Sayfa: [1] 2 3 ... 8   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ''Hg''den Şiirler  (Okunma Sayısı 41456 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« : Nisan 02, 2006, 15:36 »

hg nin şiirlerine ne oldu nerde hepsimi silindi  :twisted:  :twisted:  :twisted:  :twisted:  :twisted:  :twisted:  :twisted: :wink:  :wink:  :wink:  :wink:  :wink:  :wink:
« Son Düzenleme: Ocak 25, 2008, 13:11 Gönderen: aLone she » Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
//Morris/
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Nisan 02, 2006, 17:42 »

hakan forum yok sen şiirleri arıyon Kahkaha  bekliyoruz bakim ne olacak bende bişey bilmiyorum..
Kayıtlı
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #2 : Eylül 10, 2006, 20:57 »

GÜNEŞİN SESSİZLİ?İ

Parıldıyor doğduğu saatten beri bedenimin yoluna
Çok sıcak değil mevsim kış
Hava soğuk beden yorgun sevmeye
Ayrılık zor, güneş sessiz, ben yokum...
Son kez diyorum sana bu son haberin olsun
Birkez dönüp baksan ben mutluyum
Elimde yılların yorgunluğu uzanmış
Düşürmek zoruma gider toprak soğuk
Güneş sessiz...
Güç kanallarımda kopmalar var koşamıyorum martılarla
O uçmak anladım ama yaşamak imkansız
Deniz dalgalarından bıkmış
Rüzgar kendinden habersiz can alır
Bulutlar kapatmışlar gökyüzünü
Hemde kapkara olanlar
Güneş sessiz...
Can alınıyor o köknar ağacının dibinde
Gecenin zifiri karanlığında
Taşlar şahit, ağaçlar ağlar
Yolunu kaybetmiş yolcular yok
Ay ışığında bıçak inip kalkar
Durduracak güç yok sinekler suskun
Güneş başka bir kıtada...
Burda olsada sesiz...
Son kez suya bıraktı kendini
Bütün pislikleri temizlensin diye
Bazen sıcak bazen soğuktu
Tam bir curcuna vardı
Kalbi paramparça  ikinci dakika
Hepsi kalbine üşüşmüştü
Orda ne aradıklarını hiç bilmiyorlardı
Sadece şanslıydılar o dakika prianalar
Daha doğduğu ilk dakika
Güneş sessiz....
Gökyüzüne bakıyordum elimde ayrılık mektubu
Masmavi düşler bedenimde
Son defa vazgeçmek için baktım kendime
Hiç gerek yoktu
Sonum belliydi şu dakikada
Ayrılık şarttı
Çünkü devam ediyordu
Güneşin sesssizliği...
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #3 : Eylül 14, 2006, 21:22 »

PASLI GÖZYAŞLARI

Buz kesmiş duvarlara yaslanmak güzel değil
Gelinlik beyazına bürünmüşken dağlar
Kader kendiliğiden gelmezdi
Kader neyse onu ben yazardım
Kirli gözlerimden akan kan kırmızısı
Paslı gözyaşlarım elimde damlalarca
İçinde boğulmak haram bana...
Omuzumdan aşağı salınan derin  bıçakalar
Üzerime yeni dakikalar kazıdılar
Son kez bakmam gerekiyordu aynaya
Kirli gözlerimle aşka bulmak  için
Paslı gözyaşlarımı aynaya akıtmak
Zırıltılı sesler, tınılarla
Güneş yapmalıydım kendime
Yanlıştı evet yanlış
O paslı gözyaşlarımı kuruturdu
Bana yağmur, kar, ıslaklık, aşk gerekiyordu
Sulu sulu...
Deminlerden kalmıştı içimdeki acı
Gözler herzaman yalan söylemeyi bilir
Vazgeçmek istiyorsan
Gelinlik rengi güllerden
Parlak güneşte uzan ve bekle
Durgunluğunda nehirlerin
Dallar taşınıyor uzak kıyılara
Yolculuk ayaklardan başlıyor kuşlar sessiz
Geceler anlamsız, dakikalar sürgün
Bir sonraki dakikaya
Ağlamak garanti gözlerim kirli
Paslı gözyaşlarım buldu çiçekleri...
Maviliğine uzandım karanlığın
Gözler kapalı, damarlar çekik
Kuytuluğunda  kayboldum bedeninin
O kadar derin olduğunu bilemezdim
Yusyuvarlak taşlardan örülü
Derin ve yuvarlak kuyunun dibinde
Ağlıyorum kirli gözlerimle derinlerde
Kimse paslı gözyaşlarımı görmesin diye
Hayat durgun sözler anlamsız
Gözyaşlarım paslı...
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #4 : Eylül 26, 2006, 22:51 »

RUHSUZ

Çıplak dallarda sevişiyor rüzgarlar
Yaprak kalmamış fırtınalar derin
Her dal bölüyor rüzgarları
Hücreleri kokuyor uğultunun karanlığında
Işıklar sessiz,  saatler durgun
Kokular geliyor; yanık kan kokusu
Canını almış ağaçlar rüzgarların
Her sigarada yanmış parça parça
Her dal ayrıca durgun.
Sallanmak güzel değil gecenin bu saatinde
Fırtına içine işliyorsa
Arkasından yağmur bekliyorum
Sonrasında kar ve buz
Kaymak geliyor içimden ayaklarımda yaralarla
Bölebilmek fırtınayı atlayabilmek uzağa
Uzak bana benden yakın dakikalar sessiz
İçimde acı günlerin sarhoşluğu
Önümde şeytan tümseği
Geçip geçmemekte kararsızım
Dizim yanaştı önce eski yaralara nispet
Yenisi çok yakın
Arkasına baktı ve güldü
”Sana azdır bunlar”gelen salgı buz
Hava soğuk, hücreler yavaş, anlar durgun
Uyku geliyor buzların kırmızılığında
Yapışmak güzel bazen tablom tümseğin belinde
Güneş açmasada günlerce gezilse...
Tırnaklı bir el hissediyorum
Fosforlu saatim 02.00
Kalbime doğru gidiyor sıcaklar soğuyor
Hırıltısı içime işledi
İçim onun içinde şu dakika
Haftalık dergilere konu
Gecenin sessizliğinde kırmızı buzdaki adam.
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
//Morris/
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : Eylül 28, 2006, 20:36 »

Şiirlerin çok güzel hakan :wink: Önceden çok vardı.Diğerlerinide paylaşırsan sevinirim.
Kayıtlı
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #6 : Ekim 08, 2006, 04:47 »

TİTREYEN BEDEN BENİM
Çok hüzünlenme sabahın bu saatinde
Emeklerim kaybolsa da
Geçmişimin derisinde yara izleri
Canımı alsada bakma arkana
Koş hayvanlar gibi güç senin
Korkma o gördüğün benim titreyen bedenim.
Sanki varolan ben uzakta
Ağlayan o duvarın dibinde
Geçmişin derin yaralarını taşımak güç
Ben güçlüyüm zaman bana ağlıyorsa
Zaman dediğim benden hep kaçtı
Uzaktı gölgem ışıklar solgun, renksiz, durgun
Üferme sesi geliyordu bana benden uzakta değil
Korkma toprak  titreyen beden benim
Sana kendimi, ruhumu, aşkımı
Ödünç aldığım yaralarımı getirdim.
Yeniden doğdum şimdi
Çok pahalı olsada değerdi
Bir denize kurban verdim kendim kurtuldum
Her kaybolanın arkasından ölen ben
Dirilen her seferinde benden daha kuvvetli
Biz ikimiziz ama ne o ben nede ben o
Ortak nokta tek titreyen beden benim...
Her kesiğimde geçmişimin izleri
Dört dikişlisini çok iyi hatırlarım
Tıpkı kılıç gibi olmuştu
Sanki bilerek kaçmıştım kendimden
Usulca karanlığına sığınırken geçmişimin
Sessiz ve yasaklı odada son yudumunu çekiyordum
Karanlık şahitti ışıklar suskun
Ben yalnız.
O odada titreyen beden benim...
Saklanmak gerekti geçmişimden
Güzel gözyaşlarım vardı geleceğe sakladığım
Kıvırcık saçlı kıza ağlayacak
Onun yaş..... esir kendime düşmandım
Deli gömlekleri istedim kendime
Bir tane yetmez ben çok deliydim
Bak gene geliyor titreme
Biraz sonra sonkez titreyecek bedenim....
Sen hep kaçtın yarış değildi bu
Aşık olunca anlatmanın kitabı yoktu
Ben sana hastaydım seni bilmiyorum
Kaçtın gittin şimdi dönüyorsun.
Bu titreyen beden benim
Sonkez olduğunu az önce söyledim
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #7 : Ekim 21, 2006, 16:21 »

UZUN KARANLIK

Güneş çıkıyordu vakti geldiği için
Enlemler boylamalar gereği
Camlardan bakmıştım geleceğin anlamsızlığına
Elimde bir sen kaldın
Neden diye sormak gelmedi içimden
İnsanlığımdan utandım uzun zaman
Nedenini sorarsan hayvanları çok seviyorum...
Sadece mutlu anlar isterdim hayattan
Enine boyuna yaşamak günlerimi
Sessizlikten usandım bazen
Sinirlerim benden daha yorgundu
İzler çaresizdi karanlıklar uzun
Ziller çalıyordu geliyorum seni almaya diye
Lanetler yağdırsamda gelen yoktu almaya
İnişlerden kaçmak gerekiyordu
? gibi kaçışı yoktu
İnişlerden başka yolum kalmadı
Nedense kaçmak istemiyordum
Durup savaşmak varken sonkez
Elma gibiydi savaşmak çekici geliyordu...
Halim kalmadı diye düştüm yere
Anlamsız yakarışlardan uzaktım elimde aynalar
Kalemimi kırmıştım ama aynalar durduruyordu
Akacak kan değil yılların umudu
Nehir olmak vardı
Ilık ılık sularda temizlenmek
Nağmeler dilde kirli kan içimde...
Gül olmak vardı şimdi
Öpüyordu belinden tutup buram buram kokluyor
Zehirleniyorum yavaş yavaş
Yol burda bitiyor
Alacakaranlığında geçmişin
Şiirlerden vazgeçtim
Lambalar ışıklarını söndürüyor soğuk fazla
Aralardan sızıyor bedenime aşk yaralarından
Rahatlıyor ruh,kelimeler kesin, karanlık uzun
Işık ışık çözülüyor, karanlık baskın....
Hırsızlığın vakti gelmişti veren alıyordu
Gülmeyin boşuna o zaten benden ayrı yaşıyordu...
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #8 : Kasım 28, 2006, 01:33 »

GİDİŞİN ASLI

Hayat kendiliğinden bana doğru akıyordu
Bilinmez ruhların  getirdiği şehvetle
Kanatlarını açan kuşlar küskündü geleceğe
Havada karbonmonoksit fazlaydı
Kuşlar rahatsız havanın kirinden
Boğulmak istemiyorlar havada uçarken
Ölümleri yerde olmamalıydı
Onlar yere hiç inmeyeceklerdi...
Soğuktan düşler kuramıyordu kediler
Sadece yaşamak önemliydi
Ecele boyun eğmek ne güzel şey
Mevsimlerden sonbahar hüzün kokuyor buhran buhran
Saatler saniye saniye ilerliyordu manasızca
Son kez ruhuma şeytanın tohumlarını ekmiştim
Ne biçeceğimi bilmeden...
Hüzün dolanıyordu artık etrafımda
Doksanyedi güzel bir sayıydı
Sanki bitmişliğin ifadesi
Onlarca ses akıyordu bedenime doğru
İstediğimi duyuyor diğerlerini reddedebiliyorum
Güçlü olmak çok güzel
Sevmek gibi
Sevilmememekse çok kötü
Belki ölmek gibi.
Boşuna değildi kırmızıya düşkünlüğüm
Sabahın ilk ışıklarıyla yazıldı üzerime
HG
Kısa adım böyleydi
Hava soğuk herşey yok gibiydi
Sadece kırmızı hissediliyordu
Kaçmak yakışmıyordu bana ama
En sonunda bir gün kaçmak  şarttı
O gün gelmiş benim haberim yok...
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #9 : Aralık 16, 2006, 13:26 »

 BAŞKA  ODA

Pencereden doğanın yoluna bakmak güzeldi
Hatıralar kendiliğinden işlerken
Sıcak bir bakış fırlattım geleceğe
Her ne kadar ruhumdan uzak olsada
Başka oda vardı onun aklında...
Benim düşlerim onun gerçekleriydi
O gecenin karanlığında
Bakıp mutlu olmak o kadar önemli değildi
Sadece olmak vardı yaşamaktan uzak bazen
Fırtınalarla doludizgin
Son defasında başka odada  ayrılmak olmamalıydı...
Korumasız görünüyordu  uzaklardan
İçinde yaşanan aşk yok sayılarak
Hep geri çekilenler vardı
Uzaklara bakmaktan korkanlar
Işığa arkasını dönüp ağır adımlarla
Son kez affedilmek istenenler
Durgun gözlerle bakıyorlar şimdi hayata
Başka odalara hapsedildiler çünkü...
Aramaya geldi kaybolan gençliğini
Kavak yapraklarının arasında
Mevsimlerden sonbahar yapraklar sararmış
Ayaklarını sürüdü sürüdü yapraklara
Toprağın üzerindeydi hemde
Uzun zamandır toprağa ayağını sürmemişti
Ruhu temizleniyordu
O ses hiç alışık değildi o sese
Vahşice duygulara kapılmış geliyordu
Affetmek onun hayatında yoktu
Geldimi girerdi hayatına
Durmadı yavaşça salındı içeri
Ağır çekimle beden yere yakınlaştı
Yapraklarla bütünleşme başladı koyun koyuna
Beden sessiz
Başka  oda vardı hayatında...
Çıkmak yoktu ordan
Dünyadaki son karga ölene kadar....
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #10 : Mart 20, 2007, 01:34 »

DONMUŞ SOĞUKTAN

Hava soğuk tüylerim diken diken
Damarlarımda kedilerden kalma gözyaşları
İçime ne zaman aktı nasıl kaldı
Cevbı benden çok uzakta
Küçük kızın yanağındaki gamzede
Hangi küçük kız olduğunu bilen gelsin yanıma
Küçük bir erkek çocuk duruldu soğukta....
Bomboş vadinin beline sarıldı gecenin karanlığında
Aydınlık gibisi varmı
Her aydınlık sonunda gözlerde yaş
Bir yalan daha keşfedildi gerçek bulundu
Küçük bir erkek çocuk duruldu soğuktan....
Ağlıyordu kendinden başka hislerle
Uzanmak güzel olurdu sıcacık yatağa
Kendisini arıyordu ve gözlerindeki düşü
Kaybettiği o soğuk sokakta
Ağlamak yetmiyor betonlar duyarsız
Küçük bir erkek çocuk duruldu soğuktan
Bütün dünya bundan habersiz...
Vakitli vakitsiz uyanıp uyuyor
Çakallar gibi ne zaman bağıracak belli değil
Uğultunun içinde kendinden ruh yok
Hiçbir parçası uymuyor gecelere
Gecenin içinde düşler karmakarışık
Küçük bir çocuk ağlıyor
Durulmuş soğuktan
Aşk ona uçurum bundan sonra
Durulmuş soğuktan ama temizlenmemiş
Kirlerini atmak geliyor içinden
Nasıl yapacağını bilmeyen küçük çocuk atlıyor denize
Sudur temizlenirim diyor...
Karadeniz almış içine aylardan ocak
Haberlerde o akşam, gazate manşetlerinde
Yirmibir yaşında
Karadenizde küçük bir erkek çocuk donmuş soğuktan...
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
Kebnekaiseli_AKKA
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : Mart 20, 2007, 09:02 »

Masum bu şiirlerin sahibi kim ?
Kayıtlı
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #12 : Mart 21, 2007, 01:21 »

çok sert bir soru


benim

hg
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #13 : Mart 24, 2007, 01:34 »

KAYBETTİM

Delice gözlere baktım güneşin doğuşunda
Rengi kırmızıya çalan
Ellerimi uzattığımda yoktu karşımda
Rüyamdaymış
Kaybettim kendi boşluğumun beynimin içinde...
Son olacak, olmalı dedim kendimce
Yeminler ettim dönmem geriye
Olmadı hayatı ben yönlendiremiyorum
Ellerini uzat bana
Kaybetmek istemiyorum...
Saat ilerliyor ufkumda yenilikler
Düşlerle yoğrulmak güzel şey
Aylar sonra yeniden hayal kurmak güzel
Düzeliyorum besbelli
Baba oluyorum, deniz kokuyorum
İçimde ferahlık tazelik
Kanım son hızıyla akıyor kalbime
Aşık oluyorum...
Tek derdim kaybetmek
Bu kez hayat bana gülsün ilk kez
Çok değil istediğim çektiklerime göre
Ben çok şey istemiyorum
Kaybetmek benim olmasın
Elin bedenimde son kez  bakıyorum
Sıra gözlerime gelmiş
Onlarıda kaybediyorum...
Son bu zerre kaldı elimde artıklardan
Bakmak yasak bundan sonrasına...
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
hakan13
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #14 : Mart 26, 2007, 20:58 »

     SON BAKIŞ

Kırmızı güller aldım sana

Gecenin aydınlığında kaybolan

Derisi kalın hayvan gibiydim üşümüyordum

Balıktım ay ışığı şimalle üzerime akarken

Son gülüşümü aradım denizin dibinde

Nereye sakladım bulamıyorum

Herşey birbirine benziyor burda

Deniz ben ben denizim şu dakika
Akıyorum yıllar önce sana aşık olduğum ana

Son bir kez saatim çalsın istedim

Kurulmamıştı oysa

Tıpkı piyango oynamadan kazanmak gibiydi

Oynamadan kazanmak mümkün olmazki.

Elime aldığım makineye bakıyorum

Son demlerini yaşıyor ruhum

İstekleri denizleri aştı rüzgara yön verdi

Son bakış içimdeki en büyük yara

Kanaya kanaya aktı okyanuslara

Kirlendi dünya bomboş renkle

Kimisi hızlandı nerden geliyor bu koku diye

Ellerimden  akan geçmişin canı

Çok canlar yaktı eline kalemi aldığında

Bu sefer kendi kaldı karanlıkta...

Saçlarıma baktım aynada

Benim rengime geçmiş beyaza

Hoşçakal ellerim tutunma hayata...
Kayıtlı

hırsızlara inat yaptım sana çamurdan heykeli
güneş kaybolup yağmur yağdığında eriyeceksin belli...
Sayfa: [1] 2 3 ... 8   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı