt Bellamy''nin soprano aryalarını dinliyoruz. İlk albümlerinin yapımcılığını Radiohead''in The Bends albümünün de yapımcısı olan John Leckie üstlenmiş fakat Nirvana ve Tom Waits''ten olduğu kadar Jeff Buckley ve Deftones''tan da esinlenen Muse''u Radiohead taklidi olarak nitelendirmek çok acımasız olur...
 
Güney İngiltere''de küçük bir şehirde Muse grubunu kuran üç delikanlının, bulundukları can sıkıcı, tekdüze ortamdan müzik yaparak uzaklaşmaktan başka amaçları yoktu başlangıçta... Matthew Bellamy (gitar, vocal), Chris Wolstenholme (bass) and Dominic Howard (drums) çok erken yaşlarda bir araya geldiler ve birlikte müzik yapmaya başladılar...
 
13 yaşında Gothic Plague adında ilk kayıtlarını yaptılar. Basta Chris, davulda Dominic ve Matthew gitarist ve solist olarak yer aldı; 90''ların hit şarkılarının kendi soundlarıyla coverlarını yaptılar; bu onlara önemli bir başarı getirmedi; Gothic Plague''dan sonra Fixed Penalty, ve ardından Rocket Baby Dolls...
 
Grup üylerinin söylediklerine göre, bu başarısızlık onları yıldırmadı tam aksine daha da hırslandırdı. Daha seçici davranarak ve daha özenli çalışarak kendi şarkı sözlerini yazmaya, bestelerini yapmaya başladılar ve bir daha asla cover yapmayacaklarına yemin ettiler. Kendi şarkılarını seslendirmeye başladıklarında da her şey bir anda değişmedi, izleyicisiz konserler veriyorlardı...
Müzikte kendi kimliklerini ve tarzlarını arayışları devam etti. Britpop onlara klişe ve tutkusuz geliyordu, (Britpop, 90''ların başından günümüze dek, İngiltere''nin popüler grupları -özellkle alternatif rock grupları- için kullanılan genel bir tanımlama) kendi müziklerinin bu kategoride olmasını istemiyorlardı. Bütün ülke Blur ve Oasis''e kilitlenmişken onlar ilgilerini Atlantik''in öteki yakasına çevirdiler. Günler ve geceler boyu Amerikan alternatif rock gruplarını dinleyip incelerken, dinlemekten asla vazgeçemedikleri iki albüm vardı: Nirvana- Nevermind ve Radiohead- The Bends; bu iki albüm onlara müziğin anlamıyla ilgili net bir fikir veriyordu...
 
Bu ciddi arayış sonrasında ne yapacaklarına karar verdiklerinde "Muse" adını aldılar ve her şey esas bu noktada başlamış oldu. Müzik artık bi kaçış olmanın ötesinde bir tutku haline gelmişti onlar için... Provalar daha da sıklaştı, özellikle canlı performans fırsatlarını kaçırmamaya çalışıyorlardı, küçük büyük bir çok salonda sahne alıyorlardı. Daha hırçın bir müzik, atom-smashing gitar ve görkemli bir vokal, derin ve bol kelime oyunlu şarkı sözleri... Bütün bunlar Muse''u kendi tarzına ulaştırmıştı. İlk iki single Muse (1997) ve Muscle Museum(1998) ilk önemli başarıları oldu. insanlar bu dinledikleri şey her neyse, gerçekten hoşlanıyorlardı... Bu iki single''ın yanına canlı performaslarını da ekleyerek "Dangerous Records" adında bir bantta birleştirdiler. Giderek merak uyandırıyorlardı ve basınının kendilerine olan ilgisi artmıştı; New York''taki CMJ festivaline davet edildiler, Mercury Lounge''daki olağanüstü şovlarından sonra Amerika''da da ilgi uyandıran bir grup haline geldiler... Bundan bir yıl sonra Maverick Records''la antlaştılar ve ilk albümleri Showbiz''i Eylül 1999''da çıkardılar.
 
Showbiz New Musical Express dergisinde haftanın albümü seçildiğinde şöyle bir başlık atılmıştı : "Muse''a bakın, bu kadar genç insanların nasıl olup da böyle iç acıtan şarkılar yapabildiklerini merak edeceksiniz..." ve başlık şu ifadeyle devam ediyordu: "Muse öyle bir müzik yapıyor ki hem rock müzik tutkunlarına hem de duygusal romantiklere hitap ediyor... balo saonunda dans ettiren punk şiirler... gözlerindeki ateşle ve damarlarındaki cesaretle... Bu grup çok büyük olacak..."
 
Muse''un şarkı sözleri gerçekten, kelimenin tam anlamıyla iç acıtıyordu. "Size tuhaf gelebilir ama bu şarkıların nereden geldiğiyle ilgili olarak hiçbir fikrim yok" diyor Bellamy ve ekliyor, " açıkçası bunların içimden, derinlerde bir yerden çıkığını düşünüyorum ama nasıl olduğunu anlamıyorum, dürüst olmak gerekirse anlamak da istemiyorum; bir gün bunun yanıtını bulursam kaybedeceğimden korkuyorum..."
« Son Düzenleme: Ağustos 05, 2007, 20:04 Gönderen: _beyaz_ » Kayıtlı

gel bide sen vur
selim1907
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15



« Yanıtla #1 : Aralık 28, 2006, 13:23 »

şarkılarını tavsiye ederim nrdeyse placebo ayarındalar
Kayıtlı

gel bide sen vur
gehenna
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 19
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 709



« Yanıtla #2 : Aralık 29, 2006, 02:10 »

feeling good şarkısını çok beyenyrum sözleir güzell
Kayıtlı

Aşinayım firara; kaçamıyorum...
Kebnekaiseli_AKKA
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Ocak 01, 2007, 14:46 »

bende feeling good parçasını çok seviyorum,sözleri ve sesi çok güzel Gülümseme starlight da güzel..
Kayıtlı
forsssaken
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 17


sessiz çığlıkların yankılandığı b..ktan yerdeyim..


Site
« Yanıtla #4 : Ocak 04, 2007, 16:41 »

3 kişi için haddinden fazla güzel müzik yapıolar..mattim gotik kız merakına uyuz oluom ama:P
Kayıtlı

bütün hücreLeriM saDEce caNLı hiSSeTMek için ÖLEBİLİR!
ses
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 140



« Yanıtla #5 : Ocak 06, 2007, 19:26 »

starlight çok güzel.. onun dışında muscle museum ve falling down da çok güzel parçalar..
Kayıtlı

bugün kendimi tonlarca yük taşıyan
gemilerin denizi gibi hissediyorum
kaldırma kuvvetim var ama şehrin atıkları
içime akıyor...
selim1907
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15



« Yanıtla #6 : Ocak 15, 2007, 15:53 »

bence bulabiliyosanız mutlaka konser kayıtlarını izleyin derim adamlar aşmışlar zatii de new bornuda mutlaka dinleyin en güzel şarkısı diyebilirim
Kayıtlı

gel bide sen vur
beyaz
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : Ağustos 05, 2007, 20:06 »

sabahları Hysteria ile uyandığım dinlemekten bıkmadığım grup
Kayıtlı
Jane Doe
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 56
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 6,936


Site
« Yanıtla #8 : Ağustos 25, 2007, 15:22 »

Plug In Baby güzel.
« Son Düzenleme: Temmuz 12, 2008, 22:44 Gönderen: Swamped » Kayıtlı
fadetoblack
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 56
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2,250



« Yanıtla #9 : Ağustos 05, 2008, 20:59 »

seviyorum bu grubu..bi wembley stadyumu konseri dvd lerini izleyemedim Ağlayan
bi ara starlight ve sunburn şarkılarına takmıştım..aklıma gelmişken yine dinliyim güzel şarkılar Gülümseme  hala dinlemeyen varsa bu grubu başlasın artık dinlemeye Dil çıkaran Masum
 
Kayıtlı

benim belkide gizli bir bildiğim war elbette ağlarım benim can kırıklarım war... senin gördüğün yanağımdan süzülenler asıl içimde içinde yüzdüğüm bir deniz war...
- ANATHEMA -
Ziyaretçi
« Yanıtla #10 : Kasım 07, 2009, 18:04 »

Uprising ile tanıdım ardından Muscle Museum vs. Şarkıları söylerken kendini kaybediyor adam hissederek söylüyor. . Seviyorum bu grubuda,şarkılarınıda.
Kayıtlı
sheboisecil
güŁ √ Śє¢iŁ √ є¢є
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 207
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 10,043



« Yanıtla #11 : Aralık 01, 2009, 18:28 »

In Your WorLd ve Deadstar iLk tanıdığım şarkıLarı.Gayet başarıLı ve dinLenesi bi grup x)
Kayıtlı

AkLımın sokakLarını arar sorarken kim biLir ben kac kaLp kırdım..
Zamanın istasyonunu trenLer gecerken kim biLir kac kez kacırdım..
Lauter Laute
Şebokolik
Daimi Üye
*****

Teşekkür Sayısı 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 821



« Yanıtla #12 : Aralık 26, 2009, 14:32 »

iyi bi grup fakat eski şarkılarını yenilere oranla daha çok sevdiğimi fark ettim. the resistance'da uprising ve undisclosed desires hariç hiç bi şarkı fazla etkilemedi beni. undisclosed desires'a çektikleri klip de hayalkırıklığıydı benim için. bi ara çok dinlerdim ve en sevdiğim gruptu ama artık bilemiyorum.. bi absolution tadı vermedi sonraki albümler.
Kayıtlı

"Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandhi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu."

John Lennon


  Şebnem Ferah.. ♥     
caliypso5153
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 181



« Yanıtla #13 : Ocak 09, 2010, 23:45 »

bliss i ne zaman dinlesem yüksek dozda coşturucu etkisi yapıyor. ben de yeni albümlerini aldım ama 2 3 şarkıyı geçmedi etkilendiklerim
Kayıtlı

iyi ki varsın -ŞEBNEM FERAH-
Inanmadan_Yasanmaz
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 214



« Yanıtla #14 : Ocak 12, 2010, 14:07 »

cok sevdigim bir grup, özellikle time is running our cok güzel (: matthew bellamy hem iyi bir vokalist hemde iyi bir gitarist..dünya da gelmis gecmis en iyi 29. gitaristi secilmistir Şaşırmış)
Kayıtlı

Inanmadan yasanmaz, bil ki yürek dayanmaz..yaralarin kapanmaz...kapanmaz..kapanmaz . ..
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı