Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Can Yücel  (Okunma Sayısı 36883 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
melo_s
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 107


« : Mayıs 18, 2006, 00:26 »

AKDENİZ YARAŞIYOR SANA
 
Akdeniz yaraşıyor sana
       Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
       Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
Köpekler havlıyor uzaktan
Demin bir çocuk ağladı
Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
Denizi tokmaklıyor balıkçılar
      Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
      O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği
 
Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hala
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım
 
Ben senden öğrendim deniz yazmayı
Elimden düşmüyor mavi kalem
Bir tirandil çıkar gibi sefere
Okula gidiyor öğretmenim
Ben de ardından açılıyorum
Bir poyraz çizip deftere
Bir ada var sırf ebabil
Dönüyor dönüyor başımda
Senle yaşadığım günler
Gümüş bir çevre oldu ömrüm
Değince güneşine
 
Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
Gözlerim kamaşınca senden
Ölüm belki sularından kaçırdığım
O loş suda yıkanmaktır
Durdukça yosundan yeşil
Kulaç attıkça mavi
 
Ben düzde sanırdım yıkıntım
Örenim alkolik asarım
Mutun doruğundaymışım meğer
 
Senle çıkınca anladım
Eski Yunan atları var hani
Yeleleri bükümlü
Gün inerken de öyle
Ağaçtan izdüşümleriyle
Yürüyor Balan tepeleri
Yürüyor bölük bölük can
Toplu bir güzelliğe doğru
 
Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize
                                                              
                                                     Can Yücel
« Son Düzenleme: Nisan 19, 2007, 15:59 Gönderen: Nosebleed » Kayıtlı
melo_s
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 107


« Yanıtla #1 : Ekim 29, 2006, 19:47 »

ANAYASASI İNSANIN  
                                                       Ustamız Eluard’ın izinden  
Kan yasası bu insanın:  
Üzümden şarap yapacaksın  
Çakmak taşından ateş  
Ve öpücüklerden insan!  
Can yasası bu insanın:  
Savaşlara yoksulluklara  
Ve binbir belaya karşın  
İlle de yaşayacaksın!  
Us yasası bu insanın:  
Suyu şavka döndürüp  
Düşü gerçeğe çevirip  
Düşmanı dost kılacaksın!  
Anayasası bu insanın  
Emekleyen çocuktan  
Uzayda koşana dek  
Yürürlükte her zaman  

                            Can Yücel
Kayıtlı
zardanyonca
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 14



« Yanıtla #2 : Aralık 24, 2006, 16:35 »

Yanlızlık


yalnızlığa dayanırımda,birbaşınalığa asla,

yaşlanmak hoş değil,duvarlara baka baka...

bir dost göz arayışıyla...

saat tıkırtısıyla....

korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla...ama;

günü aydın,akşamın iyi olsun diyen biri olmalı...

bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

yoksa zor değil,hiç zor değil,demli çayı bardakta karıştırıp,

bir başına yudumlamak doyasıya....

ama;

çaya kaç şeker alırsın?

diye soran bir ses olmalı ya ara sıra......

Can Yücel..
Kayıtlı

Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım
Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi
Ansızın toprakla dolması gözlerimizin
Karnımıza o çirkin böceklerin girmesi
Kim bilir ölüm belki de bir çilenin sona ermesi
Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözle bakmak
Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın
Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak
Kenny
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı -20
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 100



« Yanıtla #3 : Ocak 11, 2007, 17:04 »

ali özgentürk can yücelle ilgili  bir anısını anlatmıştı tv8 de.can yücel hapisteyken ali özgentürk her hafta can yüceli ziyaret edermiş ve her gittiğinde bir torba dolusu üzüm götürürmüş.bigün ali özgentürk can yücelin bu kadar üzümü ne yaptığını merak etmiş.biraz soruşturdktan sonra öğrenmiş ki can yücel üzümlerden içerde şarap yapıyormuş.

"kadınlar hakkında ne düşünüyosunuz"  sorusuna  "düşünmüyorum s...yorum"  diye cevap vermişliği vardır.bi duruşmadada hakimin "neden bu adama hakaret ettin"  sorusuna  "hakim bey g.te g.tten başka ne denirki"  diyerek hakimi kahkahalara boğmuştur.ama en güzeli duygu asenaya soktuğu laftır bence;

duygu asena------"nazım hikmet bence kartpostal şairidir"
can yücel----------"kart sensin postalda ****** girsin"
« Son Düzenleme: Ocak 11, 2007, 19:30 Gönderen: //Morris/ » Kayıtlı

Oh my god they killed Kenny!!!
Nosebleed
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Nisan 19, 2007, 16:01 »

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim
 
Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
 
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici - hep , hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti
 
Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,
 
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
-------------------------------------------------------


Yeşil Şiir

 

Baktıkça çoğalır yıldızlar gecede

Parmaklarınla sayılmaz;

Kimi duyulur, kimi duyulmaz,

Dinledikçe çoğalır gecede,

Sesler gelir,

Ya hızlıdan, ya yavaştan.

Her şey kendi dilince konuşur;

Karanlık örtse de üstünü

Gecede devam eder renk renk

Ağacın dalında, rüzgarda;

Her şey kendi rengince konuşur.

Gözlerini kapatır beklerdi;

Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır,

Beklerdi işitinceye dek

Ağacın dalında, rüzgarda;

Yeşili duydu mu uyurdu

Rüyasında...

 

Kayıtlı
Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« Yanıtla #5 : Mayıs 26, 2007, 11:37 »

 

BİR SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI

 

Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri, 

Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman'dan sonra 

Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik, 

Başımızda perensip sahibi bir başçavuş. 

Niğde üzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz... 

 

Bi sen eksiktin ayışığı 

Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya!
Kayıtlı
Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« Yanıtla #6 : Mayıs 26, 2007, 11:40 »

İTİRAZA İTİRAZIM VAR

 

Süt limanlarında poyrazlarla lodoslar oluyorum

Döndükçe, döndükçe başım, martılar kusuyorum

Derya bir Kuran-ı Kerim yapraklarını bir bir açıyorum

Karış, karış, karış, karış, karış, karış, karış karıştırıyorum

Bakara oynuyorum Fatiha'nın Bakara suresiyle

Ve zarlarla ki hepsi ayrı bir Sure alayıdır

Nedir diye, nemenedir bu arabesk diye diye

Martılar bu şakası yok, akaraplar tarafından ağlanılan

Bir mersiye - şad olsun ruhu - Tamburi Cemil Bey'e

Odeon bir rekorla koşan bir gramafonmuş bu dünya

Kurdukça dönüyorum, döndükçe çalıyor, çalınıyorum

Ben ki Kibariye bir hırsız ve Ferdi Tayfur kadar eski bir sipiker ve

                                                         kokoyiniman

Kendimden kendimi çalıyorum, kendimle, kendimle kendimi

Yaşasın mahşere dek bu kısır olmayan döngü

Yaşasın Veli`fendiler'de mahşerin o dokuz doğuran süvarisi

Benden önce de vardı, benden sonra da tufan

Yaşamak ölünmez ki yaşamayı yaşamaklan

Gönderin de Hasan-hüseyin emminin, dalgalandıkça bu kırmızı don

Bir arabesk bu, ister sol olsun, ister sağ

Ve indikçe kustuğum martıların güzel gözlerinden yaşlar

Çaputlar kalkıp kalkıp Marmara'nın dalga kıranlarından

Kondu-konacak geceleri Hacı Bektaş-ı Veli'nin türbesindeki o milyon

              yıllık dut ağacının dallarına

Bu şiir ve bu nane, ifademe mani olmayan bir damla meni

Lumpen kesilmiş şahsımın kuzgunlaşmasıyla birden göğe ağan

                                     ve ağaran meçhul bir artısıyla

Ki istersen demevi bir RH pozitif de olabilir.

İşte bu şiirin kendini çektikten sonra Kodak'la nefsine nefes etmesidir

Zaten şiir denen nesne, eski bir an'aneyle, doğan çocuğun kulağına

        ezan makamıyla isminin üflenmesidir

Ya da tınlatmaktır içinle için için olan tambur ola ki evreni

Ve de çınlasın deyuu Neyzen'in neyi (görülmemiş hiç neyin çınladığı

bu ana dek)

Ve en arabesk ve en çağdaş adamımız Orhan Veli'nin kuzular kulağına

Maraz ve menapoz, muhteris ve muteriz itirazlara itirazim var,

itirazim, itirazim

Ama halka, halka halka halkalanan halka dünden ve yarından

                         her zaman razıyım.
Kayıtlı
Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« Yanıtla #7 : Mayıs 26, 2007, 11:43 »

ÖYLE Bİ

 

Temiz gömlegimi giydim talimden sonra

Ayaklarını yıkıyor çeşme başında erler

İşte sen öyle bir serindin

Tuzladan kaptılarla inerken şehre

Ne güzel şey sivil denmesi çıplağa

Ve gün-açık penceresinden meselerin

Yamacın kuytusuna sokulmuş mavi

Ufacık bi parça deniz gibiydin

 

Şipka biberleriyle konmuş okulun camlarına

Arnavut Köyünün o muhacir güneşi

İste sen öyle bi cumartesiydin

Sahanlıkta saçlarını tarıyor kızlar

Raylar ondan böyle kıvılcımlanıyor

Köşeleri dönerken, önlükleri altından

Dünyaya başlar gibi aybaşlarının kokusu

Kalkan al tıramvaydın ergenlik durağımdan

 

Meyvahoşun orda bir sabahcı kahvesi

Gün ağarmıştı ama ben günaydın demedim

İşte sen öyle ışıklı bir yerdin.

Bilmiyordum hiç burda bir fırın olduğunu

Diz çöktüm asfalta, baktım aşağı, üüüü'üh!..

İşçiler ateşler ay çörekleri

Ve kılıc gibi taze ekmek kokusu...

Dağıttık evvel-allah yalnızlıkları

 

Yaşamak düğünse, sen orda gelindin

Seni soydum, Güler, dünyayı giyindim
Kayıtlı
sleeper
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 198
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 813


But god have destroyed my life


« Yanıtla #8 : Mart 03, 2008, 21:45 »

Ben de ben de herkes gibi gidip bir sahil kasabasında, yeşilin ve mavinin içinde yok olmak istiyorum, artık buralar , bu insanlar, bu çevre boğuyor beni, bizi...ve sizi...

O halde bağlayan nedir elinizi kolunuzu, sizi engelleyenler ....beni de..bizi de.. sizi de.. hep aynı değil mi?

Herkes Gitmek İstiyor

Bu günlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi...
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim,
Öteki de olmuyor;
Yani herşeyi yüzsütü bırakmak göze alınmıyor.
Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
Öbür yanımız "otur" diyor.
"O"tur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık...
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler,
Bir çocuk daha doğurmalar,
Borçlara girmeler,
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben;
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
"Sırtında yumurta küfesi taşımak" diye bir deyim vardır.
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler...
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira!
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabi yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif denk olsa...
Gün içinde mesela;
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün?
Sabah 9 akşam 18...
Sonra başka mecburiyetler...
Sıkışıp kaldık...
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani...
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba..
Ben her bahar aşık olmam
Ama her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç, ama olsun...
İstemek de güzel.
Kayıtlı

never again stop my pain
going under
Sogukdag
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 45
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4,132



« Yanıtla #9 : Mart 06, 2008, 20:25 »

HERŞEY SENDE GİZLİ 

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Kayıtlı

__Sonunda boğulmak olsada benim o sularda yüzmem gerek__


-------------------------------------------------------
The begining of the end
küçük_fare
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 34
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,809


"hüzün kovan kuşu"


« Yanıtla #10 : Nisan 28, 2008, 15:39 »



Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL
Kayıtlı

"Bulutlardı yağmuru getiren
Hüznüm bulut oldu
Yağmur oldu yasak sevdamız
İnatla gurbete doğdu
Acıya büyüdü sevgiler karanlıklar kentinde
Güneşi hiç göremeden
Oynadığımız bir oyundu
Al beni yar götür
Götür buralardan
Bıktım artık hep aynı varoluşlardan
Yitirmekten yitirilmekten
Korkudan korkmalardan
Aldatmadan aldatılışlardan
Hiç almadan hep vermelerden..."
MayınTarlası
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : Mart 08, 2009, 14:47 »

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?


 Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.



 Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?


 ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.



 Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?


 Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...



 Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?


 Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.



 Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?


 Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.



 Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?


 Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.



 Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?


 Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.



 Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?


 Nereden bileceksin?


 Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.



 Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.



 Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..



 Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...



 Can YÜCEL

Kayıtlı
ozlem35_
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 106
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3,388



« Yanıtla #12 : Mayıs 01, 2009, 12:21 »

Sırtımda çıplak
Islak nefesin
Bi gidip bi geliyor

Bu Da Öyle Bir Aşk
..........
 Can Yücel
Kayıtlı
Eidolon
нiç doğмαмış olмαк вεlкidε şüкяεdilмεsi gεяεкεи вişεчdiя...
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 135


' ℓσя∂ ...


« Yanıtla #13 : Mayıs 06, 2009, 16:33 »



Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL

Noktasından virgülüne kadar harika ötesi bir şiir Can Yücel efsanedir ...=)=)
Kayıtlı

After the Last Tree has been cut down,
After the Last River has been poisoned,
After the Last Fish has been caught,
Only then will you find that Money cannot be eaten.
SeBoKoLiKo
İ_z_M_i_R_l_i
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 28
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,513


Hem utanmaz, Hem utangaç...


« Yanıtla #14 : Mayıs 07, 2009, 19:32 »



Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL

Noktasından virgülüne kadar harika ötesi bir şiir Can Yücel efsanedir ...=)=)
Kesinlikle süper bir şiir. Can Yücel'in en çok sevdiğim şiiri.mükemmel ya başka lafa gerek yok bence  Göz kırpan
Kayıtlı

Benim hala umudum var.
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı