Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şiir mi İstiyorsunuz? Alın Size En Güzel Şiir  (Okunma Sayısı 8427 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ONCARSAF
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 99



« : Haziran 09, 2008, 21:42 »

 
 
Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
 
Mehmet Akif Ersoy
 
 
« Son Düzenleme: Haziran 12, 2008, 15:48 Gönderen: going under » Kayıtlı

O ŞİMDİ ASKER Gülümseme
ONCARSAF
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 12
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 99



« Yanıtla #1 : Haziran 09, 2008, 21:45 »

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.

abi şu mısralara bak yaaa nasıl bir ruh halinde yazılıyo bunlar acaba;(
« Son Düzenleme: Haziran 12, 2008, 16:46 Gönderen: going under » Kayıtlı

O ŞİMDİ ASKER Gülümseme
plnnn
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 10
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 379



« Yanıtla #2 : Haziran 10, 2008, 22:39 »

güzel şiir, sağol paylaşım için...
« Son Düzenleme: Haziran 03, 2009, 01:41 Gönderen: going under » Kayıtlı
Er0L
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 312


GeLDi GeLior aha Mjs GeLdi..


« Yanıtla #3 : Aralık 03, 2008, 21:25 »

KoNuna  eŞLiK etmek istedİm Uamrım KızmazSın ArkaDaşım Göz kırpan



Ben bencilim biliyorum.
Çünkü seviyorum.
Ve hep sevgilimi hep yanımda istiyorum.
İçerek degil,
Gözlerine bakarak,
Sarhoş olmak istiyorum.
Konuşmak değil,
Dinlemek istiyorum.
Onunla 24 saat yetmiyor yüreğime...
Şikayetim var!
Günleri en az 36 saate çıkarsınlar...



Bu güne gelemiyor,
Ben hala dünde yaşıyorum.
Bu günü hep,
Bir sonraki güne erteliyorum.
Kocaman bir yürek,
Kaldıramayacağı kadar hasret.
Bu özlemi bir güne sığdıramıyorum.
Eziliyor bedenim tik tak'larda...
Onunla 24 saat yetmiyor yüreğime...
Şikayetim var!
Günleri en az 36 saate çikarsinlar...



Onun yanında,
Zaman geçmesin diye dua ediyorum.
Onsuz zamanlarda,
Dakikalari asır sanıyorum.
Teselli etmiyor kurdugum hiç bir hayal.
Ben sevdigimin ellerini yanimda,
İşte tam surda,
Yokluğunda kanayan,
Avuçlarımda istiyorum.
Onunla 24 saat yetmiyor yüregime...
Şikayetim var!
Günleri en az 36 saate çıkarsınlar...
Yada bütün saatleri onun bana geldiği ana kursunlar...
Kayıtlı

YaŞiyorSan  MızmızLanma yaşmıyorsan isYan et MuTLuYsan  Ve GuLe BiLiyorSa OZamaN YoLa Dewam et.  <br /><br /><br /><br />imzam -_- YtrLimi Gülümseme
Er0L
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 312


GeLDi GeLior aha Mjs GeLdi..


« Yanıtla #4 : Aralık 03, 2008, 21:25 »

Bana seni getir aşkım
Ay ışığı gözlerini
Ateş parçası ellerini
Yüreğinin kokusunu getir
Bana seni getir aşkım.
Bir melodi gibi aşk
Dinledikçe güzelleşen...
Dans ettiğimiz o melodiyi getir.
Ruhunu getir
Ruhumla ruhun dans etsin
Bana seni getir aşkım.
Fal baktığımız papatyaları getir
Başıma taçlar yaptığın
Kır çiçeklerini getir
Bana seni getir aşkım.
Aşk masalımızı yazdığımız
Beyaz sayfaları getir
Bana seni getir aşkım
Kayıtlı

YaŞiyorSan  MızmızLanma yaşmıyorsan isYan et MuTLuYsan  Ve GuLe BiLiyorSa OZamaN YoLa Dewam et.  <br /><br /><br /><br />imzam -_- YtrLimi Gülümseme
Er0L
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 312


GeLDi GeLior aha Mjs GeLdi..


« Yanıtla #5 : Aralık 03, 2008, 21:26 »

Yalnızlığımı büyütür kalabalık
Gökdelen'in gölgesine siner
Karanfil Sokak kalınlaşır
yoksul kadın çocuklarıyla
çöplerin üzerine konar
gözleri cam kırıkları
sevgilim gelir yalnızlığım büyür
çocukken gökkuşağına düştüğüm
gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle.

Kimin öznesiydi mevsimler
işkence öyküleri kimindi
ayrılığın sesi miydi adımnlarım
suyu bekleyen uçurum mu
kanatlandım yalnızlığımla son mevsime
içimde bir kedi yavrusu.

Kayıtlı

YaŞiyorSan  MızmızLanma yaşmıyorsan isYan et MuTLuYsan  Ve GuLe BiLiyorSa OZamaN YoLa Dewam et.  <br /><br /><br /><br />imzam -_- YtrLimi Gülümseme
Er0L
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 312


GeLDi GeLior aha Mjs GeLdi..


« Yanıtla #6 : Aralık 04, 2008, 19:03 »

Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılırsa yalnızlık olmaz
Yanar sobasında
Yalnız'ın üşüyen bakışları
Lambasında karanlığa dönük
Bir ışık titrek sönük sönük
Penceresi dışına kapanmıştır
Kapısı içine örtük
Bir sözde saklanmış bir yalanı
Bir gözde okuduğundan
Bakmaz kendi gözlerine bile
Kayıtlı

YaŞiyorSan  MızmızLanma yaşmıyorsan isYan et MuTLuYsan  Ve GuLe BiLiyorSa OZamaN YoLa Dewam et.  <br /><br /><br /><br />imzam -_- YtrLimi Gülümseme
Er0L
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 312


GeLDi GeLior aha Mjs GeLdi..


« Yanıtla #7 : Aralık 04, 2008, 19:03 »

Her gün yürüdüğüm bu yolda,

Dalından düşen yapraklara
bakarım,

Sağa sola savruluşunu

tıpkı benim gibi.

Ertesi
günü yenileri düşer dalından,

Bir gün öcekileri göremessin hayat
gibi.

O Gün yaşananlar biter akşam olunca,

Yaprak gibi.

Her
şeyin mutlak sonu vardır,

Yaşanan sevdalar gibi.

Unuttum sanırsın
,zaman zaman hatırlanır,

Anılar gibi.

Bana nasıl olduğumu
sorma!

Savrulup duruyorum,

Sonbahar yaprakları gibi
 
Kayıtlı

YaŞiyorSan  MızmızLanma yaşmıyorsan isYan et MuTLuYsan  Ve GuLe BiLiyorSa OZamaN YoLa Dewam et.  <br /><br /><br /><br />imzam -_- YtrLimi Gülümseme
sweetgirl
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 89
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4,261



« Yanıtla #8 : Ocak 12, 2009, 04:59 »

paylaşımın için saol güzel hepsi
Kayıtlı

'' Koşmak istesem de sana hayat beni geri çekiyor.. ''
pis_iskelet
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 50
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 6,419


kan ve göz yaşı her yer ölü kokuyo...


« Yanıtla #9 : Nisan 22, 2009, 23:03 »

emepe saygı ONCARSAF  seninkiler süper
Kayıtlı

(6)Ölümün Zevkinide Ölünce Tadıcaz(6)
seda-92
Yalnız..
Forum Ekibi
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 61
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3,655


Yeniden koş yollarda...Durma!


« Yanıtla #10 : Mayıs 30, 2009, 01:34 »

hepsi çok güzel şiirler...payleşım için teşekürler...
Kayıtlı

Yokluğun varlığın bir
Dünüm yok yarınım sır...!
shebo
rabiSHebOzgen
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 144
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,364



« Yanıtla #11 : Temmuz 02, 2009, 01:54 »

hepsi çok güzel şiirler...payleşım için teşekürler...

Aynen.
Kayıtlı

Sen nasıl başardın, yüz yıllık ağaç gibisin; nasıl böyle kaldın, büyürken eskimeyen eskise de değerlenen.
sebokolikbeyza
Melek
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 54
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2,424


Üzgünüm... Özledimm..


« Yanıtla #12 : Temmuz 27, 2009, 13:57 »

evet özellikle ilk olan
Kayıtlı

Take me to the magic of the moment
 On a glory night
 Where the children of tomorrow share their dreams
 With you and me
 Take me to the magic of the moment
 On a glory night
 Where the children of tomorrow dream away
 In the wind of change

 ...
dark_angell
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 3
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 166



« Yanıtla #13 : Eylül 05, 2009, 13:27 »

SİSLER BULVARI

elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk

sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü
kesik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateşler yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk

sisler bulvarı'nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarıda bulutlar yürüyordu
terkedilmiş bir çocuk gibiydim
dokunsanız ağlayacaktım
yenikapı'da bir tren vardı

sisler bulvarı'nda öleceğim
sol kasığımdan vuracaklar
bulvar durağında düşeceğim
gözlüklerim kırılacaklar
sen rüyasını göreceksin
çığlık çığlığa uyanacaksın
sabah kapını çalacaklar
elinden tutup getirecekler
beni görünce taş kesileceksin
ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!

sisler bulvarı'ndan geçtim sırılsıklamdı
ıslak kaldırımlar parlıyordu
durup dururken gözlerim dalıyordu
bir bardak şarabda kayboluyordum
gece bekçilerine saati soruyordum
evime gitmekten korkuyordum
sisler boğazıma sarılmışlardı

bir gemi beni afrika'ya götürecek
ismi bilmiyorum ne olacak
kazablanka'da bir gün kalacağım
sisler bulvarını hatırlayacağım
kırmızı melek şarkısından bir satır
lodos'tan bir satır yağmur'dan iki
senin kirpiklerinden bir satır
simsiyah bir satır hatırlayacağım
seni hatırlatanın çenesini kıracağım
limanda vapur uğuldayacak

sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
ağaçları yatıyordu yoksuldu
bütün yaprakları sararmıştı
bütün bir sonbahar ağlamıştı
ağlayan sanki istanbul'du
öl desen belki ölecektim
içimde biber gibi bir kahır
bütün şiirlerimi yakacaktım
yalnızlık bana dokunuyordu

eğer sisler bulvarı olmasa
eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
sabah ezanında yağmur yağmasa
şüphesiz bir delilik yapardım
hiç kimse beni anlayamazdı
on beş sene hüküm giyerdim
dördüncü yılında kaçardım
belki kaçarken vururlardı

sisler bulvarı'ndan geçmediğim gün
sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
yağmurun altında yalnızım
ağzım elim yüzüm ıslanıyor
tren düdükleri iç içe giriyorlar
aklımı fikrimi çeliyorlar
aksaray'da ışıklar yanıyor
sisler bulvarı ayaklanıyor
artık kalbimi susturamıyorum

     Atilla İlhan
Kayıtlı

qülüyrum  herşeye rağmen...

  ağlayamam qidenler yüzündennn...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı