Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sevdiğiniz Şiirler  (Okunma Sayısı 23074 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yhvh
Banlanmis Üye
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı -200
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 270


« Yanıtla #15 : Kasım 04, 2007, 13:27 »

HAYATTA BEN EN ÇOK BABAMI SEVDİM
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardanbitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla- Ha düştü, ha düşecek...
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.

Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!..
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi,
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40'ı geçerse ateş, çağ'rırlar İstanbul'a.
Bir helallaşmak ister elbet, diğ'mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teştifine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin.
Daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

CAN YÜCEL
Kayıtlı
sleeper
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 198
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 813


But god have destroyed my life


« Yanıtla #16 : Kasım 04, 2007, 23:17 »

Yok Karşılığı Yüzünün
Senin sana rağmen bir yüzün var
Herkesin ilk aşkına benzeyen
Beklemek kadar acı , anlamak kadar zor
Nedensiz ölümlerin suskunluğu gibi
Yok karşılığı yüzünün

Senin sana rağmen bir yüzün var
Herkesin ilk aşkına benzeyen
Yaklaştıkça imkansız uçurumlar
Nedensiz hayatların o büyük acısı gibi
Yok karşılığı yüzünün
Kayıtlı

never again stop my pain
sleeper
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 198
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 813


But god have destroyed my life


« Yanıtla #17 : Kasım 04, 2007, 23:20 »

Cehennem Meleği
Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan
gülüşünü as intihar koğuşlarına
çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir
nasılsa taşra hep hazırdır aşka

Üzülme, sakın dönme kendine
tesellisi ol cehennemin
cehennemin son meleği ol

Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan
gülüşünü as intihar koğuşlarına
çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir

Nasılsa taşra hep hazırdır aşka
Kayıtlı

never again stop my pain
ezmag_3392
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2



« Yanıtla #18 : Kasım 05, 2007, 01:45 »

Beni koyup gitme ne olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup gitme ne olursun
Bir deniz kıyısında otur.
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin çocuğun olur
Beni koyup gitme ne olursun
Sonun kötüye varacak
Beni koyup gitme ne olursun
Elimi tutuyorlar ayağımı
Yetişemiyorum ardından
Hevesim olsa param olmuyor
Param olsa hevesim
Yaptıklarını affettim
Beni koyup gitme ne olursun
Seninle gelmeyeceğim yine de
Beni koyup gitme ne olursun


ATTİLA İLHAN
Kayıtlı
wildeyes
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 175
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 6,793



« Yanıtla #19 : Kasım 18, 2007, 19:30 »

ayasofya yazdıın yalnız opera şiirini ben gecen sene ezberlemiştimm KahkahaGülümseme
Kayıtlı

'Please bring me my wine'

Bir ağaç bulunur ama
Gökyüzünü başımın üstünde görmek
Bana yasak...
Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« Yanıtla #20 : Kasım 21, 2007, 14:38 »

Yalnızlık

Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,
Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.

Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü,
Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı.
Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü
Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.

Bir ayna parçasından başka beni kim anlar,
Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde?
Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar;
Aynalar da olmasa işim ne yeryüzünde?

Cahit Sıtkı Tarancı
 



Kayıtlı
RoseWilD
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 209
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,386



« Yanıtla #21 : Kasım 25, 2007, 09:46 »

KENDİNE İYİ BAK

“Kendine iyi bak” bir "veda" değil "elveda" cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...

"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“

“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”

Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."" "

Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine İyi Bak” gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar…

Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine İyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.

Kendine iyi bak derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, "kendine iyi bak" derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye
unutulmayan nağmeler.

Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için, "kendine iyi bak" derler. "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.

Kendine iyi bak bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. "Kendine iyi bak" deme bana. Nokta koyma.

Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem… Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?……….

Peki o zaman. Senin istediğn gibi olsn. Öyleyse...Sen de "KENDİNE İYİ BAK."


 
..................
« Son Düzenleme: Kasım 27, 2007, 13:27 Gönderen: _wild_ » Kayıtlı
mavilik_88meltem
lavinia
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 19
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 968


melek değilim ama atama bekliyorum


« Yanıtla #22 : Aralık 06, 2007, 09:47 »

TAHİR İLE ZÜHRE MESELESİ
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.

meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahir'i zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
BU ŞİİRE HAYRANIM
Kayıtlı

"coca colayım hayatın tadıyım, roccoyum çok şekerim, albeniyim bahanem çok, çikolatalı gofretim arkadaşlar beni sevmeyen varmı ?"
plnnn
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 10
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 379



« Yanıtla #23 : Şubat 19, 2008, 17:37 »

O OLMAZSA YASAYAMAM ...
 
O olmazsa yaşayamam.' demeyeceksin.

Demeyeceksin işte.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.


Çok sevmeyeceksin mesela.

O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle O daha az sever seni,

Senin O'nu sevdiğinden.

Çok sevmezsen, çok acımazsın.

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.


Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.

Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.


Çok eşyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,

Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,

Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak...

'O benim.' diyeceksin.


Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.

İlle de bir şeye ait olacaksan,renklere ait olacaksın.

Mesela turuncuya, yada pembeye.

Ya da cennete ait olacaksın.


Çok sahiplenmeden,

Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,

Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın.

Ucundan tutarak...

Can Yücel

Kayıtlı
plnnn
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 10
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 379



« Yanıtla #24 : Şubat 19, 2008, 17:38 »

ÖĞRENDİMKİ
Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki...
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki...
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.

Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki...
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anl..... gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anl..... gelmez.

Öğrendim ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor

Kayıtlı
SeBoKoLiKo
İ_z_M_i_R_l_i
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,513


Hem utanmaz, Hem utangaç...


« Yanıtla #25 : Ocak 10, 2009, 00:05 »

BAĞLANMAYACAKSIN



Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

CAN YUCEL
Kayıtlı

Benim hala umudum var.
sweetgirl
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 89
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4,261



« Yanıtla #26 : Ocak 12, 2009, 04:57 »

Ne güzel şey hatırlamak seni;
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipek dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...






--Yumdum gözlerimi
Karanlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin

Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda herşey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan





--Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.


MAZIM HİKMET
Kayıtlı

'' Koşmak istesem de sana hayat beni geri çekiyor.. ''
AshLee
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 8
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 334



« Yanıtla #27 : Mart 17, 2009, 21:41 »

...
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,

Rüzgarlarla,nehirlerle,kuşlarla beraber.

Günlerden sonra bir gün,

Şayet sesimi fark edemezsen,

Rüzgarların,nehirlerin,kuşların sesinden,

Bil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme,müsterih ol;

Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,

Ve neden sonra

Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,

Hatırla ki mahşer günüdür

Ortalığa düşmüş seni arıyorum



Cahit Sıtkı
« Son Düzenleme: Mart 17, 2009, 21:51 Gönderen: AshLee » Kayıtlı

  ne sen varsın ,
ne ben varım...
sebokolikbeyza
Melek
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 54
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2,424


Üzgünüm... Özledimm..


« Yanıtla #28 : Nisan 26, 2009, 16:02 »

1-Yalnızlığımın yorulduğu yerdeyim
Gecenin en soğuğunda
Hüzünlerin en acımasızında
Islak caddelerde
Gökyüzüm ağlıyor
Her damlasıyla acılarını akıtarak.
Sensizliğime sarıldım
Üşümemek için.
Ne gülünç değil mi?
Oysa bütün yaralarım
Seni kaybetmekten
Günah mıydı ki seni sevmek?
Cehennemi yaşadığım bu şehirde
Olmuyor sen varken.
Yaşayamıyorum sensizliği
İçimde hala sen dururken.
Keşke biterken
Alsaydın sevgini de
Böyle acı vermeden…

   2-  Belki bir gün sevdiğim
Belki bir gün
Tekrar sevebilirim seni aşkın tüm saflığıyla
Belki bir gün sevdiğim
Özlerim seni yine delicesine
Belki bir gün
Akan gözyaşlarım sana adanır sadece
Belki bir gün sevdiğim
Yokluğunu fark edip üşürüm karanlıklarca
Issız gecelerimde adını haykırırım
Sağır duvarlarıma
Senden bir haber aşkımı yaşarım içimde
Kabuk bağlamışken yaralarım
Kanatırım hepsini tek tek
Anılarla boğuşup yatağımda
Islak yastığımda uyuyup kalırım
Belki bir gün sevdiğim
Çıkartırım sevgini
Körelmesi için attığım karanlıklardan
Sen bana yetişmekte Geç kalmazsan…
                                bn yazdımmm
Kayıtlı

Take me to the magic of the moment
 On a glory night
 Where the children of tomorrow share their dreams
 With you and me
 Take me to the magic of the moment
 On a glory night
 Where the children of tomorrow dream away
 In the wind of change

 ...
sheboisecil
güŁ √ Śє¢iŁ √ є¢є
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 207
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 10,043



« Yanıtla #29 : Ekim 08, 2009, 20:40 »

SİZ HİÇ ...


Siz hiç ölesiye sevdiniz mi ?
Ölüm kelimesini dahi duyduğunuzda içiniz titrediği halde
Korkuyu diline saplayıp ama ;
Yüreğini ortaya koymayan, köşe bucak saklayan
Daha sonrada sakladığınız yeri unutup yıllarca onu aradınız mı ?

Kestiniz mi hiç şah damarınızı kanınız akmadığı halde
Ağladınız mı hıçkırasıya
Şah damarınızı kestiğiniz için değil kanınız akmadığı için
Veryansın ettiniz mi_?

Peki hiç ömrünüzü kısalttınız mı sevdiğinizin ömrünü uzatma pahasına
Dualar ettiniz mi gecelerce ölü görmek için onu rüyanızda
Sizin hiç kabusunuz tatlı bir rüya oldu mu _?

Ve siz hiç oldunuz mu _?
Aynada kendi ölünüzü seyrettiniz mi_?
Aradınız mı kendinizi telefondan öldüm mü kaldım mı diye merak edip _?
Sırtladınız mı tabutunuzu
Hiç piç hissettiniz mi kendinizi babanız sizi kucaklarken
Gökyüzü toprak bayramlıklarınız kefeniniz oldu mu hiç size_?

Ve Sizin hiç gözlerinizin önüne değirmen kuruldu mu _?
Kullanılmak için gözyaşlarınız....

Necip FazıL Kısakürek
Kayıtlı

AkLımın sokakLarını arar sorarken kim biLir ben kac kaLp kırdım..
Zamanın istasyonunu trenLer gecerken kim biLir kac kez kacırdım..
Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı