Sayfa: [1] 2 3 ... 10   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Teoman  (Okunma Sayısı 43992 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
deli kız
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 8
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 366


« : Nisan 11, 2006, 21:12 »

1967 yılında İstanbul'da doğan Teoman Yakupoğlu, müzikle lise yıllarında yoğunluklu olarak ilgilenmeye başladı. 1986'da okul arkadaşlarıyla beraber Mirage grubunu kurarak sahne hayatına başladı. Uzun yıllar bu grupla başarılı çalışmalar yapan Teoman, grubun 90'lı yılların başında dağılmasıyla beraber sırasıyla; BLACK ROSE, MAVİ SAKAL, INDIANS gibi gruplarla çalıştı.

Teoman, 1995 yılında solo ilk albümünün hazırlıklarına başladı. Hazırlıklar devam ederken 1996'da geleneksel hale gelen 'ROXY MÜZİK YARIŞMASI'nda ilk solo albümünde yer alan 'Ne Ekmek Ne de Su' ve 'Yollar' isimli parçalarıyla 'En İyi Beste' ve 'En İyi Grup' ödüllerini aldı.

1997 yılında ilk albümü 'TEOMAN' çıktı. Albümü içeren parçaların 7'sinin müziği ve 9'unun sözleri Teoman'a ait. Prodüktörlüğünü başarılı bir isim olan Rıza Erekli'nin üstlendiği bu albüm, basındaki olumlu eleştirilerin yanı sıra, 1997'nin sonunda müzik yazarları tarafından yılın en iyi albümü seçildi.

Yaklaşık 1,5 sene sonra 1998 yılında ikinci albüm 'O' ile müzik severlerin karşısına çıktı. Kendine özgü vokal performansının yanısıra söz yazarı ve besteci olarak da kendini kanıtlayan Teoman, 1998 yılında ikinci albüm 'o', aynı adı taşıyan klibiyle Cumhuriyet Gazetesi tarafından da yılın klibi seçildi.

2000 Mayıs ayında Teoman'ın üçüncü albümü '17' çıktı. Albümde yer alan şarkıların 7 tanesinin söz ve bestesi Teoman'a ait. Günümüzün en iyi söz yazarı ve bestecilerinden olan Teoman, aynı zamanda hem şehirdışı hem de şehir içi en çok konser veren sanatçılardan biri. Albüm çıktığı andan itibaren çok yüksek bir satış ve beğeni grafiği çizerek yılın en başarılı albümleri arasında yer aldı.

2000 yılında gerçekleştirilen Altın Kelebek Ödüllerinde 'En İyi Erkek Pop Sanatçı'sı ödülünü alan Teoman '17'adlı albümyle yılın en çok satan sanatçısı durumunda.
[/center]
« Son Düzenleme: Ağustos 23, 2009, 19:25 Gönderen: .Morsist » Kayıtlı
horkuc
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 57



« Yanıtla #1 : Nisan 12, 2006, 20:30 »

2000 yılından sonrası yok neden acaba :lol:  :roll:
Kayıtlı

..: KoRKaRaK YaŞıYorSaN YaLnıZCa HaYaTı SeYreDeRsiN :...
deli kız
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 8
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 366


« Yanıtla #2 : Nisan 14, 2006, 22:03 »

çünkü bu konuyu açmak istemiştim ve o arda çabucak da çıkmam gerekiyodu bu yüzden gerisin aramdım haliyle yok
Kayıtlı
deli kız
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 8
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 366


« Yanıtla #3 : Nisan 14, 2006, 22:10 »



Teoman Hakkında Bilmedikleriniz.
Teoman Yakupoğlu... 1967 İstanbul doğumlu. Doğduğu yer, İstanbul'un, Tünel semtinde, Doğan apartmanı. Teoman'ı, bu apatmanın en etkileyen yanı, çocukluk oyunlarının ve sohbetlerin merkezi olan avlusu olmuş. Teoman'ın avukat olan babası, o daha 2,5 yaşındayken yaşamdan ayrılmış. Teoman'ın şiirsel şarkı sözleri ise büyük olasılıkla babasından geçen genler sayesinde ortaya çıkmış. Çünkü babası avukatlıktan çok şiire meraklı bir adammış. Babasının ölümünün ardından Teoman'ın hayatı kadınlarla dolu olarak geçmeye başlamış. Annesi, halası, teyzesi, anneannesi yaşamının baş kahramanları olmuşlar. O günlere ait hatırladığı en belirgin unsurlar; baba yoksunluğu ve kadınlarla dolu olan o evde daima hakim olan güçsüzlük havası.
Çocukluğunu şöyle tanımlıyor: Sevgiye dayalı ama paylaşımcı olmayan bir çocuktum. Kendimi dışa vurmazdım. Zor bir çocuktum. Çocuk olmaktan ötürü de sıkıntı duyardım. Çünkü kendimi çok olgun hissediyordum. Ve biri bana yapmam gereken bir şey söylediğinde çok sinirleniyordum..." Teoman'ın bu tavrı, ilkokul yıllarında da süregelmiş. Öğretmenine kafa tutmaktan hiçbir zaman çekinmemiş, bir keresinde ona şöyle hitap ettiğini hatırlıyor: "Çizgiler, daireler çizmek istemiyorum. Kusura bakmayın ama ben buraya okuma, yazma öğrenmeye geldim." Teoman'ın çocukken kendini en fazla kime benzettiğini tahmin edebilir misiniz? Yanıt; Pinokyo Ama çocukluğunun ilerleyen dönemlerinde Pinokyo'yu oynamaktan vazgeçip, kendisini okuduğu çizgi romanların kahramanlarıyla özdeşleştirmeye başlamış. Liseyi Kültür Koleji'nde bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi'nde sosyoloji okumuş.
Şu sıralar "Kadın Araştırmaları" dalında master yapıyor. Master tezinin konusunu anlamak ise olası; "Çizgi romanda kadının rolü". Ama verdiği ilk tez hocaları tarafından pek beğenilmemiş. Şimdi, yeniden ve daha dikkatli hazırlıyormuş. Teoman, yaşamında en sevdiği yılların ilk gençlik yılları olduğunu belirtiyor ve bugün bu dönemini yaşayanlara karşı hafiften bir kıskançlığı olduğunu da gizlemiyor. Teoman'ın hayatta en sevdiği insan annesi. 67 yaşında olan annesinin herşeyi yanlış anlayarak onu çok güldürdüğünü söylüyor. Annesinin oğlu için idealize ettiği meslek ise spikerlik. Anne, oğlunun şarkıcı olarak ünlü olmasına karşın, halen tatmin olmuş değil. Günün birinde onu, Ali Kırca gibi görmek istediğini sıklıkla dile getiriyor. Teoman, tüm cool görünümüne ve şöhretine rağmen, ebedi çocukluğa inanan, yüreğinin bir yanıyla daima çocuk kalan bir adam. O, "cool" olarak tanımlanmasına pek bir anlam veremediğini söylüyor. Çünkü o bir "cool" için çok fazla konuşuyormuş. Doğum günlerinden hoşlanmıyor. Tüm sevgililerinin doğum günlerini unutmuş. Hatta daha ötesi öğrenmeye bile çalışmamış. Doğum gününü ise, kendisi değil, annesi ve sevgilileri hatırlarmış. Doğum günü kutlamak gibi bir takıntısı da yok. Ama doğum günü üzerine bir şarkısı var, şöyle diyor: "Bugün benim doğum günüm, hem sarhoşum, hem yastayım, bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım..." Şarkının devamı ise bir pişmanlık hikayesinin başlangıcı gibi: "Takatim yok, Yine de telefona sarıldım, Son bir özür için, Tüm sevdiğim kadınlarından, Aradım, Mesajlar çıktı kapattım, Telesekretere konuşamayanlardanım, Bugün benim doğum günüm." O hep umarsız bir sevgili olmuş. Aşk hayatını şöyle anlatıyor: "Beter olan benim. İyi bir sevgili değilim. Hayret bir şekilde seviyorlar beni. Sevgilim bana korkunç bir adamsın diyor. Eski sevgililerimin görüntüleri aklıma geldiğinde, benimle ilgili berbat şeyler söylediklerini hatırlıyorum." İlişkilerinin hep sevgililerinin çabalarıyla gittiğini söylüyor. Bu durumu, ilişkinin bitmesine yakın anlıyormuş. Şöyle diyor: "İlişkinin sonlarına doğru bana gelip bir takım şeyler söylüyorlar. Ve bunları, bana daha önce defalarca söylediklerini de belirtiyorlar. Bense hayretler içinde ve inanın dalga geçmek için değil, ciddiyetle "Aaa hakikaten mi? " diyorum. Bu yönünden midir, vicdan azaplarından mıdır, bilinmez son albümü "Onyedi"de yer alan "Yabancı"nın sözleri onun aşk hayatına çok uyumlu: "Kimi aşklar hiç bitmezmiş, bizimkisi bitenlerden, sevmeye yeteneksiziz, iki yabancı birlikte ama yalnız..." Düette kadın sesinin verdiği yanıt ise şöyle; "Yoktur üstüne senin, Güzeli çirkin yapmakta, Suçuysa dünyaya atmakta, Neyin bildin ki değerini, Benimkini bileceksin?, Bunu da tabii mahvedeceksin." Ah! Teoman ah, Tanrı sana aşık olan kadınlara acısın... Tüm bunlara karşın ona aşık olanları sayısı öylesine fazla ki... Orta yaştan tutun da ilk öğretim sıralarında öğrencilere kadar her kesimde hayli popüler bir yakışıklı... Beraber yaşamaya karşı ama evlilik için "Olabilir. Çocuk için evlenmeyi isterim" diyor. Poligam yaşama inanıyor ama yine de "Çok kadının hiç kadın olduğunun ve sonunun yalnızlık" olduğunun bilincinde. Onun poligamik yaşamı aslında flörtlere dayanıyor. Flörtçü bir kişiliği olduğunu ve bundan büyük keyif aldığını söylüyor. Kadınlarla konuşurken sesi ve konuşma tarzı değişenlerden... Sevgilisine tanıdığı özgürlük ise şöyle açıklıyor; "Başka bir erkekten hoşlanıyorsa ve sadece benimle olan ilişkisini tehlikeye atmamak veya beni üzmemek uğruna onunla birlikte olmuyorsa, bu durumdan hiç hoşlanmam. Bunu yapmak yerine, hoşlandığı erkekle birlikte olmasını tercih ederim." Kadınlara olan tüm bu davranışlarına karşın, kadınların hala neden ona bu kadar hayran olduğu sorusunu ise şu şekilde yanıtlıyor: "Çevremdeki erkeklere ve onların kadınlara yaklaşımlarına bakıyorum da, çok saçma tipler... Beni tercih etmelerini haklı buluyorum..." Gülümseme Basında, aşklarıyla ilgili çıkan haberlerin %80'ninin ise yalan olduğunu söylüyor. Reklam cingılında yer alan "kadınlar indirmeye değmez" sözü konusunda savunusu ise şöyle: "Sözler benim değil. "İndirmek" kelimesi internet üzerinden yüklemek anlamında, yani argo değil." Eski sevgililerinin çoğuna hala hayran. Ve onlardan biri isterse hemen çocuk sahibi olabileceğini söylüyor. Aslında tüm umarsız görünümünün altında, yine de onda tutkulu birşeyler olduğu kesin. Mesela konserlerinde kimi zaman tacize uğradığını, kolyelerinin çalındığını söylüyor. Tacizciler bir keresinde yüzüğünü de almaya çalışmışlar ama canı pahasına yüzüğü korumuş. "Onu veremezdim. Çünkü o eski sevgilimin hediyesiydi. Bu nedenle benim için anlamı ve değeri çok büyük" diyor. Ayrılıkların ardından aşk acısı çekmediğini söylüyor. Zaten uzun zamandır aşık da olmamış. Aşk onun için şarkısında da dediği gibi; Nedensiz sevmekmiş... Beğendiği belirli bir kadın tipi yok. Kadınların daha çok tavırları onu etkiliyor. Ama Kim Novak'ın gençlik dönemine duyduğu hayranlığı da dile getirmeden geçemiyor. Evli olduğunu iddia edenlere cevabı ise kesin: "Hayır, yanılıyorsunuz"... Başkalarını değil ama kendini affetmeyi seviyor. Özellikle ona konserlerde eşlik eden grubuna karşı hiç affedici değil. İyi çalan müzisyen değil, ortaya ruhunu koyan, tutkulu çalan müzisyenlerle çalışmayı seviyor. Bu konuda hata kabul etmiyor. Ve grubuyla fazla muhatap olmamaya özen gösteriyor. Onlara bilgileri bayan vokalisti aracılığıyla iletiyor. Konser öncesi kendisi bizzat prova yapmıyor. Provalarda, şarkıları, erkek vokalisti seslendiriyor. O da orkestrayı dinleyerek direktifler veriyor. Konserlerinde öyle, limuzin, özel tuvalet, makarna gibi istekleri olmuyor. Onun konserlerdeki istekleri, hep ses ve ışık düzeni konusunda oluyor. Bu arada üzerine sarı ve yeşil ışık yönlendirilmesinden nefret ediyor. Bu konuda çok titiz, detaycı ve ısrarcı olduğu da konser organizatörleri tarafından dile getiriliyor. Kalem ve kağıtla arası çok iyi. Çalışma masasının üzerinde, telefonun yanında, mutfakta, yatak odasında onlara bolca rastlamak olası. Bir de çok sevdiği sözleri kaydettiği bir defteri var. En sevdiği sözlerden biri şu "Ayının kırk tane şarkı sözü varmış, kırkı da armut üzerineymiş." Cihangir'de bir çatı katında oturuyor. Oranın boyutları itibariyle tek kişilik bir ev olduğunu söylüyor. Kendi evi. Annesiyle birlikte ev sahibiyle sıkı bir pazarlık yapmışlar ve denize nazır bu evi çok düşük bir fiyata satın almışlar. Kendisini manik- depresif olarak tanımlıyor. Manik durumundayken daha mutlu olduğunu ve pek şarkı sözü yazamadığını söylüyor. Ona, depresyonlar daha çok yarıyormuş. Bu konudaki sloganı şu "Herkesin biraz depresyona ihtiyacı vardır." Albümünün isim şarkısı, "Onyedi" de depresif durum gözlenebiliyor. Sözler kendisini anlatmıyor ama yine de o, "Onyedi" demesi yok mu? İnsanın içini acıtıyor. Yaşamın gündelik sıradan ve sıkıcı olaylarından uzak durmaya çalışıyor. Ve daha uçarı yaşamak için uğraşıyor. Bu durumun onu yaşadığı dünyaya yabancılaştırmadığını aksine "ait olma" hissini güçlendirdiğini söylüyor. Müziğini yaparken, "Ben olsam bunu dinler miydim?" diye soruyor. Böylece kendi müziğini yapıyor. Bunu biraz bencilce buluyor. Ama bunu söyleyenlere şöyle yanıt veriyor: "Olabilir. Ama sanatın ana gerekliliği bencil olmaktır" diyor. Sevdiği müzisyenler ise, Mazhar Alanson, Leonard Cohen, David Bowie, en beğendiği gruplar ise,Travis, Radio Head, U2. Müzikte 60'lı-70'li yılların duyarlılığını ve soundunu seviyor. Bir çoğunun aksine, onun müziğini, Türkiye sınırları ötesine taşımak gibi bir isteği ve çalışması yok. En sevdiği kedinin adı "karpuz" Onun haysiyetli ve kibar bir kedi olduğunu söylüyor. Sade esprilerle insanları gülme krizlerine sokmaya başarabilen insanlardan. Kitapçı gezmekten hoşlanıyor. Birlikte olmaktan en çok keyif aldığı arkadaşları ise; Sertab Erener, Şebnem Ferah, Demir Demirkan. En sevdiği yazarlar, Raymond Carver, Milan Kundera, Paul Auster ve Kurt Vonnegut Jr., Gülten Akın ve Orhan Pamuk, Gündüz Vassaf, Nabokov, Anthony Burgess, Romain Gary. Onun da yazarlık denemeleri var. Bazı dergi ve gazetelerde köşe yazıları yayınlanıyor. Roman taslakları da hazırlıyor. En sevdiği köşe yazarları; Murat Belge, Hamet Babaoğlu, Ahmet Altan. Randevularına sadık olmasıyla tanınıyor. Cihangir'de ofisinin çatısına çıkıp güneşlenmeye bayılıyor. Hemen her zaman Beyoğlu ve çevresinde dolaşıyor. Sanatçı yönünün Beyoğlu'ndan beslendiğini söylüyor. Sinemayı seviyor ama Hollywood filmlerini değil. O daha çok küçük bütçeli Avrupa yapımı filmlerini beğeniyor.. Sinan Çetin'in "Romantik" filminde oynamaktan hoşlanmış. Ama sinemada kamera önünde rol yapmaktansa, senaryo yazmaya ve yönetmenlik yapmaya daha çok küçük bütçeli Avrupa yapımı filmlerini belki de b,iliyosunuzdur
« Son Düzenleme: Şubat 26, 2008, 19:16 Gönderen: Amélie » Kayıtlı
şebokolikk
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 18


« Yanıtla #4 : Mayıs 12, 2006, 18:12 »

teoman ı bn çok seviyodumm hala seviyorum ama eskisi kdr diill bundan önceki albümünü pek sevmedimm bu albümü dee eskiden daha iiydi sankii
Kayıtlı
Kenny
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı -20
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 100



« Yanıtla #5 : Mayıs 17, 2006, 15:03 »

sevmediğim bi insandır
Kayıtlı

Oh my god they killed Kenny!!!
amazonn
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : Mayıs 19, 2006, 14:41 »

niee yha hos adamdırr teoman ben cok severımm hos solerr guzeldır sebomun sesıylee nınnı gıbı gıderr
« Son Düzenleme: Şubat 15, 2008, 20:35 Gönderen: Amélie » Kayıtlı
horkuc
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 57



« Yanıtla #7 : Mayıs 19, 2006, 19:03 »

evet şeboyla birlikte çok güzel yaaa..
Kayıtlı

..: KoRKaRaK YaŞıYorSaN YaLnıZCa HaYaTı SeYreDeRsiN :...
maytap
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 348



« Yanıtla #8 : Haziran 12, 2006, 08:46 »

kişiliğini de severim ben teomanın
eski albümlerini daha çok beğeniyorum ama yine de iyi kaset çıkarıyor
Kayıtlı
tuuce
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 46


« Yanıtla #9 : Haziran 15, 2006, 15:08 »

bn teomanı çk seviorum ya bnce süper şarkıları fln kndisini de seferm şeboyla yaptıı şarkılar da çk güzel...
« Son Düzenleme: Şubat 15, 2008, 20:37 Gönderen: Amélie » Kayıtlı
kübra
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı -1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 36


« Yanıtla #10 : Haziran 15, 2006, 21:27 »

ısınamadım sevemedim bi türlü!!!!
« Son Düzenleme: Şubat 15, 2008, 20:39 Gönderen: Amélie » Kayıtlı

eli kızım uyan
celebrindal
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 468



« Yanıtla #11 : Haziran 20, 2006, 15:34 »

ben de pek sevemedim tamam bazı güzel şarkıları olduğunu kabul ediyorum ama ne biliyim işte sevemedim bir türlü
Kayıtlı

Hiçbir psikolog insanı tuvaletten daha fazla rahatlatamaz...

Neden savaşıyorlar biliyor musun?Dünya insansız başladı ve insansız bitecek de o yüzden!...
damla_sebo
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 112



« Yanıtla #12 : Haziran 26, 2006, 16:15 »

Yok kesinlikle son iki albümde bozdu..Eskiden neydi Teoman benim için ya..Rockın kralı falan derdim..Şimdi öyle bişey diyemiyorum maalesef..O "Paramparça" günleri.."İki Yabancı" günleri..Bozmuş işi iyice..Neyse bundan sonraki albümlere bakiciim artık.. :wink:
Kayıtlı
stigmata
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 722



« Yanıtla #13 : Haziran 28, 2006, 00:04 »

çooksevdiğim ve çok başarılı bulduğum bi insan
ayrıca amcamın arkadaşı olan bi insan...Gülümseme
« Son Düzenleme: Şubat 15, 2008, 20:45 Gönderen: Amélie » Kayıtlı
~TRiBaLiZe~
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 648



« Yanıtla #14 : Haziran 28, 2006, 09:39 »

benmde çook sevdiğim bi sanatçı..
ve babamn konserine bizsiz gittiği kişilk)=
« Son Düzenleme: Şubat 15, 2008, 20:47 Gönderen: Amélie » Kayıtlı

.......Buck Fush........
Sayfa: [1] 2 3 ... 10   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı