Sayfa: 1 ... 36 37 [38] 39 40   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şebnem Ferah'a Söylemek İstedikleriniz  (Okunma Sayısı 110581 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
altınkız
Ziyaretçi
« Yanıtla #555 : Mayıs 24, 2010, 08:23 »

İLK ÖNC€ ŞUNU ßİL ߀N V€ TÜM ÜY€L€R S€Nİ ÇOq S€VİYORUZ. SONRA İZMİR'€ ßİR DAHA N€ZAMAN G€LEC€KSİN?.. ÇAßUK G€L SAßIRSIZLIKLA ߀KLİYORUM. Öpücük<3
Kayıtlı
meleğim
Şeboo'M'eLikee
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 382


İçimde bir yerlerde sabır taşı gizli........


Site
« Yanıtla #556 : Mayıs 24, 2010, 18:52 »

Sesini her duymamda titriyorum sanki üşüyorum,,tuhaf duygular hissediyorum ilk defa bu kadar çok etkileniyorum bir sesten,farkında olmadan olgunlaştırıyorsun bni,büyütüyorsun..Düşüncelerimi seninle noktalıyorum bn kesinleştiriyorum..Hayatımda almam geren önemli kararlarda seni dinliyorum çünkü sn bnm meleğimsin ne zmn ne yapacağımı bana sen öğretiyorsun farkında olmadan- iyiki hayatımızda varsın,seni çok ama ço...kkk seviyorum..Nice mutlu ve sağlıklı yıllar daha bizimle olursun inşallahh...Gülümseme
Kayıtlı

Ben böyle değildim,ne zaman kaybolldum..?.. <br />Rüzgarla dans ederdim,ne zaman savruldum..?.. ..<br /><br /><br />Buda gelir geçer diye inanmazsam nasıl yaşarım,Naıl yaşarımm..... ??
meleğim
Şeboo'M'eLikee
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 382


İçimde bir yerlerde sabır taşı gizli........


Site
« Yanıtla #557 : Mayıs 24, 2010, 19:30 »

Şebnem Ferah'dan Kısa Cümleler

Bir pop şarkıcısı düşünün yanına da beni koyun, ortak bir nokta bulursanız bana da söyleyin 

-------------------------------------------------------------

Beni dinleyen insanlarla aramdaki ilişki asla şarkıcı ve hayran ilişkisi değil , arkadaş ilişkisi.

-------------------------------------------------------------

Hayatı daha cesur karşılamayı öğrendim...

-------------------------------------------------------------

Zamanla görselliğe daha az önem verir oldum. Birilerinin hayatında yer edeceksem görüntüm bunun en ufak kısmını kaplamalıdır.

-------------------------------------------------------------

Bir yolculuğa çıkıyoruz şarkılarla beraber...

-------------------------------------------------------------

Aslında hüzün hakikaten dünyanın neresinde, her insanda, daha az ya da daha çok diyebilir miyiz, her ırktan, her gelenekten, her dinden insanın hücrelerinde olan bir şey bu, tersini düşünemiyorum.

-------------------------------------------------------------

Şarkı yazarken karnımı açmayı seven bir tarafım olduğu için malzemem genelde kendim oluyor
-------------------------------------------------------------

Çok ağır bir dönemden geçiyoruz. Bütün dünya öyle. Benim de mutlulukları fazla, acıları da çok acı olan bir hayatım oldu.
-------------------------------------------------------------

Müzik yapıyorsanız samimi olmak zorundasınız.
-------------------------------------------------------------

Tecrübelendikçe tepkilerinizin boyutu da değişebiliyor. Bunlar elbette ki sözlerime yansıyor.
-------------------------------------------------------------

Çalışkan biriyim. Çok prova yaparız. Hatta arkadaşlarım neden bu kadar çok prova yaptığımı sorar. Çünkü müzik çalarak güzelleşir diye düşünüyorum.
-------------------------------------------------------------

Ben gerçekten kendimi değil, yaptığım şeyi sunmak istiyorum...
-------------------------------------------------------------

İnsanların kendi ahlaklarını üretebilmesinin ne kadar önemli bir şey olduğunu ve bunu yapmadığımızda ne kadar büyük bir eksiklik içersinde yüzdüğümüzü sık fark eder oluyorsunuz.
-------------------------------------------------------------

Müzik benim için hapşırmak gibi bir şey, geldiği zaman tutamıyorum. Onun bana getireceği şeyleri düşünerek yapmıyorum, müzik benim yapmayı çok sevdiğim bir şey olduğu için yapıyorum.
-------------------------------------------------------------

En mutlu zamanlarım belki denizde geçirdiğim zamanlardı.
-------------------------------------------------------------

Birilerinin üç-beş dakikalık duygu yoğunluğuna ortak olabiliyorsam, bu benim için kıymetli bir şey.
-------------------------------------------------------------
Bir konuda çok konuştuğunuzda aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorsunuz. Bir yaştan sonra da insani taraf daha duyarlı oluyor.
-------------------------------------------------------------
Grup arkadaşlarım ailem gibi...
-------------------------------------------------------------
Kabuğuna çekilmek ayrı bir şeydir, hem etrafı hem kendini algılamaya çalışabilmek, kendine olan dönüklüğünü dışarıya da gösterebilmek ayrı bir şeydir. Ben bu ikisini dengelemeye çalışıyorum.
-------------------------------------------------------------
Ben şuna inanırım : Çalışırsanız ve yetilerinizi aktif tutarsanız, ne yapmak istediğinizi de kafanızda hayal edebiliyorsanız hayat her anlamda kendiniz için de , etrafınız için de, tatmin edici olabilmek yolunda kolaylaşabiliyor...
-------------------------------------------------------------
Genelde önce müzik geliyor ama en güzel şarkılarım söz ve müziğin aynı anda çıktığı şarkılar olmuştur hep...
-------------------------------------------------------------
Herkesin gerçekten elinde olmadan, istemeden içinden geçtiği tüneller var. O tünellerden geçtikten sonra belki, ilk gün ışığını gördüğümüzde mutlu oluyoruz. O ışık bizi yeniden şarj edebiliyor. Ama karanlığı tanımış oluyoruz.
-------------------------------------------------------------
İnsanın zaman zaman kendini ve hayatını değerlendirmesi için yalnızlığa ihtiyacı vardır. İstediğim zaman tek başına olmak beni daha iyi ve güçlü hissettiriyor.
-------------------------------------------------------------
Dinleyicimle çok kemikleşmiş bir ilişki kurduğumu düşünüyorum. Artık onlara kendimi açmaktan korkamam. O zaman ihanet etmiş gibi hissederim kendimi.
-------------------------------------------------------------
Beni hazırlıksız olduğum şeyler korkutuyor hep...
-------------------------------------------------------------
Dünya hep çıkarlar için, çok büyük topluluklar için insanların öldürüldüğü bir dünya.
-------------------------------------------------------------
En sevdigim oyuncular Gary OLdman, Jack Nicholson, Anthony Hopkins, Haluk Bilginer, Şener Şen,Nurgül Yeşilçay...
-------------------------------------------------------------
Toplu olarak yaşadığınızda sizin rahatlığınız, başkaların rahatsızlığı oluyor.
-------------------------------------------------------------

Sanıyorum benim sahne performansım hep stüdyo performansımın birkaç adım önünde olacak. Çünkü orada öğrendim bu işi.
-------------------------------------------------------------
Bazı şeyleri,olması gerektiği gibi basamak basamak yaşadım.Müzik yapmak isteyen birine en büyük tavsiyem enstrüman çalmayı öğrenip bir grup kurması ve tecrübe edinmesi.Ondan sonrası doğal olarak gelişiyor.
-------------------------------------------------------------
Müzigin yapıldığı en doğru yer sahne...
-------------------------------------------------------------
İnsanların kendi ahlaklarını üretebilmesinin ne kadar önemli bir şey olduğunu ve bunu yapmadığımızda ne kadar büyük bir eksiklik içersinde yüzdüğümüzü sık fark eder oluyorsunuz.
-------------------------------------------------------------
Duygulara dair her şey çok zor geçiyor, iz bırakıyor...
-------------------------------------------------------------
Ben şuna inanırım : Çalışırsanız ve yetilerinizi aktif tutarsanız, ne yapmak istediğinizi de kafanızda hayal edebiliyorsanız hayat her anlamda kendiniz için de , etrafınız için de, tatmin edici olabilmek yolunda kolaylaşabiliyor...
-------------------------------------------------------------
Bütün bu içsel yolculuktan sonra her yerin benim evim olabileceğini, herkesle bir noktada iletişim kurabileceğimi gördüm.
-------------------------------------------------------------
Türkiye'de artık müziğin içi çok boşaltıldı...
-------------------------------------------------------------
Belki de bazı gerekliliklerin içinde kendimizi sonradan buluyoruz ya hayatı yaşarken, yüzmek de öyle bir şey ya. Öğreneceksin ya da boğulacaksın, az biliyorsan debelenerek gelip gideceksin, nefessiz kalacaksın, tekrar nefes alacaksın, yönünü şaşıracaksın.
-------------------------------------------------------------
İnsan sorunlu olduğu duygularla ilgili bağırıp çağıramaz, hallettiği duygularla ilgili bağırır, çağırır, başkalarıyla paylaşır.
-------------------------------------------------------------
Ünlü bir şahsiyet gibi değil, müzisyen olarak yaşıyorum...
-------------------------------------------------------------
Benim albüme koyduğum her parçanın içime sinmesi lazım. Yoksa rahat uyku uyuyamam ki o zaman...
-------------------------------------------------------------

O'nun can kırıkları var,
çakıl taşları var irili ufaklı...
O kırmızı rugan ayakkabı'lı kız..
artık gözleri etrafında çizgiler olan birkadın... önce vazgeçtim dünyadan dedi
sonra yeniden doğup gelsem dedi..
oyunun sonu gelir perdeler kapanır ama onu anlatmak bitmez...
keşke Kelimeler yetse.............
ve bana haykırıyordu adeta dön artık bu çıkmaz yoldan,aşkı öğretmemi bekleme
''sana bilmediğin bi şey'' öğretemem, o gidiyor sende artık ''durma'' hayallerinin yanına
git , unutma ''korkarak yaşıyorsan'' rüyalarınla ve umutlarınla kalırsın...kötü bir annenin
''üvey'' evladı gibi ömrün boyunca sahtesiyle yaşayıp gerçeğini beklersin...kısaca
''BU AŞK SANA FAZLA''...
evet kalbim haklıydı , aynaya son bi kez daha baktım ''gözlerimin etrafındaki çizgiler''
herşeyi anlatıyordu aslında...adeta taşıyamadığım acılar oraya birikmişti..Kuru ve
yeterince büyük bir ''okyanus'' gibiydi...
Artık zaman kaybetmemeliydim ''geçmişe yolculuk'' yapmayı daha çok isterdim ama
o bile acı verecekti...
''Artık kısa cümleler kuruyorum'' konuşmak zor geliyor...''iyi-kötü'' yaşadığımız hiçbir
şeyi paylaşmak istemiyorum kimseyle...Sadece ''ay ışığında saklıdır'' o güzel anılarım diye
düşünüyorum..gökyüzü tüm sevenleri tanıyor ve ''bir kalp kırıldığında'' sadece sevenler
için ağlıyor...
Aynaya bakarken düşündüm; acaba buda başarısız olduğum ''oyunlar''dan birimi olcak
diye, sonra iyice baktım gözlerime ama bu sefer cesaretliydim ''oyunun sonu'' zaferle
bitecekti... ''Kalbim''de düşünmek istemiyordu artık seni , kurtulmak istiyordu içindeki
''can kırıkları''ndan... ''nereye kadar'' sürecekti bu amansız ve acımasız ''FIRTINA''...?
... BEN çoktaaan başladım sensizliği kabul etmiş GELECEĞE...                   
 

                                    (:  İNŞ. BEĞENİRSİNİZ .... Gülümseme
Kayıtlı

Ben böyle değildim,ne zaman kaybolldum..?.. <br />Rüzgarla dans ederdim,ne zaman savruldum..?.. ..<br /><br /><br />Buda gelir geçer diye inanmazsam nasıl yaşarım,Naıl yaşarımm..... ??
meleğim
Şeboo'M'eLikee
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 382


İçimde bir yerlerde sabır taşı gizli........


Site
« Yanıtla #558 : Mayıs 24, 2010, 19:52 »

Şebo’dan Çiy Taneleri

Bu sayfada Şebnem Ferah’a ait sözlere yer verelim istedik, buyrun Şebo’ya ait sözler..
Kendisiyle İlgili,

“”Herkese mesaj vereceğim diye bir kaygım yok. Birileri bunu alıyor ve evine yani hayatına sokuyor. Zamanına ortak oluyorum.”

“Öyle ki bazı şeyleri yaşıtlarımdan daha geç öğrendim. Kadın olmayı da daha geç hissettim, bazı iletişim parametrelerini de geç öğrendim.”

“Ben giyinirken ise, kendimi en doğru nasıl ifade edebilirsem öyle giyinmeye çalışıyorum. Bunun için de çok fazla düşünmem. Ama birşeyi kliplendirirken ya da resimlendirirken giyim bir fantezi benim için.”

“Kırkbeşime geldiğimde yine müzik yapacağım ama giderek yalınlaşacağım.”

“Kendimi bildim bileli hayatımın en büyük kısmını şarkıcılığa, şarkı sözü yazmaya ve beste yapmaya ayırdım. Daha az emek harcanarak yapılan başka albümlerle karşılaştırdığın zaman arada bir fark olması çok normal. “

“Kendimi bir yere dahil etmek zor. Ama benim bir tarzım var. Yani kendime, özgü bir tarzım olduğuna eminim. Duyulduğunda-Bu Şebnem’in bestesi-denilebileceğine eminim.”

“Ben etrafımın ve kendimin farkındayım; beni ancak ben mahvedebilirim.”

“Kalbimin boş ve dolu olmasını istemiyorum. Aşık olmak çok güzel bir duygu. Birisine seni seviyorum demek, hayatı paylaşmak, değer vermek çok güzel. Ben bunların özlemini çekmiyor değilim. Ama bunun için özel bir çaba sarf etmiyorum. Ancak bundan sonra karşıma biri çıkarsa her şeyi dolu dolu yaşar mıyım bilmiyorum, göreceğiz.”

“En sevdiğim oyucular Gary Oldman, Jack Nicholson, Anthony Hopkins, Haluk Bilginer, Şener Şen, Nurgül Yeşilçay.”
“Yalnızlığımla iyi geçinebiliyorum ama beni beklenmedik yalnızlıklar acıtıyor.”
“Müziğe o kadar emek harcıyorum ki bu da bana özgürlük alanı sağlıyor.”



Hayatla ilgili,

“Hiç bir şeyi unutmazsın ki. Hafızan doğru çalıştığı sürece, unutmazsın. “Ben her şeyi unuturum” diyen varsa, o anlık bir kızgınlık içinde söylenen bir şey olur. “
“Birinin duygularına çamur mu sürmek istiyorsun? Önce senin ellerin kirlenecek… Bu kirliliğin içinde önce sen olacaksın diyebilmek hoşuma gidiyor.”
“İnsanların kendi ahlaklarını üretebilmesinin ne kadar önemli bir şey olduğunu ve bunu yapmadığımızda ne kadar büyük bir eksiklik içersinde yüzdüğümüzü sık fark eder oluyorsunuz.”
“Hayatında bazen kontrol edemediğin, bazen kontrol edip de üstesinden gelemediğin değişiklikler oluyor; bazen de hiçbir şey olmuyor.”
“Belki de bazı gerekliliklerin içinde kendimizi sonradan buluyoruz ya hayatı yaşarken, yüzmek de öyle bir şey ya. Öğreneceksin ya da boğulacaksın, az biliyorsan debelenerek gelip gideceksin, nefessiz kalacaksın, tekrar nefes alacaksın, yönünü şaşıracaksın.”
“Aslında hüzün hakikaten dünyanın neresinde, her insanda, daha az ya da daha çok diyebilir miyiz, her ırktan, her gelenekten, her dinden insanın hücrelerinde olan bir şey bu, tersini düşünemiyorum. “
“Hepimiz insanız ve hepimiz aslında aynı duyguları sadece başka tecrübelerle yaşıyoruz.”
“Birinin kalbini kırdığında canın acımaz mı, düşünmez misin yalnız kaldığında. Uykunuz kaçmaz mı?”
“İnsan sorunlu olduğu duygularla ilgili bağırıp çağıramaz, hallettiği duygularla ilgili bağırır, çağırır, başkalarıyla paylaşır.”
“İnsanın hayattan; kendine, neden yaşadığına, ne yapmak istediğine dair beklentileri vardır ve bunlar değişmez.Beş yıl önce benim için en önemli şey,şarkı söylemekti,bugün de öyle.”
“Herkesin gerçekten elinde olmadan istemeden içinden geçtiği tüneller var. O tünellerden geçtikten sonra belki, ilk gün ışığını gördüğümüzde mutlu oluyoruz. O ışık bizi yeniden şarj edebiliyor. Ama karanlığı tanımış oluyoruz..
Kayıtlı

Ben böyle değildim,ne zaman kaybolldum..?.. <br />Rüzgarla dans ederdim,ne zaman savruldum..?.. ..<br /><br /><br />Buda gelir geçer diye inanmazsam nasıl yaşarım,Naıl yaşarımm..... ??
meleğim
Şeboo'M'eLikee
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 382


İçimde bir yerlerde sabır taşı gizli........


Site
« Yanıtla #559 : Mayıs 24, 2010, 20:01 »

Şebo'nun dönüşü

'Deli kız' ilk kez 15 yaşında sahneye çıktı. Şimdi 30'ların olgunluğunu yaşıyor. "45'ime geldiğimde yine müzik yapacağım ama giderek yalınlaşacağım" diyor

Kaldığı otelin lobisinde buluştuğumuzda başında rengarenk bir kukuleta, yüzünde muzip bir gülücük vardı. Türkiye'nin rock yıldızı olduğuna inanmakta zorlanırdınız. 1997 başında onu bir müzik şirketinin bürosunda ilk kez gördüğümde de aynı şaşkınlığı yaşamıştım. Yine başında gündelik bir bere vardı. Tanıyamadım. Oysa ilk klibi Yağmurlar çıkmış, şarkı dillerde gezer olmuştu.
Sonraki aylar boyunca Kadın dışında albüm dinlemeyecek, nerede bir Şebnem Ferah konseri yakalarsam gidip izleyecektim.
Adı televolelerde hiç gezinmedi ama kısa zamanda rock denince akla gelen isim oldu.
Kemancı'da, Saklıkent'te, ODTÜ'de defalarca izledim onu…
Ve her çıkan albümünde Kadın'ın tadını aradım.

Siyah deriler içinde
'Kukuletalı muzip kız', söyleşimizden üç saat sonra Saklıkent'in sahnesindeydi ve üç saat önceki çocuksu halinden eser yoktu. Dümdüz saçları asice dalgalandırılmış, vücudu adeta siyah ikinci bir deri ile kaplanmış, elindeki gitarla bir Suzy Quatro görüntüsüne bürünmüştü.
Baş, orta ve serçe parmaklarını havada dalgalandıran, cep telefonlarıyla fotoğraf çekip, ses kaydı yapan gençlerin "Şebo sen bizim her şeyimizsin" tezahüratı ve kırmızı-mor ışıkların huzmesi altında elektro gitarının tellerine vurdu Şebnem; gitarın uğultusuna çığlığıyla eşlik etti:
"Çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar/ onlar da senin gibi çok tatlıydılar/ama canımı yakardılar, acıtırdılar."

Kırmızı rugan ayakkabılar
'Kırmızı rugan ayakkabılı kız', bir tatil kasabasında doğmuştu.
Ailesi Yalova'ya Üsküp'ten gelmişti. Tam bir sokak çocuğuydu, 'deli kız'… Dersleri de iyiydi ama, okul dönüşü önlüğü atıp top peşine koşanlardandı. Öğretmen olan babası bağlama, mandolin, piyano çalar, arada annesiyle düet yapıp Rumeli türküleri söylerlerdi.
Küçük Şebnem'i müzisyenliğe sevk eden, biraz da ailedeki müzik sevgisi oldu.
İlkokulu bitirince Bursa kolejine yatılı kaydoldu. 13 kızla bir arada kaldığı yatakhanesinde tek mutluluğu müzik dinlemekti. Ablası evde Abba dinlerdi. Okulda volkmeninin kulaklığında ise Bon Jovi gibi popüler rockçılar vardı. Artık kararını vermişti:

Şarkı söylemek istiyordu.
Lise 1'de Yalova'daki bir akrabasına bisikletini verdi, gitarını aldı. Şimdi deli gibi gitar çalıyor ve İngilizce şarkı sözleri yazıyordu.
Yatılı okuldan izinli olduğu Çarşambaları akustik gitar dersleri alıyor ve hafta sonları Yalova'daki odasında klasik gitarı ve küçük keyboard'uyla Scorpions'un Still Loving You'su gibi balatları çalmaya çalışıyordu. O yıllarda bir Londra gezisinde Soho'da bir müzik mağazasından Seth Riggs'in CD ve kitaplarını aldı. Riggs, Madonna'dan, Pavarotti'ye kadar pek çok müzisyen yetiştirmişti. Onun CD'lerinden gırtlağını nasıl kullanması gerektiğini öğrendi. Hâlâ her konser öncesi Seth Riggs'in CD'leri ile etüd yapmadan sahneye çıkmıyor.

Volvox dönemi
Lise 2'de Bursa'daki bir stüdyoda kiralık enstrümanlarla ilk grubunu kurdu:
Pegasus.
1987'de Bursa'da düzenlenen bir rock festivalinde ilk kez sahneye çıkıp şarkı söyledi. "Mükemmel bir histi."
Henüz 15 yaşındaydı.
Bir süre sonra Pegasus dağıldı. Şebnem, birlikte müzik yapacağı grupla arkadaş olmanın önemini keşfetmişti. O yüzden yeni grup için en yakınlarını topladı. Gitarcı Duygu, davulcu Gül, basçı Ebru bir de keyboard'cu bulup birleştiler. Bu, Türkiye'nin kadınlardan kurulu ilk rock grubuydu.
Aradıkları ismi biyoloji dersinde buldular:
Volvox (Latince 'Bütün Sesler')

Mutsuz sözler
"Hafta sonları eve gittiğimde odama kapanıyor, yemek bile yemeden çalışıyordum. Kafamda bir şeyler çalıyor, içimden sesler geliyordu. Onları mırıldanarak teybe kaydediyordum. Notist değildim henüz, teyptekileri arkadaşlarımın anlayabileceği şifrelere döküyordum. Sonra gitarımla çalıp, üzerine İngilizce söz yazıyordum. Karanlık, mutsuz sözlerdi çoğu… Ya içimden öyle geliyordu, ya da dinlediğim yabancı parçalardan kulağıma yapışmış klişelerdi. Rock raconu öyleydi yani…"
"Yarınlar kadar yakın içimde fırtına
Bu dalgasız deniz durgun aldatır inanma
Yaslanıp gururumun kambur sırtına
Kendime rağmen durmam basar giderim"

ODTÜ öğrencisi
80'lerin sonunda ODTÜ Ekonomi'yi kazanıp ablasıyla birlikte "Çok mutlu zamanlarım geçti" dediği Ankara'ya yerleşti.
Artık yatılı okulun ancak volkmenle müzik dinleyebildiği kısıtlı ortamından kurtulmuş, teybinin sesini dilediği kadar açıp, gönlünce gitar çalabileceği bir mekâna ve sosyal faaliyeti yüksek bir okula kavuşmuştu.
Bu arada amatör gruplarda şarkıcılık yapan konservatuarlı Özlem Tekin'le tanışmış, onu da Volvox'a katmıştı.
Ama grubun diğer üyeleri İstanbul'daki üniversitelere gitmişti. Volvox 1,5 yıl hiçbir yerde çalamamış, dağılmaya yüz tutmuştu. Şebnem için karar vakti gelmişti:
Ekonomist olmak istemiyordu, oysa 'şarkıcılıkta yol katetmeye müsait olduğunun farkında'ydı.
"Hayır, sen hiç korkma/yarın senin yanında/yeniden koş yollarda/durma, durma!"
Kararını verdi. İkinci sınıfın sonunda ODTÜ'yü bırakıp, Ankara'ya 'emekliliğinde dönmek üzere' veda etti ve İstanbul'a, müziğin kollarına koştu.

Kemancı dönemi
İstanbul barlarında rock furyası yeni başlamıştı. 18 yaşlarında dört kız, Sıraselviler'de Kemancı'da, Ortaköy'de Sis Bar'da, arada Ankara'da şimdiki Manhattan'da, A-Bar'da haftanın beş günü sabaha kadar çalıyorlardı. Yorgunluktan perişan, ama mutlulardı. Müzik yapıp kiralarını ödeyebiliyorlar, bir yandan da sahne performansını, disiplinini, 'dinleyiciyi ısıtmayı' öğreniyorlardı.
Ancak, iki yıl sonra bu tempodan yoruldular. Volvox, sekiz yaşına gelmişti. Sahnede aynı (cover) şarkıları söylemekten ne kendilerini yenileyebiliyor ne beste yapıp söz yazabiliyorlardı.
1994'te dağıldılar. Özlem Tekin ayrılıp bir albüm yaptı. Şebnem de 'artık kendi şarkısını söylemek istiyor'du.

Sezen devrede
Beklenen fırsat tam bu aşamada kapıyı çaldı.
Hazırladıkları İngilizce sözlü bir demo, TRT'de Kokteyl programında yayınlandı. O klipte gitar çalıp vokal yapan Şebnem, Sezen Aksu'nun dikkatini çekti. Sezen "Bulun bu kızı bana" dedi. Kız bulundu. Sezen'in albümünde vokalistlik yaptı. Lâkin o, rock yapmak istiyordu. İyi de nasıl?
Şebnem'in de okuduğu 'Lanet' gibi fotokopiyle çoğaltılan fanzinler aracılığıyla yeraltında üreyen bir rock kültürü varsa da, Türkçe rock bugünkü kadar popüler değildi.
O dönem iki gelişme rockçıların önünü açtı:
Biri Metallica'nın İstanbul'daki stadyum konserinde gördüğü muhteşem ilgiydi. Metallica'yı bile şaşırtan bu ilgi büyük bir potansiyelin işaretini verdi.
İkinci gelişme ise Batılı dev müzik firmalarının Türkiye pazarına girmesiydi.
Şebnem, tam bu gelişmelerin ortasında, hem de donanımını tamamlamış, çevre edinmiş olarak, çantasında bestelerle hazırdı.

İlk albüm
Raks'ta Sezen Aksu ve Onno Tunç'a Deli Kızım Uyan'ı dinletti.
Bir gün odasına kapanıp yatağına oturmuş ve bu şarkıyı üç dakika içinde hem bestelemiş hem de sözünü yazmıştı. Gitarla en ilkel halinde çaldı:
"Deli kızım uyan/Söylenenler yalan/
Deli kızım uyan/bir tek sensin duyan."
Harikaydı. Sezen, Şebnem'i karşısına oturtup söz yazarken teknik anlamda nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı, birkaç müdahale yaptı; işte tamamdı. Hazır olan 4-5 şarkıya hiç dokunmadan albüme giriştiler.
"Benim müzikal anlamda aldığım ilk kıymetli hediyedir. Buna prestij albümü olarak bakıyorlardı. Ben iyi şarkı söylediğimi biliyordum. Yaptığım şeye inanıyor, güveniyordum. Ama satılır mı satılmaz mı, belli olmazdı. Yoktu hiç örneği. Benden biraz önce Özlem çıkmıştı ama benimki başka bir kulvardı. Hiç daha önce böyle bir şey yapılmamıştı, dolayısıyla maddi bir risk alıyorlardı."

Boşuna yaşanmamış
Çocukken harçlıklarından, sonraları konserden kalan zamanlarından kısıp çalıştıkları stüdyo emirlerindeydi artık…
İskender, Hakan, Demir, büyük bir şevk ve enerjiyle işe koyuldular. Beş ay gece gündüz çalıştılar. "Teknik anlamda da çok başarılı bir albüm oldu. İlk kez davul ve bas sesi duydu Türkiye…"
Sonuç, inanılmazdı:
Kadın, 400 bin sattı.
24 yaşında, hem de taviz vermeden hedefine ulaşmıştı Şebnem... Artık yolu açıktı. Altı yıl sonra dördüncü albümüne Deli Kızım Uyan'ın ikinci bölümünü şu sözlerle yazacaktı:
"Çok parçalandım/ parçalandıkça çoğaldım diye inanmazsam/
Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım?
Hiçbir şey boşuna yaşanmamıştır diye inanmazsam/
Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım?"

Olgunluğa dair

"Acılardan öğrendim müziğe verdim"
Ablandan 11 ay sonra depremde babanı kaybettin. Uzun bir aradan sonra döndüğünde, sözlerin çok daha olgunlaşmış bir kadının sözleriydi.
Deprem sonrası bomboş geldi her şey... Hiçbir şey yapmak gelmedi içimden… Babam, hayatımın çok önemli bir karakteriydi. Depremde onunla birlikte mahallem de gitti. 'Ben hangi sokakta top oynuyordum' diye gidip bakmak istesem artık yok öyle bir şey. Böyle şeyler yaşadığında tabii müziğine de yansıyor bu... Bir süre sessiz durdum. 'Ne oluyor' diye anlamaya çalıştım. Ama müzik bunu atlatmama yardımcı oldu. Sonra onu bir şekilde üretime çevirebildim. Hatta, garip bir denge ama, müziğime, insanlığıma çok şey kattığını düşünüyorum. Acı, insana kısa zamanda çok şey öğretiyor.
"Sevgilim ve dostum; babam, oğlum…/ arkadaşım, aşkım; her şeyimdin sen" diyen sözlerle döndün. O deli kız, hızla büyümüştü sanki…
Çok hızlı olgunlaşıyor insan… Ve yalınlaşıyor. Ablamın hastalığı çok uzun sürdü. Evde kahkaha attığım zaman kendimi kötü hissederdim. Böyle bir gençlik dönemi yaşadığın zaman sorumluluk duygun o kadar ağır basıyor ki, içinden deli doluluk gelse de yapamıyorsun; bir tarafın hep nahoş bir şey düşünüyor. Ben yeni yeni 'Ya Şebocum gül biraz' diyorum kendi kendime.



Sessizliğe dair
Savaşta rockçılar neredeydi?
Rock, doğası itibarıyla dünyaya kafa tutan, protest, muhalif bir müzik… Paul Simon ırkçılığa karşı, Bruce Springsteen teröre karşı albüm yapıyor. Bizde niye mesela savaş karşıtı bir çalışma çıkmıyor?
Aslında çok hissediyorum bunu… Kendimi eğitmeye çalışıyorum. Böyle sosyal meselelerle ilgili bir tavır içinde bulunmak ve bunu estetik bir şekilde sunabilmek de hakikaten çok zaman ve çok iyi donanım isteyen bir şey.

Bir deprem albümü yapabilirdin mesela… Niye olmuyor bu..?
Bence olmalı… Ama Türkiye'de zaten profesyonel şirketlerle kontratlı rock müzik yapmak o kadar yeni ki, herkes ayağını yorganına göre uzatmaya çalışıyor.

Batılı müzik şirketleri bu türden çıkışlara sıcak bakmıyor olabilir, ama bir toplu konser de düzenlenemez mi?
Zaten biz bu toplu tepki konularında özürlüyüzdür; sadece rock grupları için söylenecek birşey değil.

Ama sanatçılar toplumun sinir uçlarıdır. İlk refleksin onlardan gelmesini bekliyor insan…
Bu konuda sonuna kadar haklısın… Savaş, deprem gibi durumlarda birilerinden müzikal bir tepki bekliyorsa insanlar, bu, ilk rockçılardan gelmelidir.

Oysa tepki bir yana, tersine belli markaların amblemi altında görüyoruz sizleri… Bu, işin özünden taviz vermenizi gerektirmiyor mu?
O işi neden yaptığına bağlı. Benim kendi koşullarımla kendi sahnemi Erzurum'a götürme imkanım yok. Yaş ilerledikçe bazı şeyleri heyecanla değil, daha planlayarak yaparken buluyorsun kendini… 'Estetik olarak ben bunu da güzel anlatabilirim, boyumu aşmaz' diye hissettiğim gün, böyle şeyler yapma düşüncesi beni çok heyecanlandırıyor. Biraz daha zamanı var.

Kayıtlı

Ben böyle değildim,ne zaman kaybolldum..?.. <br />Rüzgarla dans ederdim,ne zaman savruldum..?.. ..<br /><br /><br />Buda gelir geçer diye inanmazsam nasıl yaşarım,Naıl yaşarımm..... ??
şebnemerwe
şebnemervee
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 726


sadece yarım saat...


« Yanıtla #560 : Mayıs 24, 2010, 22:35 »

çok güzel 2 yazı paylaşmışsın teşekkürler =)
Kayıtlı

dünüm yok yarınım sır...
şbnmrw
meleğim
Şeboo'M'eLikee
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 382


İçimde bir yerlerde sabır taşı gizli........


Site
« Yanıtla #561 : Mayıs 29, 2010, 10:57 »

NE demek bnm için bir zevk bunları paylaşmak,sebomuzu anlatmakk.. (: Asıl bn tşk ederim beğendiğiniz için sebne'merwe' abla diim bi sakıncası yoksa Gülümseme
Kayıtlı

Ben böyle değildim,ne zaman kaybolldum..?.. <br />Rüzgarla dans ederdim,ne zaman savruldum..?.. ..<br /><br /><br />Buda gelir geçer diye inanmazsam nasıl yaşarım,Naıl yaşarımm..... ??
sebomania_tuqce
şebo'(m) <3
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 35
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2,404



« Yanıtla #562 : Mayıs 29, 2010, 18:30 »

şebom bnm kanatsız meleğim...
buraya okadar çok şeyi sığdırmak istiyorumki ama herkezin de bildiği gibi bu imkansız birşey
seni tanıdığım güne okadar çok şey borçluyumki iyki tanımışım ve iyiki hayatımdasın senin şarkıların sayesinde her geçen gün biraz daha olgunlaşıyorum biraz daha büyüyorum bu hayata biraz daha kafa tutabiliyorum hepsi senin sayende bir de gerçekten yanında olabilsem o sımsıcacık yüreğine biraz daha bağlanabilsem sana sarılabilsem ve o anda hayat dursa sadece sen ve ben olsak içimdeki btn sesleri haykırabilsem sana defalarca...inan bigün seninle tanışmayı okadar çok istiyorumki inş. bu dileğim bigün gerçek olur ve sen,ben,gece veya gündüz ve bir yol ardı arkası kesilmeyen bi sohbetin içinde buluruz kendimizi.
son olarak seni çok seviyorum iyiki varsın kanatsız meleğim seni çok seviyorum hep ferah kal kal ki bzler senin sayende yaşamaya devam edelim
öptüm burnundan  Öpücük   Öpücük  Öpücük
Kayıtlı

Hepsini dileyip gerisine...
direniyorum...
.Morsist
Anna MoLLy
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 52
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,708


Atlantis'ten Gelen...


Site
« Yanıtla #563 : Mayıs 31, 2010, 13:49 »

Arkadaşlar arka arkaya mesaj göndermek yasak bildiğiniz gibi. Normalde attığınız ilk mesaja kadar üst üste attığınız mesajlar silinmekte. Bu konuda ve yazım kuralları konusunda biraz daha dikkatli olursak birbirimizi daha iyi anlayabiliriz.
Kayıtlı

Bir gün kalbin elinde sessizce patlar mı?
 
Lauter Laute
Şebokolik
Daimi Üye
*****

Teşekkür Sayısı 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 821



« Yanıtla #564 : Haziran 05, 2010, 21:56 »


Bunu hiç okumayacaksın, beni hiç duymayacaksın biliyorum..

Ama bil ki öyle bir yol yaptın ki bana biriktirdiğin çakıl taşlarıyla, asla sonu gelmeyecek. Öyle bağladın ki kendine sarmaş dolaş köklerle, kopmak aklıma bile gelmeyecek senden.

Biliyorum, sadece gözyaşlarımızın tadı değil bizi böylesine aynı kılan..

Çünkü sesini ilk duyduğum andan beri  hücreme girdin, dokundun hücrelerime.
Ve bir ağaç gibi her gün biraz daha kök saldığında beynime, kalbime, anladım ki başlamışım ben asla bitmeyecek olan şarkımı söylemeye..


Başı ve sonu hepimiz için aynı olan hikayemi farklılaştırdığın için,
Farkında olmadan bana bilmediğim çok şey söylediğin için,

Çok Teşekkürler Şebnem Ferah.
Seni çok seviyorum..   
Kayıtlı

"Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandhi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu."

John Lennon


  Şebnem Ferah.. ♥     
sweetgirl
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 89
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4,261



« Yanıtla #565 : Haziran 12, 2010, 09:50 »

inan bana hergün rüyamdasın biz aslında seninle rüyalarımda baya bi samimiyiz sen bize geliyosun bi kaç gün yatılı kalıyosun ben senin kucağında uykuya dalıyorum beraber denize gidiyoruz ev partilerinde sarhoş oluyoruuzz alışverişe çıkıyoruz ama nedense hep annemle daha iyi anlaşıyosun  Kahkaha yani rüyalarımda baya kankayız biz haberin olsun şebocuumm  Öpücük   Sırıtan
Kayıtlı

'' Koşmak istesem de sana hayat beni geri çekiyor.. ''
Lauter Laute
Şebokolik
Daimi Üye
*****

Teşekkür Sayısı 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 821



« Yanıtla #566 : Haziran 25, 2010, 15:04 »

Çok özledim..
Kayıtlı

"Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandhi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu."

John Lennon


  Şebnem Ferah.. ♥     
caliypso5153
Dinamik Üye
*

Teşekkür Sayısı 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 181



« Yanıtla #567 : Haziran 29, 2010, 00:27 »

berlin duvarına şebnem ferah yazdım mutlu oldum  Sırıtan
Kayıtlı

iyi ki varsın -ŞEBNEM FERAH-
Lauter Laute
Şebokolik
Daimi Üye
*****

Teşekkür Sayısı 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 821



« Yanıtla #568 : Temmuz 04, 2010, 17:08 »

Az kaldı..
Yeniden gunleri saymak.:}
Umut etmek, umutlandikça bir aksilik çıkmasın diye dua etmek..
Olsun,biliyorum az kaldı yeniden dunyanın tum gunlerinden en guzeline. Gülümseme


son 20. Gülümseme

lütfen bir aksilik çıkmasın!
tek istediğim yeniden hissetmek bu heyecanı, yeniden tanık olmak gozlerindeki parıltıya.

cünkü bu güçten daha büyük güç yok, beni yarına çıkarabilecek..
Kayıtlı

"Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandhi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu."

John Lennon


  Şebnem Ferah.. ♥     
şebosfer
Seda
Forum Ekibi
Daimi Üye
*****

Teşekkür Sayısı 35
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 989


HoşcakaL...


« Yanıtla #569 : Temmuz 04, 2010, 20:21 »

   Şebocum...
  Birazda kızları kaldırabilir misin dansa???
Ama bak hem çok kıskanıyoruz hem de çok üzülüyoruz.
O muhteşem an'a erişmek benim ya da hemcinsleriminde hakkı Gülümseme
   Lütfen Şebocum kırma bizi... Utandım
Kayıtlı

Kaçırma gözlerini benden suçlu suçlu...
Sayfa: 1 ... 36 37 [38] 39 40   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı