Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ütopya  (Okunma Sayısı 10351 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Amélie
..siyah eLbiseli kız || HYY..
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 86
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 473



« : Nisan 08, 2008, 19:03 »


Ütopya, aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum ve devlet şekli anlamı taşır. Ütopyalar, ideal düzen arayışlarının tasarlanmış tipik örnekleridir. Ütopyalar üzerine görüşler iki biçimde ortaya çıkmıştır. Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.

İstenen (Özendirici nitelikte) Ütopyalar
Bu tür ütopyalar, ideal bir toplum ve devlet tasarımlarıdır. Bu özellikteki ütopyaların en önemlileri şunlardır:

Platon’un Ütopyası
Platon, "Devlet" adlı eserinde ideal devletin nasıl olacağını belirtmiştir. Bu devlette insanlar üç sınıfa bölünmüştür; Çalışanlar (işçiler, çiftçiler, zanaatkarlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler. İşçi sınıfı çalışıp üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarını karşılar. Bekçiler sınıfı toplum içinde güvenliği ve dışarıya karşı devletin varlığını savunur. Yöneticiler sınıfı ise devleti yönetir.

Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır. İşçi sınıfının erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sınıfının erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir.

Platon’un açtığı bu ütopik devlet anlayışı yolu, gelecekte hem doğu hem de batı felsefelerinde temsilciler bulmuştur. Doğu felsefesinde böyle ütopik bir devlet anlayışını Fârâbî’de görmekteyiz.

Fârâbî’nin Ütopyası
Platon’dan etkilenen Fârâbî, "Medinet’ül Fâzıla" (Erdemli Şehir) adlı esrinde böyle ütopik bir devlet tasarlamıştır. Ona göre, insanlar yardımlaşarak bir arada yaşamalıdır. Sağlıklı bir organizmada bütün organlar nasıl uyumlu bir şekilde çalışıyorsa, toplum da böyle olmalıdır.

Kötü insanlar toplumdan çıkarılmalıdır. Erdemli şehirde gerçeklikler, doğruluklar, iyilik ve güzellikler birleşirler. Bunu sağlayan bu şehrin yöneticisidir. Yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini kendinde toplayan kişidir ve bu özeliklerini topluma yayarak devleti yönetir. Bireylerin de yöneticinin bilgilerine katılmasıyla mutlu bir şehir doğar.

Thomas Morus‘un Ütopyası
Roman tarzında yazdığı "Ütopya Adası" adlı eserinde ütopik bir devlet tasarımı ortaya koyar. Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktır. Herkes devlet adına üretir. Para geçerli değildir. Üretilenlerden herkes ihtiyacı kadar alır. Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler. Yöneticiler, tıpkı Platon’un ideal devletinde olduğu gibi, çok sıkı bir eğitimle yetiştirilir.

Tommaso Campanella’nın Ütopyası
Güneş Devleti adlı eserinde ütopik bir devlet yasarımı yaparken, o da Platon’un etkisi altında kalır. Güneş kentte her şey ortaktır. Aile yoktur. Eşlerin seçimi yönetimce yapılır. Kent bir rahip tarafından adilce yönetilir. Herkes dört saat çalışır. Geri kalan zamanda sanat, eğlence, okuma, beden ve ruhları eğitme gibi zevk veren işlere ayrılır. Yöneticinin yetkisi mutlaktır. Adları "Güç", "Akıl", " Sevgi" anl..... gelen üç yardımcısı vardır.

Francis Bacon’un Ütopyası
Yeni Atlantis adlı eserinde ütopik devletini tanıtır. "Ben Salen" adlı adada sağlam bir ahlâk anlayışı egemendir. Özel bir örgüt, halkın bu yüksek bilgi ve kültürünü planlar ve yürütür. Buna göre "Yeni Atlantis" bir bilgi devleti olarak tasarlanmıştır.

Korkutucu Nitelikte Ütopyalar
Günümüzde de ütopyalar yazılmaktadır. Ancak, bunların ortak bir niteliği vardır, o da toplumları gelecekte bekleyen tehlikeleri göstermektir. Bu tehlike, bir yandan makineleşen bir toplumda insanın duygu, düşünce ve değer sistemleri ile yok olup gitmesidir. Öte yandan, insan özgürlüklerinin, demokratik hakların kurulacak bir despotik devlet tarafından yok edilmesidir. Bu ütopyalar, insanları, bu türden tehlikeler için önceden uyarmaktadır.

Huxley’in Ütopyası
Yeni Dünya adlı eseri bir bilim-kurgu özelliği taşır. "Yeni Dünya" da teknoloji çok gelişmiştir. İnsanlar suni yoldan üremektedir. Evlilik yoktur. İnsanlar çalışır ve eğlenirler. Hastalanma ve yaşlanma yoktur. Geçmiş, tüm değerleriyle yok edildiği için, geçmişi düşünme ve özlem duyma yoktur. Bu ütopya, doğal yaşamdan kopmayı dile getirme açısından geleceğe ilişkin bir korku ütopyasıdır.

G. Orwel’ın Ütopyası
Orwel, "1984" adlı eserinde despotizmin (zorbalık) egemen olduğu bir dünyayı tasvir eder. Bu ütopyaya göre, dünya eşit güce sahip üç bloka ayrılmıştır. Yönetenler tek egemen güçtür. İnsanlar yöneticilerin korkusu ile sinmiş, özgürlükler kaldırılmış, ahlâki ve insani duygular yok edilmiş, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmış, yaşam tüm güzelliklerini yitirmiştir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir. Çoğu kişiler casustur. En yakınlarını yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmiştir. Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.

Orwel bu eserinde, gelecek üzerine korkularını dile getirmiştir. İnsanları, modern dünyayı etkileyebilecek sorunlar üzerinde düşünmeye yöneltmek istemiştir


“Gerçekler hayal değildir, ama hayaller gerçek olabilir..” diyor muhteşem hayalperest: Jorge Luis BORGES
 Sizin Ütopya hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum:)

« Son Düzenleme: Nisan 16, 2008, 18:48 Gönderen: Amélie » Kayıtlı

Kısrak
Meryem / Sefa
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,353


evLi...


« Yanıtla #1 : Mayıs 03, 2008, 15:03 »

Gecen haftaki derslerde işledik...Thomas More n ütopya modeli gerçekten güzeL ama gerçek  dışı yani olması mümkün deil özllikle Türkiye gibi bi yerde..Keşke öyle bi ülke olsaydı ve biz gidebilseydik!
Kayıtlı
RoseWilD
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 209
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 7,386



« Yanıtla #2 : Mayıs 23, 2008, 09:23 »

Aralarında okuyupta beğendim;Tommaso Campanella’nın Ütopyası oldu.Güneş Ülkesi..Bu ülkede ya da güneş kentlilerde ..Her şey ortak..herkes çalışıyor..kimse kimseden üstün değil..çok çok küçük yaşlardan eğitim...kentin her yerinde bilgi.. bilim..barış.. Bu özellikleri keşke gerçek olsa dedirtiyor cidden. Ama bazı kötü yönleri de var mesela aile kavramı yok,özel mülkiyet yok,çocuklar annelerinden uzak devlet tarafından yetiştiriliyor vs.Neyse bunlar ,sadece ütopya işte gerçekleşmesi oldukça zor gibi.. Gülümseme


KİTABIN KONUSU : Güneş ülkesinde dile getirilen konu; toplumsal bir düzen düşüncesidir. İşte bu kitap bu toplumsal düzeni dile getirmektedir. Yazar temel olarak bu kitapta; toplu halde yaşayan insanların amacının genel yarar olduğu, özel bir mal mülkün olmadığı, çalışmanın bir zevk haline geldiği bir düzenden bahsetmektedir. Bu kitapta yazarımız sosyalizmin temelini oluşturmaktadır.

Güneş ülkesi Campanella’nın günün birinde gerçekleşeceğini düşündüğü bir devlet tasarısıdır. Genel hatları ile campanella bu kitapta bütün kötülüklerin ve haksızlıkların kaynağını; insanın kendisinden başkasını düşünmemesinde, dünya malını benim senin diye paylaşmasında buluyor. Campanellaya göre; insanlar genel yarar kaygısından uzak oldukları sürece kendilerinden başkasını düşünmezler. Oysa; toplum halinde birbirlerine bağlanan insanların amacı genel yarar olmalıdır.
« Son Düzenleme: Mayıs 31, 2008, 17:24 Gönderen: RoseWilD » Kayıtlı
tam1pislik
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 576

cehennemlik deli!!


« Yanıtla #3 : Aralık 25, 2009, 19:19 »

Huxley’in Ütopyası
Yeni Dünya adlı eseri bir bilim-kurgu özelliği taşır. "Yeni Dünya" da teknoloji çok gelişmiştir. İnsanlar suni yoldan üremektedir. Evlilik yoktur. İnsanlar çalışır ve eğlenirler. Hastalanma ve yaşlanma yoktur. Geçmiş, tüm değerleriyle yok edildiği için, geçmişi düşünme ve özlem duyma yoktur. Bu ütopya, doğal yaşamdan kopmayı dile getirme açısından geleceğe ilişkin bir korku ütopyasıdır

ilginç
Kayıtlı

\m/ Kıyamet Gelsede KOPSAK!!!  \m/
melodit
Narrator
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 18
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,028


OD


Site
« Yanıtla #4 : Aralık 25, 2009, 19:19 »

herkesin hayatında mutlaka ütopik parçalar vardır... karşılıksız aşklar, başarılamayan hedefler, hayallerin suya düşmesi...
bir gün ütopyalarımın en azından birisini gerçekleştirmeyi düşünüyorum Gülümseme
Kayıtlı

Müzmin Müzisyen Karizmatik
JPS-7-
δeβneო ŦeЯαh
Şebokolik
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 96
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5,572



« Yanıtla #5 : Mayıs 06, 2010, 19:08 »

Ya aslında bazı ütopyalar mantıklı bazıları da mantıksız geliyor bana..Örneğin yeni doğmuş bir bebeğin tamamen devlet tarafından bakılıp eğitilmesi..Saçma yani..Bir insan doğduğunda anne ve babasından başka bir şeye ihtiyaç duymaz bence..Ama tabi yoruma açık bir konu bu..Biz de geçen kendi ütopyalarımızı yazdık..Benim ki sıradandı ama hayat şartları gayet iyiydi.. Gülümseme Güzel bir şey ama..İnsanların hayallerini birgün gerçeğe dönüşecek ümidiyle yazması birazcıkta olsa insanı rahatlatıyor..Hocamız kendi ütopyasından konu açtı fakat devamını getirmedi..Gerçekten çok merak ediyorum..  Karizmatik
Kayıtlı

||  Sen kibritin hiç yαnmαyαn ucundα..Ben sigαrα dumαnının αltındα.!?



                                                                               

ozlem35_
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 106
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3,388



« Yanıtla #6 : Mayıs 15, 2010, 11:07 »

Bu ütopya muhabbeti lisede felsefe dersinde konu olarak geçiyordu demi?
Hep gülerdik felsefe dersinde yaşanan hiçbirşey nerdeyse mantıklı gelmediği için
Benim için bu konular harbiden ütopya.  Masum Karizmatik
Kayıtlı
beyza.tkt
---Pitito---
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,464



« Yanıtla #7 : Mayıs 16, 2010, 16:38 »

böyk hiç sarmadı Sırıtan sayısallarada felfese dersi varmııı :/
Kayıtlı
Finally Free
Forum Ekibi
Sebocu
*****

Teşekkür Sayısı 42
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,664



« Yanıtla #8 : Haziran 03, 2010, 15:31 »

Farabi'nin Kötü insanlar toplumdan çıkarılmalıdır cümlesini al ,
Thommasso Camponella'nın ' herkes 4 saat açışır, gerikalan zamanlarını eğlence okuma ,eğitim,sanat gibi zevk veren şeylere ayırırlar' şeklindeki kusursuz fikriyle birleştir. işte benim ütopyam!! Sırıtan(tadından yenmez)
Kayıtlı

If I could have my wasted days back
Would I use them to get back on track?
Stop to warm at karmas burning ,
Or Look ahead, but keep on turning.
sebomania_tuqce
şebo'(m) <3
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 35
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2,404



« Yanıtla #9 : Haziran 03, 2010, 17:26 »

lise yıllarımda çok çekmişimdir kendilerini  Sırıtan
Kayıtlı

Hepsini dileyip gerisine...
direniyorum...
sheboisecil
güŁ √ Śє¢iŁ √ є¢є
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 207
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 10,043



« Yanıtla #10 : Temmuz 18, 2010, 20:28 »

Felsefede ilgimi en çok bu çekti ilginç ve güzel.. Hepsini sınav için ezberlemek zorunda kalmıştım Gülümseme
Kayıtlı

AkLımın sokakLarını arar sorarken kim biLir ben kac kaLp kırdım..
Zamanın istasyonunu trenLer gecerken kim biLir kac kez kacırdım..
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı