Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 12   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zahter Şiirleri  (Okunma Sayısı 74610 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : Temmuz 30, 2006, 16:58 »

O An

bütün imkanların imkansız
oldu an vardır
o an gözlerine baktığım zamandır
sanki başka alem başka zaman
bir bilinmez ki bildiklerimden yaman

bütün zamanların tanımsız
olduğu an vardır
o an seni düşündüğüm zamandır
sanki başka düş başka rüya
bir hayal ki hayal etmekten ala

bütün duyguların ruhsuz
olduğu an vardır
o an seni sevdiğim zamandır
sanki başka his başka hal
bir aşk ki ancak bilir Zülcelal
Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : Temmuz 30, 2006, 16:59 »

Dur Gitme

ellerini çekme benden
tek dayanağım sensin
sen yoksan ben:
ruhsuz bir beden

ellerini çekme benden
kırılıp düşerim sonra
tuzla buz olurum
kırılan her bir parçamdan
yeni bir sen doğururum
doğan her yeni sana
yeniden aşık olurum

ellerini çekme benden
tutunacak başka dalım yok
yaşamın farkı ne ölmekten
yoksan yanımda sen

ellerini çekersen eğer
boşlukta kalırım
hüzün vadisinde yuvarlanırım
yuvarlanırken adını haykırırım
adının her yankılanışında
hep seni ararım

ellerini çekme benden !
Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #17 : Temmuz 30, 2006, 17:00 »

Islak yürüyüş

adın mı yazıyor her yağmur damlasında
yoksa bunlar göz yaşların mı
bu toprak kokusu teninden mi geliyor
ıslanmışım sırılsıklam aklımda sen
ürpermemde sen üşümemde sen
içime sızıyor göz yaşların, adın
sen bana uzak olduğun kadar, ruhuma yakın
bir akşam yağmuruyla gelsen
‘’mısralarında yaşattığın ruh benim’’ desen
Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : Temmuz 30, 2006, 17:00 »

Ne vakit…

ne vakit sesin sesime değse
ruhumu sağır eden bir çığlık oluyor
dilsizim yanında
ne sesim ne soluğum çıkıyor

ne vakit gözün gözüme değse
ruhumu kör eden bir ışık oluyor
amayım yanında
ne yakın ne uzak anlaşılıyor

ne vakit düşün düşüme değse
ruhumu yok eden bir infilak oluyor
duygusuzum yanında
ne sevdiğim ne sevmediğim hissediliyor
Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #19 : Temmuz 30, 2006, 17:01 »

Senden Uzakta

sesim hasret kalınca sesine
rüzgara söylerim diyeceklerimi
bilirim bir akşamüstü lodosta
o sözcüklerin iliklerine işleyeceğini  

gözlerim bulamayınca gözlerini
bakarım lacivert gökteki dolunaya
bilirim bir gece vakti karanlıkta
pencerenden sızıp içeri gireceğini

ellerim uzak kalınca ellerine
dokunurum kuşların birine
bilirim yağmurlu bir günde
sırılsıklam sığınacak pencerene

benliğim arayınca varlığını
hayalin kurcalar aklımı
bilirim uykusuz gecenin sabahında
gün değil ruhun doğacak odama
Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #20 : Temmuz 30, 2006, 17:02 »

Bilmiyorum

 ustura  keskinliğinde bir soğuk
 bir bulut bile yok gökyüzünde
 zift karası aysız bir gece
 bilmediğim bir isim zihnimde
 bilmiyorum kaç harf, kaç hece

 bir sessizlik kar gibi bembeyaz
 sıfırın altında neşter gibi bir ayaz
 dar geliyor ciğerime göğüs kafesim
 daha önce duymadığım bir his içimde
 hiç yaşamadığım, olmadığım biçimde

 bir sıcaklık avuçlarımdan parmak uçlarıma
 bir ateş içimde alevsiz, külsüz ,dumansız
 uzanıyor ellerim hayaline dokunuyor saçlarına
 bir yangın; büyüyor ruhumda zamansız amansız
 
 çözemediğim bir bilmece :
 bilmiyorum kaç harf, kaç hece
 
 Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #21 : Temmuz 30, 2006, 17:02 »

***

sonsuzluk denizinde yarattığın
düş takasının kürekleridir umut
asılırsan canhıraş,kırılır
bırakırsan batarsın sonsuzluğa

 yaşamak bir sızıdır yüreğinde
 ağrıdıkça anlarsın manasını
 önemsemezsen sancı alır seni
 uyanırsın hayat uykusundan

buğusunda titrediğin gözlerde
kaybolmak ve orda  tutsak kalmaktır aşk
kaçmaya çalıştıkça yakalanırsın
kaderine razı olursan yaşamdan uzaklaşırsın

Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #22 : Temmuz 30, 2006, 17:03 »

Değil   

arkanda ışıkları küçülen şehrin
haberi yok gittiğinden
gitmek isteyen yolları sever zaten
şehirleri değil
ve geleceğinden de haberi yok
sabah gün doğumunu karşılayacağın şehrin
ulaşmak isteyen  kavuşmaları sever zaten  
otogarları değil
gözünden mercan damlayan
gül yüzlü o yarin haberi yok sevdiğinden
seven sevdaya aşıktır zaten  
şahsa değil

Abdullah Abalı
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #23 : Temmuz 30, 2006, 17:04 »

beyit

bir tas gibi kalınca kafa iskeletin
ardında kalır tastan döktüklerin
Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #24 : Temmuz 30, 2006, 17:05 »

Çıkmaz Sokak

her günün birbirine benzediği anda
işte o zaman başlar gerçek kavga
düşman da kendinsindir dost da
bazen dürüstlük bulursun aynalarda
kimi zaman sahtekarlık da

dönüp de mazine bakarsın
yüreğine düş kırıkları batar ağlarsın
örselenir aşkların korkarsın
pişmanlıkların çarpar yüzüne yanarsın
geçmiştir o günler farkına varırsın

ıraklardan bir yolcu gözlersin
yüreğinden bir infilak beklersin
aklından intiharı geçirirsin
hiçbiri olmaz yine  kendine dönersin
çözüm ordadır aslında bilemezsin

Abdullah Abalı
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #25 : Temmuz 30, 2006, 17:06 »

beyit-2
aslında göz yaşıdır aşkı alevlendiren
halbuki su söndürür ateşi her neviden
Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #26 : Temmuz 30, 2006, 17:06 »

Virane Öykü

bir ince  namenin sesinde aramak seni
kızıl kadehlerde yudumlamak geceleri
bir fukara dilencinin inlemesi yırtarken
gecenin o hazin, o derin, o kör-sağır sesini
tahta kokan boş banklara sormak seni

yakamoz saçarken  altınlarını Akdeniz’e
sahilden seyretmek denizdeki gözlerini
beklemek seni gelmeyeceğini bilerek beklemek
kulak vermek en ücra sese bakmak en olmadık ize
ve sevdalanmak hayaline ,hayalinin denizdeki aksine

bir sonbahar sabahını daha sensiz karşılamanın hüznü
şafak anımsatıyor bana sensiz geçen dünü bugünü
aynalarda görüyorum sevda uğruna tutuşan ömrümü
iyot kokan rüzgar vurur yüzüme bu yangının külünü
bu virane öykü hep bir başına koyup gidenlerin ürünü
 
Abdullah Abalı
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #27 : Temmuz 30, 2006, 17:07 »

Sevda

zamandan anı çalar her hoş eda
hiç görmediğin
ve asla gitmeyeceğin
uzak bir şehirdir sevda

bedenine ruh katılır her sonsuz bakışta
hiç yüzmediğin
ve asla seyretmeyeceğin
engin bir deryadır sevda

dert veren odur ki; derman da onda
hiç hastalanmadığın
ve asla iyileşmeyeceğin
tuhaf  bir illettir sevda

ömründen ömür yer her veda
hiç dalmadığın
ve asla ayılamadığın
garip bir düştür sevda

Abdullah Abalı
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #28 : Temmuz 30, 2006, 17:08 »

***

bu altın kaplama sevdalar bana uzak
ben bu iki yüzlü sevmelere tutsak
dokunamaz elin elime
değemez gözün gözlerime
alışkın değilim sahteliklere
ne olur seviyorum deme
inanmak geliyor içimden bile, bile
beyaz patiskada belli olur her leke
yalvarırım git ,git ruhumu kirletme
Abdullah ABALI
Kayıtlı
zahter
Ziyaretçi
« Yanıtla #29 : Temmuz 30, 2006, 17:09 »

Seni Sevdim

yalınayak gece,çırılçıplak ayazın koynunda
hasretin, ekmek kavgası gibi boynumda
peşimde sülükler sömürmek isterken  özümü
sakin ve duru sularda açtım gözümü
sığındı ruhum ay parçası tenin koyuna

dımdızlak caddeler,tenha karlı şehre gider uzayarak
sevdan başımda,emek gibi temiz,emek kadar ak
pusuda hainler yok etmek isterken bedenimi
gördüm zifiri karanlıkta uzaktan nur gibi seni
sığındım aydınlığına yaşama aşka susayarak

şimdi bırakamam ellerini yapmam kaçamam senden
sen en şerefli derdest edilişimsin, en güzel kelepçemsin
tükense de nefesim hayatımda hep doğru söyledim
ben ilk seni ve sade seni sevdim  sen bendin ben sendim

Abdullah ABALI
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 12   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı