Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Aziz Nesin  (Okunma Sayısı 12038 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« : Haziran 06, 2008, 16:57 »

AZİZ NESİN'İN YAŞAMI
Aziz Nesin, asıl adı Mehmet Nusret, Nesin 1915 yılında İstanbul’da doğdu.
Türk gülmece yazarı. Gazetecilik, yayıncılık yaptı. Toplumun kimi tiplerini olağanüstü bir ustalıkla karikatürleştiren, bürokrasiyle alay eden, devlet çarkının işleyişindeki bozuklukları gülünçleştiren yapıtları, adının yurt sınırlarını aşarak başka ülkelerde de tanınmasını sağladı. Buna karşılık, savunduğu görüşlerden dolayı sık sık kovuşturmaya uğradı; yargılandı; hapis ve sürgün cezaları çekti. Toplumun her kesiminde, her gün yaşanan olayların çelişkili yanlarını, bunların doğurduğu gülünç durumları, her çevrede rastlanan tipleri konu edinen gülmece, romanlar yazdı.

Aziz İsmini Babasının ismi olduğu için kullanmıştır Yapıtlarında toplumsal bozuklukları, haksızlıkları, fırsatçılığı, bürokrasiyi, yanlış değer yargılarını kıyasıya eleştirdi. Çok geniş toplulukların kolayca sevebileceği canlı, hareketli, dolambaçsız bir anlatım yolu izledi. Bir yandan güldürürken, bir yandan da duygulandıran ve düşündüren bir yazar oldu. Onun anlattıklarına benzer terslikler, güldürücü olaylar, küçük insanı, ilerici aydını ezen bozukluklar geniş topluluklarca “Aziz Nesinlik olay” diye adlandırılmaya başlandı. Günlük olaylardan, gazete haberlerinden, politikadan esinlenen A. Nesin’e zaman zaman masallar ve halk hikâyeleri de çıkış noktası oldu. Hikâye ve romanlarındaki bu tür konular ve somut insan ilişkilerine karşılık, oyunlarında insanın kişiliği, ahlaksal, toplumsal konumu gibi temaları yer yer

 
                                                     

somutlamalara yönelerek işledi. Ancak alışılmış yapıtlarının çizgisini sürdüren oyunlar da yazdı; kimi yapıtları sahneye aktarıldı. Yapıtlarının geliriyle, kimsesiz ve yoksul çocukları meslek edininceye kadar yetiştirmek üzere Nesin Vakfı’nı (Çatalca) kurdu (1972). Mayıs 1993′te Aydınlık gazetesini çıkaran Aziz Nesin gazetenin başyazarlığını da üstlenmişti. 5 Temmuz 1995’de Çeşme’deki imza günü sonrası, saat 01.05′te öldü.

 YILLARLA AZİZ NESİN

1915 (20 Aralık) İstanbul, Heybeliada’da doğdu.

1925 İstanbul’da Süleymaniye’de ‘Kanuni Sultan Süleyman
İptidai Mektebi’nin 3.sınıfına girdi. (Sonradan
okulun adı, İstanbul 7. ilkokul oldu.)

1935 Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirip Harp Okuluna geçti.

1937 Ankara’da Harp Okulunu bitirip asteğmen oldu.

1941 2.Dünya Savaşı yıllarında 2 yıl Trakya’da çadırlı
ordugahta görev yaptı.

1948 İkinci kitabı olan ‘Azizname’ adlı taşlama kitabını
çıkardı. Bu kitap için İstanbul 2.Ağır Ceza
Mahkemesinde dava açıldı. 4 ay tutuklu olarak süren
dava sonunda aklandı.

1949 İngiltere Prensesi Elizabeth, İran Şahı Rıza
Pehlevi, Mısır Kralı Faruk her üçü birden
Ankara’daki elçilikleri aracılığıyla Türkiye
Dışişleri Bakanlığı’na resmen başvurarak, bir
yazısında kendilerini aşağıladığı savıyla aleyhine
dava açtılar. 6 ay hapse mahkum edildi ve ceza
infaz edildi.

1952 İstanbul’da yeni kurulmaya başlanan Levent’te bir
dükkan kiralayarak Oluş Kitabevi’ni açtı. Sabahları
Levent’teki evlere gazete dağıtıyordu.

1953 İki küçük çocuğuyla birlikte Levent’teki
kitabevinden geçimini sağlayamayınca Beyoğlu’nda
Bursa Sokağı’ndaki yeni yapılmış hanın bir
odasında ‘Paradi Fotoğraf Stüdyosu’nu bir ortağı
ile birlikte kurdu.

1955 6-7 Eylül faciası olarak tarihimize gelen
İstanbul’daki azınlıkların ev ve dükkanlarının
korkunç yıkımına suçlu aranmaya başlanmıştı. Aziz
Nesin’de suçlu olarak Sıkıyönetimce tutuklandı.

1955 Halil Lütfü Dördüncü’nün ‘Yeni Gazetesi’nde köşe
yazarlığına başladı.

1965 Elli yaşındayken ilk kez pasaport alabildi ve
yurtdışına çıktı. Çağrılı olduğu Berlin ve
Weimar’daki Antifaşist Yazarlar Toplantısı’na
katıldı. Altı ay süren bu ilk yurtdışı gezisinde,
Polonya, Sovyetler Birliği, Romanya ve
Bulgaristan’a gitti.

 
                                                     

1956 İtalya’da (Bordighera’da) yapılan uluslararası
(yirmi iki ulus) gülmece yarışmasında birincilik
ödülü olan Altın Palmiye’yi ‘Kazan Töreni’ adlı
öyküsüyle kazandı.

1957 Yine İtalya’daki aynı uluslararası yarışmada ‘Fil
Hamdi’ adlı Öyküsüyle ikinci kez birincilik ödülü
olan Altın Palmiye’yi kazandı.

1960 İtalya’da kazandığı ilk Altın Palmiye’yi devlet
hazinesine bağışladı.

1961 Tanin Gazetesi’nde köşe yazarlığına başladı.

1961 Zübük adlı haftalık bir gülmece gazetesi çıkarmaya
başladı.

1962 Sahibi bulunduğu Düşün Yayınevi anlaşılamayan bir
nedenle bir gece yandı. Üst fiyatları 3 milyon lira
olan (bugünkü para değeriyle en az yarım milyar
lira) depodaki kitapları yandı.

1966 Bulgaristan’da yapılan uluslararası gülmece
yarışmasında birincilik ödülü olan Altın
Kirpi’yi ‘Vatani Vazife’ adlı öyküsüyle kazandı.

1968 Milliyet Gazetesi’nin açtığı Karagöz oyunu
yarışmasında ‘Üç Karagöz’ oyunuyla birincilik ödülü
aldı.

1969 Moskova’da yapılan uluslararası gülmece
yarışmasında ‘İnsanlar Uyanıyor’ adlı öyküsüyle
Krokodil birincilik ödülü kazandı.

1970 Türk Dil Kurumu’nun oyun ödülünü ‘Çiçu’ adlı
oyunuyla kazandı.

 

 

1972 Kimsesiz çocukları yetiştirmek için Nesin Vakfı’nı
kurdu.

1974 Asya-Afrika Yazarlar Birliği’nin Lotus ödülünü
kazandı.

1975 Lotus ödülünü almak için Filipinler’in başkenti
Manila’da yapılan törene katıldı.

1976 Bulgaristan’da Gabrovo kentinde düzenlenen gülmece
kitabı uluslararası yarışmasında birinciliği elde
ederek Hitar Petar ödülünü kazandı.

1977 TürkiyeYazarlar Sendikası Başkanı seçildi.

1978 ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ adlı romanıyla Madaralı
Roman Ödülünü kazandı.

1982 Vietnam’daki Asya-Afrika Yazarlar Birliği
toplantısından dönüşte Moskova’da kalp
hastalığından hastaneye kaldırıldı. ‘Kalp
Hastalıkları Araştırma Merkezi’nde bir ay kalarak
tedavi gördü.

1983 ABD’de Indiana Üniversitesi’nin düzenlediği
uluslararası toplantıya çağrıldı. Pasaportu geri
alındığı için bu toplantıya katılamadı.

 
                                                     

1984 (20 Aralık) Şan Sinema Salonu’nda 70. Doğumgünü
töreni yapıldı.

1984 Aydınlar Dilekçesi girişiminde bulundu.

1985 Ekin A.Ş’nin kurulması girişiminde bulundu.

1985 İngitere’de PEN Kulüp onur üyeliğine seçildi.

1985 TÜYAP’ın düzenlediği ‘Halkın Seçtiği Yılın Yazarı’
ödülünü kazandı.

1989 ‘Demokrasi Kurultayı’nın toplanmasında etkin görev
aldı. Oluşturulan ‘Demokrasi izleme Komitesi’nin
iki başkanından biri oldu.

1989 Sovyet Çocuk Fonu’nun ilk kez verilen ‘Tolstoy
Altın Madalyası’na değer görüldü.

1990 (19 Mart) Ankara’da Sanat Kurumu’nda 75.Yaşı
kutlandı.

1995 5 Temmuz Çeşme’deki imza günü sonrası, saat
01.05′te öldü.
Kayıtlı
Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« Yanıtla #1 : Haziran 06, 2008, 16:58 »

Hakkındaki Kitaplardan Bazıları
Çağımızın Nasrettin Hocası, Demirtaş Ceyhun, 1984
Yetmiş Beşinci Yaşında Aziz Nesin, Hazırlayan: Alpay Kabacalı, 1990
Asılacak Adam, Demirtaş Ceyhun, 1994
Gözyaşından Gülmeceye Aziz Nesin, Alpay Kabacalı, 1995
Yaz Babam Yaz, Ahmet Nesin, 1995
Yaşasın Aziz Nesin, Demirtaş Ceyhun, 1995
"Ç" Arkadaşım Aziz Nesin, Müjdat Gezen, 1995
Aziz Nesin'li Fotoğraflar, Ataol Behramoğlu, 1996
Aziz Nesin Günleri, Edebiyatçılar Derneği, 1996
Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin, Çağdaş Gazeteciler Derneği, 1997
Aziz Nesin Aydınlığı, Öner Yağcı, 1997
Gömüyü Arayan Adam, Ali Nesin, 1997, Sel Yayıncılık.
Aziz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları, 1998, Düşün Yayıncılık.
Saliha Scheinhardt, Mektuplaşmalar, 1999, Cumhuriyet Kitapları.
Aziz Nesin'li Anılar, Ataol Behramoğlu, 2000, Gendaş Kültür.

İçinde Aziz Nesin'le İlgili Yazı Bulunan Kitaplardan Bazıları
Geçip Gittin Nesin Sen, Hasan Şimşek, taşlamalar, 1996.
Geçti Akşam Suları - Ben Unutmadan 2, anı, Tarık Dursun K., Bilgi Yayınları, 1997.
Bir Dinazorun Anıları, Mina Urgan.
Markopaşa, Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi, Levent Cantek, İletişim Yayınları, 2001.
Annem Batıya Gidin Dedi, Nilgün Cerrahoğlu, Om Yayınevi, 2001.
Markopaşa Gerçeği, Mehmet Saydur, Çınar Yayınları, 2001.
İncelemeler, Mehmet Fuat, Adam Yayınları, 2002.
Türk Edebiyatında Futbol, Ed. Bedirhan Toprak, Yapı Kredi Yayınları, 2002.
İsmet İnönü
İnönü, 'Aziz Nesin'in her yazısını yeni Türkçe'nin bir ileri eseri olarak görmeye çalıştığını, bu inançla ve zevkle okuduğunu ' belirtikten sonra şunları söylemiştir: 'Siyasi bakımdan bir yazısı aleyhimde olsa bile, onu da Türk Edebiyatı'nın ve dil devriminin bir başarısı sayarak değerlendiririm. Dilimizin, büyük amacına, az çok zaman geçse de mutlaka erişeceğine inanıyorum. Bu amaca varmada, Aziz Nesin adı, safta saygı kaplayanlardan biri olacaktır.
(Akşam, 24.5.1969)
Leonid Lenç
Aziz Nesin, bugün, yazdığı ve yazmakta olduğu öyküler, anlatılar, yergi romanları ve oyunlarla ülkesinin onurudur. Fakat o sadece yazar değil, tıpkı yazarlık yeteneğinde olduğu gibi, zaptolunmaz bir toplumsal canlılığa sahip toplum eylemcisidir de.
(Literaturnaya Gazetta, 16.3.1983)
Cemal Süreya
Aziz Nesin'in, çağdaşları arasında tek kaldığı kanısındayım.(...) Kısacası, Aziz Nesin sivri, ama tek nitelikteki sanatıyla benzersiz kalıyor, tek kalıyor. Her olay, her yeni gereç onun için bir öykü kapısıdır. (Politika, 26.2.1976)
Yaşar Kemal
Aziz Nesin'in bütün özellikleri, daha da çok direnme gücü, onu, çağımızın büyük bir güldürü yazarı yapmıştır. Gülmesini bilen yaratık, sevmesini de, düşünmesini de, oynamasını da bilir. Aziz'de tıpkı Nasrettin Hoca gibi güldürürken düşündürür de.
(Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı, 1976)

Server Tanilli
O bir bayraktı... Büyük bir uyarıcıydı! Sarsıp silkeleyen bir aydındı! Türkiye'nin de bir şansıydı.. Böylesi bayrak açan aydınların kıtlığını yaşıyor dünyamız da.

(11 Temmuz 1995, Cumhuriyet Aziz Nesin Özel Eki)
                                                   
Kayıtlı
Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« Yanıtla #2 : Haziran 06, 2008, 16:59 »

70 yaşına "merhaba" dediği bir yazıda "istediğim tek şey, ölümü haketmek" diyor ve ekliyordu: "Ölümü haketmemiş olanlar, yaşamı da haketmemişlerdir." Ölümü haketmemiş yaşlılardan "her yanı yumuşamış, bir tek damarı sertleşmiş zavallılar" diye sözediyor, kendi yaşlı­lığını ise (m2 x L= x) formülüyle tarif ediyordu:

 

      Yani; "yüksekten atılan herhangi bir cismin düşüş hızı yere yaklaştıkça artar."

 

      Kendisi de toprağa yaklaştıkça hızlanıyor, yaşlandıkça daha çok üretiyordu. Toprağa düştüğünde en hızlı zama­nındaydı. En hızlı ve en cesur...

"Gençler yürekli, yaşlılar korkak olur" yargısına meydan okuyordu:

      "Ama bilinçli yaşlının yürekliliği karşısında da durul­maz. Çünkü güzel bir yaşlılık, korku duvarını aşmak demek­tir. Ölümün eşiğindeki akıllı bir yaşlı artık neden korksun ki?.. Böyle bir yaşlı korkan değil, korkulan insandır."      Nükleer silahlar çağında tek başına bıçak çeken adamdı Aziz Nesin... Korkan değil, korkulan insandı... Özgür dü­şünce uğruna tek kişilik bir haçlı seferine çıkmış ve bedelini hiç hesaplamaksızın, koşulların olgunlaşmasını beklemeksizin saldırmıştı yeldeğirmenlerine..

 

  Can Dündarın yazısından alınmıştır


                                                   
Kayıtlı
Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« Yanıtla #3 : Haziran 06, 2008, 17:01 »

EN UZUN MARATON

Yüz metrede beni herkes geçer
Dörtyüz metrede pekçokları
Geçer çoğu sekizyüz metrede
Ama ben bırakmam yarışı

Beni bin metrede geçersin
Ben yine koşarım
Onbin metrede öndesin
Koşarım ben yine
Yirmi kilometrede geçersin
Hep koşmaktayım

Otuz kilometrede
Kırk kilometrede de geçersin
Ben koşuyorum hâlâ
Ama ellinci
Yada altmışıncı kilometrede
Soluğun tükenip bir yerde
Dayanamaz düşersin

Bak koşuyorum hâlâ
Çünkü ben bir yaşam maratoncusuyum
Bu yüzden yaşamın en yalnızıyım
Bu sonsuz yarışın sonunda
Beni geçemezsin
Ölümün en büyük ödül olduğunu bilemezsin
Yine ben olurum ilk göğüsleyen ölümü


DİRİLİŞ..

Gittikçe artıyor yerçekimi
Çek elimden,
Kurtarsın yerçekiminden
Aşkın çekimi...

Akıyorum aşağılara sızım sızım
Duyuyorum içimdeki derinlikleri
Öpe öpe çek çıkar,
Soluğunla dirilt beni..

Kumsaldan nasıl sızarsa sular
Çöküyorum dibe azar azar
Dağılıp parçalanıp ayrılıyorum
Topla beni tut beni...

Yağmurca gözyaşlarınca
Aşağı aşağı çizgilerim
al avuç avuç fırlat gökyüzüne
Yeniden yarat beni...

Beklemek
Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
ÖLMEK

 

BİTKİ OLACAKSAM

Bitki Olacaksam
Çayır çimen olayım
Aman baldıran değil
Yol altında kalacaksam
Gelin arabaları geçsin üstümden
Çelik paletler değil
Üstümde çocuklar koşuşsun
Ne kaçan ne kovalayan
Askerler değil
Kerpiç yapacaksanız beni
Okullarda kullanın
Ceza evlerinde değil
Soluğum tükenmez de kalırsa
Islık öttürsünler
Aman ha düdük değil
Kalem yapın beni kalem
Şiirler yazın sevgi üstüne
Ölüm kararı değil
Ölünce yaşamalıyım defne yapraklarında
Sakın ola ki
Silahlarda değil
                     
Kayıtlı
Lauter Laute
Şebokolik
Daimi Üye
*****

Teşekkür Sayısı 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 821



« Yanıtla #4 : Ekim 18, 2010, 23:33 »

- Serüven -

Nasıl bittiyse bundan öncekiler
Bu da biter.
Bite bite
Sonunda ben de biterim
Olur biter
Kayıtlı

"Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandhi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu."

John Lennon


  Şebnem Ferah.. ♥     
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı