Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kazım Koyuncu  (Okunma Sayısı 5377 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Amélie
..siyah eLbiseli kız || HYY..
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 86
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 473



« : Ocak 26, 2008, 22:49 »


Karadeniz müziği, Anadolu Rock, nitelikli müziğe inanlar, önemli bir ismi en verimli olabileceği dönemde yitirdi. Otuz üç yaşındaydı Koyuncu; yıllardır müziğin içinde olmasına karşın 2000'li yıllarda Gülbeyaz, Sultan Makamı gibi televizyon dizilerine yazdığı müziklerle ünlenmişti.

Karadeniz'in hırçın çocuğu diyorlardı ona; demokrasi adına atılan bir çok adımda müziğiyle, fikirleriyle yer alıyor; Fırtına Deresi'ne yapılacak santrali protestodan, insan hakları ihlallerine karşı çıkmaya kadar bir dolu etkinliğe destek veriyordu.

Müzikte de, birkaç halk müziği sanatçısının tekelinde kalmış Karadeniz bölgesinin müziğini, evrensel normlarda yayımlamayı deneyerek, önemli çıkış yapmıştı.

1972 Artvin/Hopa doğumlu Koyuncu, yirmi yaşında Dinmeyen adlı müzik grubu'na katılmış, 1993'de Mehmedali Barış Beşli ile, Lazca müzik yapmak amacıyla Şuku grubunu kurmuştu. İki arkadaş bir yıl sonra aralarına İlhan Karahan ve Metin Kalaç'ı da alarak grubun adını Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) dönüştürmüş ve 1995 başında Va Mişkunan (Bilmiyoruz) albümüyle Lazca rockın ilk örneğini vermişti. Lazcayı yaşatmak amacıyla Lazca rock yapıyorlardı. Plak şirketleri ise bu soundu 'Soft Laz Rock' diye tanımlıyordu.

O günlerde grup elemanları Lazca dilinin yaşatılmasına rock yoluyla katkıda bulunmayı amaçladıklarını, rock müzikteki dinamizmle yöre insanının enerjisinin örtüştüğünü görünce heyecanlandıklarını anlatıyor, Lazca'nın rockın sert söyleyişine de uygun olduğunu belirtiyorlardı.

Dört yıl içinde Zuğaşi Berepe, kamuoyuna pek yansımasa da önemli işler yaptı ve konserlerle hedefini gerçekleştirmeye çalıştı. Bu etkinliklerden Brüksel konseri sırasında canlı kayıt edilen parçaları, kısıtlı sayıda bastırdıkları Bruxel Live (1998) adlı albümde bir araya getirdiler.

Gruptaki eleman sayısı arttıkça müzikal yapı da güçlenmişti. Kazım Koyuncu (vokal, akustik gitar), Cafer İşleyen (bass, vurmalılar, flüt), Gürsoy Tanç (elektrikli gitar), Uğurcan Sezen (klavye), Zülküfil Murat Dilek (davul), Metin Kalaç (kayıt) Lazcayı yaşatmanın yanında aşk şarkılarına katılan sert söylemli yapıtlar ve modern rock anlayışı üzerine oluşturdukları çizgiyle de kabul görmeye başlamışlardı.

Zuğaşi Berepe, Va Mişkunan albümünden dört yıl sonra İgzas (Gidiyor) adlı albümüyle bu çabayı listelere taşıdı. Yedi Lazca, bir Hemşince, bir de Türkçe sözlü parçadan oluşan albümün müzikal zenginliği, rockın çeşitli tonları arasında akıllıca gidip gelen sounduyla 1998'in en iyi yerli yapıtlarından biri oldu. Lazca'nın öne çıktığı kültürel bir misyonun yanında sıkı bir rock albümü özelliği de taşıyordu İgzas (Parçaların Türkçe anlamları kapakta verilmişti). Bu albümde Kazım Koyuncu (vokal, gitar), Cafer İşleyen (bass, vurmalılar, flüt), Gürsoy Tanç (gitar), Uğurcan Sezen (tuşlular), Zülfikil Murat Dilek (davul), Mahmut Turan (tulum), Metin Kalaç (kayıt), Mehmedali Barış Beşli'den (vokal) oluşan grubun, doğayı katledecek Çamlıhemşin'deki Fırtına Deresi'nin üzerine yapılacak santrale karşı kampanyayı desteklemesi de İgzas'ın diğer bir özelliğiydi.

Grup 2000'lerin başında dağılınca, kuruculardan Kazım Koyuncu yoluna tek başına devam etmeyi kararlaştırdı ve solo albümleri Viya (2002) ile Hayde'yi (2004) yayımladı. Anadolu Rock'a kayan soundla ürettiği müziği kısa sürede büyük ilgi görüp, yaptıkları geniş kitlelere tam ulaşmaya başlamıştı ki hastalandı Koyuncu. Akciğer kanserine yakalanmıştı.

Pes etmiyordu; tedaviyi sürdürürken Trabzonspor için marş bile yazmıştı. Ancak günden güne direnci zayıflıyordu; adına düzenlenen konsere çıkamamıştı. Sonunda 25 Haziran tarihinde ajanslardan şöyle bir başlık düştü: 'Karadeniz'in genç sesi sustu'

(..... Müziğe çocukken, ortaokul birinci sınıfta, Mandolin çalarak başladım. Sonra biraz gitara merak sardım. İstanbul'da universiteye geldikten sonra muzikle yoğun olarak ugraşmaya başladım. Profesyonel olarak 1992 yılından buyana muzikle ugraşıyorum. İlk muzik grubunu 92'de kurduk. "Dinmeyen" isminde Türkçe muzik yapan politik bir gruptu bu. ( 96'da "Sisler Bulvarı" adlı bir albüm yaptıktan sonra grubumuz dağıldı.) Dinmeyen'i kurduktan hemen sonra 93 yılında "Zuğasi Berepe (Denizin Çocukları)" isimli yeni bir grup kurduk. Yani hem "Dinmeyen" devam ederken hem de bu grup devam etti. "Zuğasi Berepe" ile 95'de "Va Mişkunan" (Bilmiyoruz), 98'de "İgsaz" (Gidiyor) isimli albumleri yaptık. Sonra 98'in sonunda "Zuğasi Berepe" de dağıldı. Ben o tarihten itibaren tek başıma muzik yapmaya devam ettim. "Salkım Söğüt" isimli bir proje vardı. Şuana kadar 4 tane çıktı. "Salkım Söğüt" projelerinin ikincisinde, 3 şarkıyla yer aldım. Ondan sonra 2001 yılında ilk solo albümüm "Viya"yı çıkardım......) - ( .... Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya. ...)

1972 - Hopa'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Hopa'da tamamladı.
1989 - İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi.
1990 - Çağdaş Sanat Atölyesinde çalışmaya başladı.
1991 - Ali Elver ile birlikte Dinmeyen müzik topluluğunu kurdu. Aynı yıl Çağdaş Oyuncuların sahneye koyduğu ''Faşizmin korku ve sefaleti'' adlı oyunun müziklerini yaptı.
1993 - Mehmedali Barış Beşli ile Dünyanın ilk ve tek Laz rock toplulugu ''Zuğaşi Berepe''yi kurdu.
1995 - Zuğaşi Berepe ''Va mişk´unan''
1996 - Dinmeyen ''Sisler Bulvarı''
1998 - Zuğaşi Berepe ''Brüxel Live'' ve ''İgzas''
2000 - ''Salkım Söğüt 2'' adlı ortak çalışma
2001 - İlk solo albüm ''Viya''
2002 - Gülbeyaz dizi müzikleri
2003 - Kemal Sahir Gürel ile birlikte ''Sultan Makamı'' dizi müzikleri
2004 - İkinci solo albüm ''Hayde'' sanatçının popülaritesini daha da arttırdı.
Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka,Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri,büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz KOnserler dizisininde öncülüğünü yaptı.
2004 ün sonlarında akciğer kanseri teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı.25 Haziran 2005'de, 33 yaşında, tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde yaşamını yitirdi...

alıntıdır
Kayıtlı

Amélie
..siyah eLbiseli kız || HYY..
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 86
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 473



« Yanıtla #1 : Ocak 27, 2008, 18:25 »

... Bu arada hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.

                                                          KAZIM KOYUNCU
Kayıtlı

AMELİE KANKASI
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Ocak 28, 2008, 22:55 »

kazım koyuncu karadenizin hiç batmayacak olan bir güneşidir.o kocaman kalbi bütün insanları bütün etnik kültürleri kucaklayan kişiliğiyle harika bir hümanist ve idealistti onun bıraktığı yerden bizim devam etmemiz gerekiyor.hayat kimseye kin duyamayacak kadar kısa. sevelim arkadaşlar herkesi herşeyi..
« Son Düzenleme: Ocak 28, 2008, 23:02 Gönderen: Amélie » Kayıtlı
vesimdii
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 62
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 4,139

İsiSs..


« Yanıtla #3 : Ocak 29, 2008, 15:06 »

Varmıydı onun gibi acaba dünyada şarkıLarıyLa bizi aşkın sıcakLıını hissettiren karadenizin doyumsuz güzeLLiini gösteren bedenen öLdü ama ruhen haLa şarkıLarıyLa yaşıyor büyük ustamız.ŞevvaL SamLa yaptıı bi iki düeti var dinLemekten bıkmam.
Kayıtlı
sleeper
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 198
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 813


But god have destroyed my life


« Yanıtla #4 : Ocak 29, 2008, 20:34 »

Alıntı
esenshop



Ümit Kıvanç’ın, Kazım Koyuncu’nun yaşamını ve müzik serüvenini anlattığı, “Şarkılarla Geçtim Aranızdan - Kazım için Bir Film" adlı, 3 DVD’den oluşan 3,5 saatlik belgesel film Kalan Müzik tarafından yayınlandı:

Kazım Koyuncu, tam da bu memleketin en çok ihtiyaç duyduğu insanlardandı. Memleket bunu ne kadar fark etti, bilemiyoruz. Ama ben öyle düşündüm.
Kazım'ı Zuğaşi Berepe zamanından beri izliyor, günün birinde önemli ve yeni bir müzikal açılım getireceğine güveniyordum. Ama beni bir "Kazım filmi" yapmaya, bunun için iki yıl uğraşmaya, arada evim soyulup filmin yapılmış iki saati aşkın bölümünü kaybetmeme rağmen işe yeniden sarılmaya yönelten şey sadece onun müziği değil. Bu memleketin en çok ihtiyaç duyduğu ama ne yazık ki, kolay kolay yetiştiremediği insan tipinin harika bir örneği olarak gördüm onu.
Peki niye o kadar gerekli bir insan? Onu üç buçuk saate yaklaşan süresi içerisinde üzerinde günlerce düşünmediğim, daha iyi yapabilmek için defalarca uğraşmadığım hiçbir dakikası bulunmayan ve Kazım'ın hayatına ve anısına yakışırlığını durmadan yeniden sınadığım bir filmle anlatmaya çalıştım; bu yüzden burada söze dökmeyeceğim.
Filmde de size bunu sadece Kazım anlatacak. Bir belgesel olarak değişik iddialar taşıdığını söylemekten kaçınmayacağım bu filmde, Kazım’ın ardından yapılmış konuşmalar, üstüne söylenmiş sözler falan yok. Sadece kendi konuşuyor, çeşitli dönemlerdeki grup arkadaşlarıyla birlikte çalıyor, söylüyor.
İkinci sebebimse çok özel, biraz da tuhaf. Hiç tanışmadığım halde, onu kaybettiğimizde bir arkadaşımı kaybetmişçesine üzüldüm. Üzüntümün çokluğundan sözetmiyorum; bir arkadaşımızı kaybettiğimizde hissettiğimiz şey, başka üzüntülerle karıştırılmayacak kadar farklıdır.
Bu sitede, film ve yapılış süreci üstüne anlatmak istediklerim yeralıyor. Bunların yanısıra, Kazım'ın müziği üzerine düşündüklerimi yazdım. Filmde çevirisiz yeralan Lazca parçaların çevirilerini de okuyabilirsiniz. Ayrıca film hakkında biryerlerde birşeyler çıkarsa onların linklerini vereceğim, yapılacak gösterimleri duyuracağım.
Kazım, şarkılarla aramızdan geçti. Ne yazık ki hakikat bu. Geçip gitmesin istiyorum

Film ile ilgili diğer bilgiler

Kurgu: Ümit Kıvanç

Tasarım: Ümit Kıvanç

Kamera: Ümit Kıvanç

Kamera Asistanları: Gençer Yurttaş, E. Mehmet Erkmen

Şiir: Mehmet Çetin

Türküler: Necmiye Bağdatlı, Hasan Bayar

Ağıt: Ali Paşa Avcı


DVD Fiyatı: 22,75 YTL

Kayıtlı

never again stop my pain
şebocu_92
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 81



Site
« Yanıtla #5 : Mart 01, 2008, 00:21 »

bnde bi karadenizli olarak kazım koyuncuyu çok seviyorum şarkıları çok güzel allah mekanını cennet etsin:)
« Son Düzenleme: Mart 01, 2008, 10:12 Gönderen: Amélie » Kayıtlı
kurtella
Daimi Üye
***

Teşekkür Sayısı 38
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 866


5 ay kaldı....


« Yanıtla #6 : Temmuz 07, 2008, 01:41 »

karadenizli değilim ama kazım koyuncu bambaşka bişeydi yaa her şarkisinda tüylerim diken diken olduğu (şebodan sonra tabii) bi sanatcııı gerçekten harika bi ses
Kayıtlı

KuRT£LL@ & Çç@YL@K
ozlem35_
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 106
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3,388



« Yanıtla #7 : Eylül 17, 2009, 10:04 »

Mütiş bir sesti ya.. Bende Karadenizli değilim ama evimiz de hep dinlenirdi ve


hala dinlenmekte Karadeniz müziğine bambaşka bir anlam yükledi.. Karadeniz'n Hırçın çocuğu


o unutulmayanlar efsaneler arasında.. Kazım abimizi unutmayacağız..
Kayıtlı
sebokolikbeyza
Melek
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 54
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2,424


Üzgünüm... Özledimm..


« Yanıtla #8 : Eylül 17, 2009, 10:35 »

Mütiş bir sesti ya.. Bende Karadenizli değilim ama evimiz de hep dinlenirdi ve

hala dinlenmekte Karadeniz müziğine bambaşka bir anlam yükledi.. Karadeniz'n Hırçın çocuğu

o unutulmayanlar efsaneler arasında.. Kazım abimizi unutmayacağız..


Kesinlikle öyle ben bile arada dinliyorum Kahkaha
Kayıtlı

Take me to the magic of the moment
 On a glory night
 Where the children of tomorrow share their dreams
 With you and me
 Take me to the magic of the moment
 On a glory night
 Where the children of tomorrow dream away
 In the wind of change

 ...
rockingirl
Tv Ekibi
Sebocu
*****

Teşekkür Sayısı 93
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,983


Reyhan Demir


« Yanıtla #9 : Haziran 25, 2010, 20:54 »




Karadenizin Hırçın Mavisi'ni, Kazım Koyuncu'yu unutmadık... Ölümünün 5. yılında Saygıyla Anıyoruz.....
Kayıtlı

İnstagram @reyhandemirr
ozlem35_
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 106
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3,388



« Yanıtla #10 : Haziran 25, 2010, 23:14 »

Çok özledim çok..
Çok erken ölümlerden biriydi..
Kazım Abinin ki de ,her ölüm gibi..
Onun anısına bu gece kendi çapımda Kazım Abi gecesi yaptım onu dinliyorum hep..
Ruhu şad olsun..
Kayıtlı
hip0kondRiyak
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 94
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2,317


*-Kupa kızı..


« Yanıtla #11 : Eylül 21, 2010, 20:53 »

Kazım abi benim için klasikleşmiştir.Karadenizli olmak ya da çocukluktan gelen bir müzik anlayışıyla o  herneyse her zaman anacağız.SevgiyLe..
Kayıtlı

Sevenın yanlısı yazıllır mı?
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı