Sayfa: 1 ... 6 7 [8]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ''Hg''den Şiirler  (Okunma Sayısı 41492 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #105 : Kasım 22, 2009, 22:15 »

Mavi  Göz
Bir çift mavi göze bakıyorum
İçimi derinden okşayan
Bir çift mavi göze bakıyorum
Nerede olduğumu unutturan
Mavi gözler böyle güzelmi olur?
Yoksa benim gözlerimmi güzel görüyor?
Gözleri deniz kadar mavi
Gözleri okyanus kadar derin
O gözlere aşık olmamak eldemi
Mavi gözlüm seni seviyorum dedim
Bir rüyaymış ben ne bileyim
İçimde sızı yapıyor
O bir çift mavi göz dediğim…



                     Musatafa Hakan Gülcan
   15  Ağustos  2000

Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #106 : Kasım 24, 2009, 22:28 »

Öğretmen ve Öğrenci

Bir öğretmenimiz var bizi çok seven
Bir öğretmen var bizi küstüren
Bir bilgi var bizim alacağımız
Onu bize veren öğretmen
Bir öğretmen düşlüyorum hayalimde
Öğretmek ve öğrenmek isteyen
Öğrencilerine gerçek bilgi veren
Bir öğretmen.
Öğrencimidir öğrenmek isteyen?
Öğretmenmidir öğretmek isteyen?
Bu böyle bir ikilem
Öğrenenmi  iyi öğretenmi bilmem?
Bir öğrenciyi düüşünüyorum bir öğretmeni
Hangisi olmayı bilemiyorum belki
Ama öğrenende bir öğretende
Bu nasıl bir öğretmendir?
Öğretmen vardır öğretmek isteyen
Öğrenci vardır öğrenmek öğrenmek isteyen
Öğretmen hayatı öğretir
Öğrenci düşlerini anlar.



                        Mustafa Hakan Gülcan
                        07 Ağustos  2000
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #107 : Kasım 24, 2009, 22:38 »

Çocukluğum
Hem çok güzel
Hemde çok acı günlerim
Koşup oynamak hayattan zevk almak
Çocukça kalmak isterdim hep
Biraz büyüyorum…
Benimle birlikte sorumluluklarımda büyüyor
Zaman geliyor çığ gibi eziyor beni
Hep kaybeden ben oluyorum
Kazanan başkaları.
Tam kazandığım dediğim yerde
Son darbeyi  alıyorum hep
Biraz daha büyüyorum
Aşık oluyorum seviyorum
Ama yine derdim bitmiyor
Çünkü aşkımı söyliyemiyorum
İçin için yanıyorum bir zaman
Bazen sevinçten uçuyorum
Bu hayat beni hep ağlatacakmı
Bilmiyorum…


                           Mustafa  Hakan  Gülcan
                           4   Eylül  2000
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #108 : Aralık 09, 2009, 23:29 »

                                                     Ayrılık

Hadi git ardına bakmadan
Bırak beni bu ıssız gecelerde
Yalnız başıma
Ama sakın bir daha dönme
Dönsende eski günlerimizi hayal etme
Sakın aldanma kendine
Güneşin batışını seyredemeyiz eskisi gibi
Güneşin doğuşunuda seyredemeyiz
Birbirimize güzel sözlerde söyliyemeyiz
Bir gün Leyla gibi pişman olup düşme yollara
Beni unut ta mahşere kadar
Bir gün ama yinede beni görmek istersen
Beraber hayal kurduğumuz koya gel
Yada denizi taşladığımız kayaya
Hiçbirinde bulamazsan beni
Kimsesizler mezarlığına bir uğra



                  Mustafa Hakan Gülcan
                  4  Eylül  2000
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #109 : Şubat 21, 2010, 21:16 »

                                     AŞK


Bir yol var gidilmesi gereken
Bir aşk var bilinmesi gereken
Bir güzel var görülmesi gereken
Bir fırtınadır bu,  aşk denilmesi gereken

Aşık olur insan ilk bakışmada
Severde bilemez insan yıllarca
Bir gün onu kaybedince anlar aşkını
Tren kalkmıştır o zaman raylar yaslı

Aşkını kalbine işler silinmemek üzere
Aşkını kumsala yazar silinsin diye
Bu nasıl aşktır anlamayana
Anlatamaz,  o da bimez nasıl bir aşktır bu

Günlerce haftalarca  yemez içmez
Belki  delirir bir güzel yüzünden
Denize bırakır kendini  alıp götürsün diye
Aşkını başka bir sahilde aramak için.


                  

   
                                                      Mustafa  Hakan Gülcan
                  8  Ağustos 2000
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #110 : Şubat 28, 2010, 23:03 »

Oyunlar öğretmek istiyorum elimde elma şekeri
Zamana inat sürmeli bitmemeli
Lüle lüle saçları hep sallanmalıydı şehirde
Hüzün ona uzak olmalıydı

Gülen çöp adam olsa bile yakın
Elinde kırışıklık olmasın
Güneşten kavrulsa İstanbul
Hiçbir yeri yanmasın
Bırak İstanbul yansın isterse
Dımdızlak çıksın öteden beriye
Küçük kızım oyunlar oynasın üstünde

Ağlama sesi geliyordu binlerce kilometre uzaktan
İçinde kuş sesleri, arı sesleri vardı
Ağlıyordu yakınımda da insanlar
Umrumda desem yalan

Küçük kızım konuşuyor bugün
Büyüdüm ben anlasana diyor
Saçlarına fön yapmış dümdüz
Küçük kızım değişiyor bu aralar
Kaçamak oyunlar yüklenmişti hafızalarına
Oyunun adı adam kandırmaca
Galip geleni yok hep kaybeden var
Oyunun adı adam asmaca

Gözlerini büyütüp baktı son kez
Küçük kızım ölüyor muydu
Ellerimde soğukluğunu hissettim
Uslanmaz ruhum son oyununda
Çok geç kalınmıştı sesler fışkırıyordu
Bıyıklı adamın başı önünde
Mavi gözleri kan çanağı içinde
Yeni renk olşturuyordu geceye yakın
Ak saçlı kadın kendinden geçiyordu
Oğlunun içindeki küçük kız ölüyordu
Küçük kız oğlunu bırakıyor oğlu boş vermiş
Elinde siyah kalemler yazıyor
Hayatının son kelimeleri ölüm oluyordu
Geriye bıraktığım, içinde ölen küçük kızım

Mustafa Hakan GÜLCAN
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #111 : Mart 30, 2010, 20:36 »

Çamurlu Sokaklar

Çamurlu sokaklarda kırıklarımı aradım
Ağlamak hüzünlendirdi bileklerimi
Bırakamadım yaşlarımı döküldü kalbim
Uzakta değildi toplayacak olan
Kumardı sonu oyunların, çamurlu sokakların

Ölüm pusu kurmuş derdi eskiden birisi
Lahit istemezdi nereyi bulsan cennet
Üşümek yoktu sıtma vardı kuraktan
Yorgun olmak ölüm demekti dinlenmek yok
Oyunlara ortak olan yok
Ruhunu şeytana satmak , bedava almak, kaybetmek
Uzunca zaman en sevdiğini
Marifeti bu çamurlu sokakların

Bırakamadım beni bana
En çok onu özledim metrelerce yakınımda
Neresindeysem kırık kuyunun

Ama kaybediyorum çok güçlü olduğumdan güçsüzüm
Firem haddini aşmış
Fırtına belimde, bedenimde, elimde bıraksam
Ecel olur yarım millete yarım yaşayanlara
Terkedilesi çamurlu sokaklar bırak beni

Bırakıyorum seni bana kendimi çamurlu sokaklara
En iyisi bu olacak belli sihirim sensin
Neden bilinçaltım derinden geliyor
İnadına çamurlu sokaklar seni ben seni istiyorum

Hırkalarım var soğuktan daha soğuk
Gözlerim ölümüm kadar hain anlamsız nedensiz

                                                                         
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #112 : Mayıs 08, 2010, 16:37 »

Çöküş

Gidiyordu güneş gün batımına yanaşırken
Ben de yanında sarmaş dolaş duygularla
Tuttum, soğudu, sıyrıldı, açıldı
Beynimdeki uğultular makinalardan beterdi
Kin akıyordu dudaklardan nefret kol geziyor
Her bir sinir hücresi alarmdaydı savaş için
Sonra kapıdan girdi ve yeni bir uğultu
Kopuyordu bedenimden gidiyordu
Her bir santimetrede kelkaya kafama vurup
Sonra hışımla kalkıyordu
Yeniden daha sert inmek için
O darbelere alışamadım parçalanmadım
Bölük pörçüktü içim halbuki
Ne git diyen vardı ne de gel diyen
Kaybolan bendim  göz önünden
Arka sokaklara, sonra çukurlara
Haketmek vardı güneşi savaş bitmedi
Gün ne zaman doğar bimemki

                                                                           Mustafa Hakan GÜLCAN

Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #113 : Ağustos 08, 2010, 21:18 »


Gözyaşları Paslı Şehir
Kim biliyorki doğduğun zamanı İstanbul ?
Batıp gideceğin güne ışık tutabilsin.
Bağrında binlerce yarayla kalktın ayağa
Binlerce yıllık şanlı tarihin var arkanda
Güçlü ruhunla ayaktasın hala.

Kavaktan çıktınmı Yoros’a
Karadenizin azgın ucu yanında
Kabuğuna çekilip sus pus duramazsın
Sen Karadenizin küçük oğlu sayılırsın
Senin rızan olmadan Karadeniz ölmez.

Koşup çıksan bir solukta
Mısır çarşısından İstiklal’e
Kalabalığın içinde varlığını unutursun.
Yokluğunda kendinin
Selam durursun milyonlarca düşe
Her renkten her çeşitten sevgiye
Selam durursun binlerce yıllık geçmişe.

Beyazıtta bir öğleden sonra
Hayatının renkleri değişecek bir anda
Sultan Ahmet tüm ihtişamıyla karşında.
Dönüp baksan Ayasofya’ya
Fatih’in ayak sesleri kulaklarında çınlamakta
Topkapı Sarayı boğazı kesiyor
Boğazdan geçen selam vermekten korkuyor.

Girdiğin kapıdan sonra
Gece gündüz kalmadı aklında.
Yüzlerce direk ve su damlacıklarının  arasında
İnsanı mest eden Medusa
Kim soktu kafanı toprağa ?
Athena’ya öfken bitermi ruhunda ?
Gözyaşların sürecekmi Yerebatan ?
Güneş batıdan doğana kadar.



Sen benden iyisin,  ömürsüzsün
Ya çıksan benim gibi mezarların arasından Piyer Lotiye
Ölümün acı sesleri gelir kalbine
Senin kalbin benim bunu bil İstanbul
Öldüğümde yeni kalbini
Git Cerrahpaşada bul.

Sana layık olmadı olamaz kimse
Güzel yüzünü sevdalılarına bir daha göster
İki kıtayı birbirine bağladın
Konstantinapolis senin adın
Sonsuza kadar yaşa mutlu günlerde
Sonsuza kadar yaşa yaslı gecelerde.

O kadar  insana beşiklik ettin
Dünya üzerindeki her nesilden yetiştirdin
Herkes sahip olmak istedi sana
İngilizi, Fransızı, Yunanı, İtalyanı
Hepsi tek Fatih kadar sevmedi
Ondan başkası seni içine sindiremedi.

Unutma sen sakın Ulubatlı Hasan’ları
Ellerinde yalınkılıç Karadavutları
Her gün her gece yaşadığın aşkları
Unutma İstanbul .
Unutma seni senden çok sevenleri.

Nutkum tutuluyor Kız Kulesine bakarken
Üsküdardan geçip yanına inerken
Tarih doluyor ciğerlerime
Ruhum düşündüklerimle kaldı
Şimdilerde karmaşa içinde
Atı alan Üsküdarı geçti bile

Beyazıtın taş sokaklarında
Gönül oyunları oynuyor güvercinler
Ataları kadar serbest değiller ama
Gönül oyunları oynanıyor hala Beyazıtta
Boğaza selam duran minareleri var
Denizi kesen kulesiyle birlikte
Beyazıt sende yücesin bu şehirde.

Yıl 1920
İşgal etti İstanbu’lu  ingiliz gemileri
Herkes suskun hareketsiz
İsyan patladı bir ağızdan
Geldikleri gibi giderler! Dedi
Demedi deme İstanbul
Mustafa Kemal’de  seni sevdi

Geçerken Dolmabahçe’nin önünden
Zamanın nehirlerinde yolculuğa çıkarsın
Son bakışlarını fırlatırken martılar
Saat  21 45
Zaman umursamaz adımlarla yürüyor
Bir genç elinde meşale seni bekliyor.

Dünyada sana küskün İstanbul
Zamanın dişlileri hayatları değiştirirken
Dünyanın beyni,  kalbi ağrıyor
Yetmişiki milletin kalbi atıyor
Dünyanın kalbi yasta,  ağlıyor
Temizle kendini İstanbul
Güneş her sabah sana doğuyor.

Sense suskun,  kabuğuna çekilmiş bekliyorsun
Vakit kalmadı bunu sende biliyorsun
Kaldır başını İstanbul
Dünya beynini,  kalbini geri istiyor.
Paslı gözyaşların akmasın artık
Hasret kalmasın aydınlık sana
Güneş soğuktan donmak istemiyor.



Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
Sayfa: 1 ... 6 7 [8]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı