Sayfa: 1 2 [3]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nazım Hikmet  (Okunma Sayısı 37445 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Lauter Laute
Şebokolik
Daimi Üye
*****

Teşekkür Sayısı 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 821



« Yanıtla #30 : Haziran 03, 2010, 18:42 »

 Bugün ölümünün 47.yıldönümü. Ne denilebilir bilmiyorum Nazım Hikmet hakkında.. Biliyorum ne yazarsam yazayım eksik kalacak. Rakamlar ne kadar açıklayabilir bilmiyorum ama; 62 yıllık hayatının 28 yılını demir parmaklıklar içinde geçirmiş bir özgürlük adamıydı.. 'Özgürlük' için yaşayan bir devi demir parmaklıklar içine kapatanlar adına, bugün bile Nazım Hikmet'in değerini anlayamayacak kadar küçük insanlar adına utanıyorum!

Şiir gibi bir insandı.  Herhangi bir şiirinin içinde yaşamak isterim bazen.. Ne şanslıdır onun ağzından çıkmış kelimeler..

"şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz..."
 
Kayıtlı

"Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandhi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu."

John Lennon


  Şebnem Ferah.. ♥     
Lauter Laute
Şebokolik
Daimi Üye
*****

Teşekkür Sayısı 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 821



« Yanıtla #31 : Haziran 04, 2010, 14:52 »

OTOBİYOGRAFİ

1902'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim

kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin

hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ'dan Havana'ya

Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır

partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim

951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın

içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim

bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu

yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak

kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.



11 Eylül 1961 / Doğu Berlin.
Nazım Hikmet Ran
Kayıtlı

"Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandhi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu."

John Lennon


  Şebnem Ferah.. ♥     
Finally Free
Forum Ekibi
Sebocu
*****

Teşekkür Sayısı 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,664



« Yanıtla #32 : Haziran 04, 2010, 15:06 »

'Ölüm yıldönümünde Türkçe'nin büyük şairinin anısı önünde saygıyla eğilirken, onu özgürce, rahatça anan yeni kuşakların bugünlere kolay gelinmediği gerçeğini ve ödenen bedelleri unutmamasını diliyorum.' demiş Zülfü Livaneli bugünkü yazısında.
Okumanızı tavsiye ederim güzel bir yazı olmuş.

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=309171&Categoryid=4&wid=5
Kayıtlı

If I could have my wasted days back
Would I use them to get back on track?
Stop to warm at karmas burning ,
Or Look ahead, but keep on turning.
Ş.Fesrah
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 15
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 775


Gülümse bir kez benim içim eğer duyuyorsan...


« Yanıtla #33 : Haziran 04, 2010, 15:12 »

çok değerli biriydi...kendisi burda olmayabilir belki fiziksel olarak yaşaması imkansız  ama en azından eserleriyle o yaşıyor...
Kayıtlı


   Yalnızlığımla iyi geçinebilirim ama beni   beklenmedik yalnızlıklar korkutuyor...
mentamM
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 24
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 306


Deniize açıldımm...S.S.A.S.G.Y.


« Yanıtla #34 : Temmuz 12, 2010, 18:44 »

Kan konuşmaz kitabını herkese tavsiye ederim ..
Kayıtlı

''Ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım ...''
sheboisecil
güŁ √ Śє¢iŁ √ є¢є
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 207
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 10,043



« Yanıtla #35 : Temmuz 16, 2010, 18:20 »

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
Kayıtlı

AkLımın sokakLarını arar sorarken kim biLir ben kac kaLp kırdım..
Zamanın istasyonunu trenLer gecerken kim biLir kac kez kacırdım..
ozlem35_
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 106
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3,388



« Yanıtla #36 : Eylül 08, 2010, 15:55 »

Kayıtlı
Sayfa: 1 2 [3]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı