Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bluejean Nisan 2010 Benim Hikayem  (Okunma Sayısı 15252 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
YeTeR
YeTeR
Yeni Üye


Teşekkür Sayısı 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 27



« Yanıtla #15 : Mayıs 03, 2010, 19:03 »

çok sevndim. bu arada ben seni üye oldum. Sırıtan
Kayıtlı
şebokoliq_sefa
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 594


Yel değirmeni rüzgarla,rüzgar uçurtmayla geldi.


« Yanıtla #16 : Mayıs 04, 2010, 16:34 »

çok sevndim. bu arada ben seni üye oldum. Sırıtan
sanırım yeni üye oldum dicekdin Gülümseme Aramıza hoş geldin Foruma Hoş geldin... Gülümseme
Kayıtlı

Bedenim ŞEBNEM ruhum FERAH
Hayatı_Şebolaa
Meryem Tuncak
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 14
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 351


Ne yapalım be gönlüm olduğu kadar,olmadığı kader..


Site
« Yanıtla #17 : Aralık 13, 2010, 17:02 »

Türkiye’nin en karizmatik kadın bas gitaristi,Şebnem Ferah’ın yol arkadaşı Buket Doran,bu ayki konuğumuz…
Çağlan Tekil


Ç.T : NE ZAMAN NEREDE DOĞDUN?

B.D: 15 Şubat 1974 İstanbul

Ç.T: NASIL BİR MAHALLEDE BÜYÜDÜN?

B.D: Çocukluğum babamın işi sebebiyle çok taşındığımız için Karabük,Ankara ve İskenderun’da geçti.Demir-çelik fabrikalarının lojmanlarında,İskenderun’da da lojman ve tesislerin şehirden ayrılmış bir site içerisinde olması sebebiyle büyük bir mahallede büyüdüm.Nüfusu az olmamakla birlikte bir şekilde herkesin birbirini tanıdığı, ne olduğundan haberdar olduğu,plaj,havuz,aile lokali,çay bahçesi gibi ortak alanlarda sürekli bir arada olunan,alışveriş yerleri,sinema,restoran gibi yerlerin çok fazla sayıda olmadığı,değişiklik için 20 km. ilerdeki şehir merkezine gisilen bir ortamdı.Konser,tiyatro gibi çok fazla etkinlik yoktu ama büyük açık havuz,açık-kapalı basketbol-voleybol sahaları,tenis kortu,deniz,uzun bir yaz boyunca bütün gün güneş altında,bolca bulunan yeşil alanlar sayesinde,ağaç tepelerinde geçen oldukça hareketli bir dönemdi.

Ç.T: NASIL BİR ÇOCUKTUN VE NASIL BİR ÇOCUKLUK GEÇİRDİN?

B.D: Hatırlamakla ilgili biraz sorun yaşadığım için zaman zaman anneme anlattırıp tazelemeye çalıştığım bilgiler bunlar.Çok uslu,söz dinleyen,düzenli-tertipli,ilkokul yıllarından itibaren çok disiplinli,babamın ve annemin evde yaptıkları işleri merak izleyip yardım eden bir çocukmuşum,üniversite dönemim itibariyle beni tanıyanların biraz şaşırdığı bir durum bu Gülümseme Çok gülen bir bebekmişim ve annemin dediğine göre sürekli mandalina yermişim.Okuldan gelince üstümü çıkarmadan önce okul ödevlerini bitirip,rahatlayıp sonra sokaktan içeri girmediğimi hatırlıyorum.Top oynamak dışında bisiklete binmek,kaykayla kaymak en sevilen aktivitelerdi,tabi her yeri yara bere içinde bir çocuktum; kedi tırmıkları,köpek ısırıkları,paslı çiviler,duvar ve ağaçlardan düşmeler…Ben 3 yaşlarındayken babam kollarımdan tutup denize atarak yüzme öğretmiş olduğu ve çok uzun yıllar denize yakın olabildiğim için hâlâ sudan çıkmak istemem.

Ç.T: İLKOKUL YILLARINI ANLATIR MISIN? HANGİ OKUL,EN SEVDİĞİN DERS,O YILLARA DAİR UNUTAMADIĞIN ANILARIN?..


B.D: 3 farklı ilkokula gittim,Karabük D-Ç , Ankara Or-An,İskenderun D-Ç.Ben 4 yaşındayken ablam Yeşim ,ilkokula başladığında ben de okula gitmek için çok ağlamışım,onunla beraber ilk yılı boyunca pek çok gün okula gidip sınıfında oturduğumdan sene sonunda bana da karne vermeyi uygun görmüşlerdi Gülümseme Matematik başta olmak üzere bütün dersleri severdim desem abartmış olmam,fen bilgisi dersinden el işi dersine kadar gerçekten derste de evde çalışırken de çok zevk alırdım.Şubat ve yaz tatilleri bolca kitap okuyabileceğim ve de sokakta koşturabileceğim için sevdiğim zamanlardı.Basketbol,hentbol ve optimist ile de o yıllarda tanıştım ve basketbola uzun yıllar devam ettim,maçlar,antremanlar en güzel hatıralarım arasındadır.Her türlü müzik eşliğinde dans etmeyi çok severdim ve pek çok yörenin oyunlarını öğrendiğim folklor çalışmaları da favorimdi.Resmi bayram törenlerindeki etkinliklerin hemen hepsinde aynı anda bir sürü farklı görevim olurdu.Arkadaşlarımı bizim arka bahçede toplayıp bolca prova yaptığımı hatırlıyorum,onun dışında münazaralar,şiir-kompozisyon yazma,resim,bilgi yarışmaları katılmayı sevdiğim etkinliklerdi.

“EVDE RADYONUN HEP AÇIK OLDUĞUNU HATIRLIYORUM.”

Ç.T: HAFIZANDA YER ETMİŞ BİR İLK HATIRAN VAR MI ?

B.D: 3-4 yaşlarındayken oturduğumuz evin mutfağından merdivenle inilen geniş bir bahçesi vardı.İlk hatıralarım oradaki şahane meyve ağaçları,çiçeklere ait görüntüler ve meyveleri toplayıp yediğimiz zamanlar…

Ç.T: MÜZİKLE TANIŞMAN NASIL OLDU?İLK ZAMANLARDA KİMLERİ DİNLERDİN?

B.D: Zaten pek de yaygın olmayan müzik dükkanları,kaset alınabilecek yerler ve etkinliklerden uzak kaldığımız için biraz zor ve geç oldu.Evde radyonun hep açık olduğunu ve babamın bazı plaklarını hatırlıyorum,Tanju Okan,Alpay… Yanında Boney M,Rolling Stones gibi isimler de vardı.Ben de –eksikler vardır tabii ama- ilk dönemlerimde Michael Jackson,Duran Duran,A-ha,Wham ve Bon Jovi’yi dinlediğimi hatırlıyorum.

“W.A.S.P VE MANOWAR’LA BAŞLADIM”

Ç.T: ROCK VE METAL’LE TANIŞMAN NASIL OLDU?

B.D: Sanırım bir kuzenimden edindiğim W.A.S.P ve bir arkadaşımın bana çektiği Manowar ilk kasetlerimdir.Kemancı’nın köprü altı zamanlarından itibaren orada çalmış olan,çoğumuzun iyi tanıdığı “Ethem Abi” ile İskenderun’dan tanışıyoruz : ) Onun bir gün kaldırımda oturmuş walkman dinlediği görüntüyü ve benim de yanına gidip ne dinlediğinin öğrenmek istediğimi gayet net hatırlıyorum.Lise 1’deyken de Yeşim’in ODTܒden arkadaşlarının grupları vasıtasıyla tanışmalarım artmaya başlamıştı.

Ç.T: MÜZİSYEN OLMAYA NASIL KARAR VERDİN?NEDEN BASGİTARI SEÇTİN?

B.D: Sanırım izlediğim ilk sert konser,ben lisedeyken Dark Phase’in Ankara Graffiti’deki performansıydı ve çok hoşuma gitmişti.O zamanki basçıları olan Alpay ile arkadaştık,ilk gördüğüm ve elime aldığım bas onun gitarıydı,bir de bazı bas videoları izletmişti bana,merakla seyrettiğimi hatırlıyorum.Boğaziçi’ne girdiğimde arkadaşlarımın provasını izlemeye müzik odasına gidip de oradaki basgitarı gördüğümde,bir iki yıl önce tanışmış,sevmiş ve etkilenmiş olduğum enstrumanı iyice gözüme kestirmiştim.İçimden izlemek, dinlemek,dokunmak ve ses çıkarmak geliyordu,karar kendiliğinden verilmişti sanırım.Sesi,çalımı,görüntüsü,ilk zamanlarda özellikle müzikte ritme olan etkisi gibi sebeplerle beni kendine hızlı ve güçlü bir şekilde çekti.

Ç.T: BASGİTAR DIŞINDA ÇALDIĞIN BİR ENSTRUMAN VAR MI?

B.D: İlkokuldaki flüt ve mandolin maceralarını saymazsak,sahnede çalacak kadar değil ama evde kendi kendime vakit geçirecek kadar gitar çalıyorum.Davula her zaman çok düşkündüm,fırsat bulduğum yerlerde,bazen stüdyoda kayıtlar sırasında,bazen de soundcheck’lerde heyecanla başına oturur gürültü çıkarırım,elektronik davulumu aldığım zaman da “Evet çalıyorum!” diyebileceğim Gülümseme


Ç.T: SANATIN BAŞKA DALLARIYLA DA İLGİLİ MİSİN?

B.D: Resim,çizim,bir şeyler yazmak ve okumak,fotoğraf bakmak ( çekmek diyecek kadar tecrübem yok ama incelemeyi çok severim.),sinema ve mimari ilgimi çok çeker.

VOLVOX YILLARI

Ç.T: HANGİ GRUPLA BAŞLADIN MÜZİĞE? VOLVOX’A GİRİŞİN NASIL OLDU?

B.D: Ain’t Blonde adlı,üniversitede kurduğumuz kız grubumla başladım.Benim grubumun dağıldığı dönemde Volvox’un da yeni bir basgitariste ihtiyacı olmuştu.O dönemde Şebnem ile tanışıklığımız vardı,tanışmadan önce ve sonra birkaç kere izlemeye gittiğimi ve performansından ne kadar etkilendiğimi hatırlıyorum.Daha sonra konuştuk,gruba dahil oldum,bu durum ne güzeldir ki arkadaşlığımzın ve birlikte müzik hayatımızın başlamasını sağlamış oldu.

Ç.T: VOLVOX’LU YILLARDAN UNUTAMADIĞIN BİR ANIN VAR MI ?

B.D: O dönemde iyi bir gitara ihtiyacım vardı ve ilk “sıfır”basımı gruba girdiğimde almıştım.Ne zaman yeni bir gitar kutusu açılsa ve kokusunu alsam,çaldığımız o günlerde ne kadar heyecanlı ve mutlu olduğum gözümün önünde sanki dünmüş gibi beliriveriyor.

Ç.T: KONSER VE STÜDYO ÇALIŞMALARI DIŞINDA BİR GÜNÜN NASIL GEÇİYOR?

B.D: Sabit bir program yok tabii,yoğunluğa ve önümüzdeki plana bağlı olarak,bazen farklı günlerde bazen hepsi bir arada olmak üzere öncelikle provalara gidiyorum.Galactica ile pazarları Hayal Kahvesi’nde,Black ile salıları Mojo’da sahne alıyoruz,cover parçalar çaldığımız bu projelerin de provaları oluyor belli zamanlarda ya da grup arkadaşlarımla beraber vakit geçiriyoruz.Bir süredir özel ders veriyorum,hafta sonu veya hafta içi,genelde akşamüstü saatlerinde derslerimizi yapıyorum.Son birkaç aydır ise dört arkadaşımla beraber yeni bir kayıt-mix-mastering stüdyosu kurmak için uğraşıyoruz.Babajim İstanbul Studios & Mastering adıyla Galatasaray’da (Taksim),nisan ayı başında ilk iki projemizin kayıtlarına başlıyoruz.Tanınmış yabancı bir akustik mimar ile projelendirerek sıfırdan inşaatını başlattığımız,tecrübelerimiz doğrultusunda,sektörde eksik olduğunu düşündüğümüz noktalardan yola çıkarak,gereken kalite ve ihtiyaçların karşılanabileceği bir stüdyo olması için emek harcadığımız,uzun ve zorlu bir süreç oldu.Son zamanlarda,sürekli kurulum ve açılış öncesi hazırlıklar ile toplantılar ve çalışmalarımız oluyor.Bundan sonra da günümün büyük bir bölümünü orada geçiriyor olacağım …

Blue Jean Nisan 2010 Sayısı

(not : Forumda bu konuyu buldum ama röportajı ve resimleri paylaşanı bulamadım.umarım 2.ye paylaşmamışımdır.)




Kayıtlı

Hayat Aslında Bir Festival... Biliyorsun, Yaşıyorsun Her An ..
Bırak Hayat İstediği Gibi Aksın , Sen Takma Kafana ...

Dil çıkaran HAYATI ŞEBO'LA Dil çıkaran
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı