Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bunları Biliyormusunuz ?  (Okunma Sayısı 9316 defa) Bookmark and Share
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
şebokoliq_sefa
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 594


Yel değirmeni rüzgarla,rüzgar uçurtmayla geldi.


« : Nisan 01, 2010, 16:41 »

Erkekler birayı kadınlara borçluymuş

Erkeklerin temel içkisi biranın aslında bir kadın icadı olduğu ve binlerce yıl boyunca birayı sadece kadınların içtiği belirtildi. Tarihçi ve yazar Jane Peyton, biranın tarihi üzerine yaptığı geniş araştırmada, birayı kadınların bulduğunu ve binlerce yıl boyunca bira içme ve bira imalathanelerini işletme yetkisinin sadece kadınların elinde bulunduğunu saptadı.

Daily Telegraph'taki habere göre Peyton, bundan sadece 200 yıl öncesine kadar biranın bir "gıda maddesi" olarak düşünüldüğünü ve kadınların alanına girdiğini, ancak ondan sonra erkeklerin bira içmeye başladığını ve biranın bir "erkek içkisi" haline geldiğini söyledi. Peyton'ın yeni kitabı için yaptığı araştırmaya göre, 7000 yıl kadar önce Mezopotamya'da ve Sümerlerde kadınların maharetlerine öylesine önem veriliyordu ki, bira yapma izni sadece onlara aitti.

Hemen hemen tüm antik toplumlarda da bira tanrıçaların bir armağanı olarak görülüyordu. İskandinav toplumunda kadınlar seçkin bira üreticisiydiler ve bununla ilgili tüm araç-gereç yasayla kadınların mülkiyetine verilmişti. İngiltere'de de, bira geleneksel olarak evde yapılıyordu ve biracı kadınlar bira satışından iyi para kazanıyorlardı.

Bira, kısa zamanda beslenmenin önemli bir parçası haline geldi. Kraliçe 1. Elizabeth, bölgedeki çoğu çağdaşı gibi, birayı kahvaltıda da tüketiyordu. Ancak, 18. yüzyılın sonları ve sanayi devrimiyle birlikte, yeni bira imalatı yöntemlerinin bulunmasıyla kadının bira yapımındaki katkısı giderek azalmaya başladı ve daha sonra tamamen unutuldu.


Fillerin ilginç sırrı
Bilim adamları, fillerin bacaklarının dört çeker araç tekerlekleri gibi hareket ettiğini söyledi. Londra Üniversitesi Kraliyet Veteriner Kolejinde görev yapan John Hutchinson ekibi tarafından yapılan araştırmada, fillerin yürüyüşü ve koşuşu özel kameralarla gözlemlendi. Araştırmalarının sonucunda fillerin bacaklarının dört çeker bir arazi taşıtının tekerlekleri gibi hareket ettiğini gören bilim adamları, bunun hayvanın her bacağını hız kazanmak ve fren yapmak için kullanabildiği anl..... geldiğini belirtti. Daha önce 4 ayaklı tüm hayvanların ön ayaklarını fren, arka ayaklarını ise hız kazanmak için kullanmak suretiyle bacakları arasında iş bölümü yaptığı düşünülüyordu. Ancak araştırmanın sonucu, bunun filler için geçersiz olduğunu ortaya koydu. Bilim adamları filleri 4 ayaklı diğer hayvanlardan ayıran bu hareket özelliklerinin, onların iri gövdelerinden kaynaklanıyor olabileceğini söyledi.


Kaç tane burun deliğimiz var?
İki tane görünen iki tane de görünmeyen olmak üzere toplam dört. Oksijeni sudan alan balıklarda öndeki suyun girişini arkadaki ise suyun çıkışına sağlayan iki çift burun derini bulunuyor. Evrim sürecinde insanlardaki arka taraftaki delikler kafanın içine girerek iç burun delikleri haline geldiler.

En yüksek dağ nerede?
Dünya’da değil, Mars’ta... Dev volkan Olympus Dağı (Latincede Olympus Mons) güneş sistemindeki ve bilinen evrendeki en yüksek dağdır. 22 km yüksekliğindeki Olympus Dağı Everest’ten üç kat daha yüksek. 624 km genişliğindeki bu dağ Britanya adalarının bulunduğu alanın tamamını kaplayabilir.

Üç saniyelik hafızaya sahip olan şey nedir?

Bu konuda henüz kesin bir sonuca ulaşılmış değil. Ancak yaygın kanının aksine, bir Japon balığının hafızası birkaç saniyelik değil. Yapılan araştırmalar, Japon balığının en az üç aylık bir hafızaya sahip olduğunu ve değişik şekilleri, renkleri ve sesleri ayırt edebildiğini gösterdi.

Yaşayan en büyük şey nedir?
Fil, mavi balina ya da dev sekoya ağaacı? Hayır, dünyadaki yaşayan en büyük şey bir mantar. Kesilmiş bir ağaç kütüğünün üzerinde büyüyen bal mantarından (Armillaria ostoyae) şu ana kadar görülen ve Oregon’daki Malheur Ulusal Ormanı’nda bulunan en büyük numune 890 hektarlık bir alan kaplıyor ve yaşı 2000 ila 8000 arasında tahnin ediliyor.

Şu ana kadar yaşamış en tehlikeli hayvan hangisi?
Bu sorunun cevabı açık ara sivrisinek...Şu ana kadar ölmüş olan insanların yarısını (muhtemelen 45 milyar kadar) dişi sivrisinekler tarafından öldürdü. Günümüzde bile her 12 saniyede bir kişi sivrisineklerden kaynaklanan sebeplerle hayatını kaybediyor.

Çıplak gözle kaç galaksi görülebilir?
Beş bin? İki milyon? On milyar? Hayır, dört tane görebiliriz. Aslında oturduğumuz yerden yalnızca iki tane görebiliriz, bunlardan bir tanesi de içinde bulunduğumuz Samanyolu’dur.

İnsanoğlunun inşa ettiği hangi yapı Ay’dan görülebilir?
Çin Seddi’nin “insanoğlunun inşa ettiği ve aydan görülebilen tek yapı” olduğu düşüncesi çok yaygındır ama bu doğru değildir. İnsan eliyle yapılmış hiçbir şey aydan çıplak gözle görülemez.

“Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” diyen kimdir?
“1789 yılıydı ve Fransız Devrimi tüm hızıyla cereyan etmekteydi. Paris’teki yoksullar ayaklandılar çünkü yiyecek ekmekleri yoktu. Bu sırada Kraliçe Marie Antoinette “ekmek bulamayanlar pasta yesin” şeklindeki ahmakça öneriyi ortaya attı.” Çoğu kişinin doğru bildiği yanlışlardan birisi daha... İlk sorun şu ki, bahsedilen şey pasta değil brioche adlı verilen ve ekmeğe çok benzeyen bir çörekti. Bu durumda bu sözler iyi niyetli bir girişim olabilir: “Eğer ekmek istiyorlarsa onlara iyi cinsinden verin.” Kaldı ki bu sözleri söyleyen Marie Antoinette değildi. Bu ifade en aşağı 1760’tan beri aristokratik çürümenin tasviri olarak yazılı bir biçimde kullanılıyordu. Jean-Jacques Rousseau bu ifadeyi daha 1740’ta duyduğunu ileri sürüyordu.

Ay nasıl kokar?
Anlaşıldığı kadarıyla barut gibi. Ay’da yalnızca on iki kişi yürüdü ve bunlardan hiç biri özel uzay giysileri nedeniyle Ay’ı koklayamadı. Ancak Ay yüzeyinden kabine döndüklerinde yanlarında bu tozlardan bol miktarda sürüklüyorlardı. Astronotlar Ay’daki toprağın kara benzediğini, barut gibi koktuğunu ve tadının çok kötü olmadığını söylediler. Bu toprak büyük ölçüde, Ay’ın yüzeyine çarpan göktaşlarının yol açtığı silikon dioksitten meydana gelmektedir; bunun yanısıra demir, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller de içerir.

18. yüzyıldaki bir deniz savaşında en çok denizciyi ne öldürmüştür?
Adi bir kıymık. Hollywood filmlerinde gösterilenlerden farklıolarak 18. Yüzyılda kullanılan gülleler aslında patlamıyordu. Bunlar geminin gövdesini parçalayarak kocaman tahta kıymıkların yüksek bir hızla güvertede uçuşmasına neden oluyordu; bu kıymıkların isabet ettiği denizciler de ağır yaralar alıyordu.

Bir kırkayağın kaç tane ayağı vardır?
Kırkayak kelimesi, Latince “yüz ayak” anl..... gelen centipeda kelimesinden gelmektedir. Kırkayaklar yüz yılı aşkın bir süredir kapsamlı bir biçimde incelenmelerine karşın tam olarak yüz ayağa sahip bir örneğine rastlanmamıştır. Türkçe’deki adlarına bakarak bu hayvanların kırk ayaklı oldukları da söylenemez

Roma yanarken Neron ne yapıyordu?
Kesinlikle yanan şehri seyrederken lir çalıp şarkı söylemiyordu. Yangın çıktığı sırada Neron yangının 56 km uzağında, deniz kenarındaki yazlık evindeydi. Neron haberi alınca hızla Roma’ya gitti ve yangın söndürme çabalarının sorumluluğunu üstlendi.

Tutankamon’un laneti neydi?
Öyle bir şey yoktu. Bunu gazeteler uydurmuştur. 1922’de Howard Carter tarafından keşfedildiğinde, Tutankamon’un mezarına giren herkesin korkuya kapılmasına neden olan “firavunun laneti” hikayesi, Daily Express’in Kahire muhabirinin işiydi. Bu hikaye daha sonra Daily Mail ve New York Times tarafından tekrarlandı.

Biraz uğraştım devamını isterseniz koyabilirim.Ben çok şaşırdım sizde şaşıracaksınız. =)
Kayıtlı

Bedenim ŞEBNEM ruhum FERAH
ozlem35_
Sebokolik
*****

Teşekkür Sayısı 106
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3,388



« Yanıtla #1 : Nisan 01, 2010, 16:47 »

Biraz uğraştım derken sen mi araştırıp buluyorsun?
Teşekkürler o zaman ilginç bilgiler.
Kayıtlı
şebokoliq_sefa
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 594


Yel değirmeni rüzgarla,rüzgar uçurtmayla geldi.


« Yanıtla #2 : Nisan 01, 2010, 17:22 »

topluydu yazarken ve alıntıda karışıkdı ben sadeleşdirdim biraz felan.
hepsi bir aradaydı ama.
Kayıtlı

Bedenim ŞEBNEM ruhum FERAH
beyza.tkt
---Pitito---
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,464



« Yanıtla #3 : Nisan 02, 2010, 21:08 »

güzelmiş aydınlandım teşekkürler Gülümseme
Kayıtlı
şebokoliq_sefa
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 13
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 594


Yel değirmeni rüzgarla,rüzgar uçurtmayla geldi.


« Yanıtla #4 : Nisan 03, 2010, 16:26 »

Birazcık da olsa aydınlandıysan ne mutlu bana Gülümseme
Kayıtlı

Bedenim ŞEBNEM ruhum FERAH
nepenthen
Klasik Üye
**

Teşekkür Sayısı 23
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 423


Asıl içimde, içinde yüzdüğüm bir deniz var..!


« Yanıtla #5 : Nisan 11, 2010, 12:45 »

güzelmiş..teşekkürler sefa bey Gülümseme
Kayıtlı
.Morsist
Anna MoLLy
Sebocu
****

Teşekkür Sayısı 52
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1,708


Atlantis'ten Gelen...


Site
« Yanıtla #6 : Nisan 12, 2010, 01:22 »

Biliyordum =)
John Lloyd ve John Mitchinson tarafından yazılan Cahillikler Kitabı'nda bu ve bunun gibi bir çok basit ama şaşırtıcı bilgi bulunmakta.
Kayıtlı

Bir gün kalbin elinde sessizce patlar mı?
 
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Şebokolik Dergi Haftanın Röportajı/ Rockoza Dergi Haftanın Röportajı