Şebnem Ferah 24 Temmuz İstanbul Konseri İncelem...
24 Temmuz İstanbul Konseri – Fanta Gençlik Festivali
Sabah 12 civarı, soluğu en yakın Migros’ta aldım. Bu şansı son anda elde ettiğim için, davetiyemi de sona bırakmıştım. Görevli davetiyeyi uzatınca, yüzümde boydaaan boya bir gülümseme, terk-i diyar eyledim.
Kapı açılış 16.00, konserlerin başlangıcı 19.00 gözüküyor. Ufak saat hesaplamaları, hazırlık süresi planlamaları.
Saat 20.00 gibi arkadaşla buluşmayı planladığımızdan, Beşiktaş yollarında vakit öldürüyorum. O sırada bir tanıdığımı görüyorum. Laf lafı açıyor, konu konserlere geliyor ve çıkartıyor çantasından 3 tane festival davetiyesi.
Derken vakit yaklaşıyor 8′e. Ufaktan yola koyulmalıyım artık. Önce duraklara ilerledim fakat yok trafik felç. Bu böyle olmayacak, tabanwayı kullanayım en iyisi deyip, yanımdaki arkadaştan ayrıldım.
Ortalık mahşer yeri mübarek. Araç trafiği bir yana, yaya trafiği diğer yana. Yol boyu sadece 2 adet toplu taşıma aracı çarptı gözüme, kararımla gurur duydum.
Heyecandan olsa gerek yaklaşık 15-20 dakikada almışım o yolu. Kuruçeşme önü olabildiğince karışık. Bilet satanlar, arkadaşını kaybetmiş bulmaya çalışanlar, güvenliğe dert anlatmaya uğraşanlar…
Arka otoparkının olduğu kapıya yöneldim, karşıya geçeyim derken simsiyah bir araç ilişti gözüme: Direksiyonda Aykan İlkan. Ben bakıyorum, o bakıyor. Şaşkınlıkla bakıyorum, önce tanıma, sonra hayret, sonra hayranlık evrelerinde olmak üzere. Ah evet, bir mutluluk da buradan dolup taşırdım içime.
Arkadaşı bekliyorum, bekliyorum. Sahnede DJ’in insanları coşturuyor. Derken, adamın teki yanaşıyor yamacıma,
” Bilet ister misin? ”
” Sağol amca, bende 4tane var zaten. ”
” Oo, tamam o zaman. ”
Uzaklaşıyor, ben beklemeye devam ediyorum. Sonra yeniden sırıtkan bir şekilde yaklaşıyor,
” Hangisi daha iyi, çıkacaklardan? TNK falan mı? ” Şöyle bir bakıyorum TNK filan, kulaktan dolma genel kültür tavan yapmış,
” Bana sorarsan Şebnem derim amca.”
” Kaç gibi çıkar o, en son mu?”
” Tabii amca.”
Düşünceli bir vaziyette ayrılıyor yanımdan derken yeniden yanımda buluyorum adamı.
” Bu sefer pek kimse almıyor bilet, herkeste var. Zaten bedavaya satıyoruz neredeyse. ”
” Ee amca normaldir, kapak toplayan ulaşıyor zaten davetiyelere. ”
Hak veriyor, sonrasında ekliyor,
” Ver sendekileri de, değerlendirelim. ”
Gülüyorum uzun uzun,
” Sağol amca, ben kendim değerlendireceğim onları zaten. ”
Sinsi bir gülüşle cevap verip çekip gidiyor yanımdan.
Arkadaşım trafiğe takılmış yollarda, bense hala beklemedeyim. O sırada yoldan geçen biriyle haklı bir sinirle laf dalaşına girdim. Sıcağın stresini çocuk üzerinde atıp, yola koyuldum.
Neyse, sonunda trafikten kurtulan arkadaşımla ana kapı önünde buluşmayı başardım. Lakin, arkasında da benim az önce kavga ettiğim çocuk. Soran gözlerle bakarken, arkadaş fazla biletlerden birini istedi, çocuğa verecekmiş. Bir yandan gülüp, diğer yandan çocuğa sataştım. Çocuk tam hatırlayamadı olayı tabii, savunmalarda. Güldük, ettik neyse ana kapıdaki görevliye yanaştık. Meğer ki, arkadaşımın içeriden tanıdığına ulaşması sonucu, içeriye tam anlamıyla “davetli” girecekmişiz. Adımızı verip, festival alanına adımımızı attık.
Olabildiğince turuncu ve olabildiğince güzel bir ortam. Teşekkür etmek üzere arkadaşının yanına gitmeye karar verdik. Öğrendik ki kulisteymiş. Bendeki tavanlarda gezinen heyecan, içimden fırlayıp dört nala koştu o sıra. Sora sora bulduk kulisi, tam girer gibi niyetlenirken arkadaşı çıktı, Şebnem içeride değilmiş onun haberini verdi.
Neyse, teşekkür alışverişinden sonra, bizi kenardaki yüksek bir alana yönlendirdi.
O sırada sahnede Ceza var. İtiraf etmeliyim, sahneye koydurduğu boydan büyük bembeyaz C, E, Z, A harfleri göz dolduruyordu. Takdir ettim lakin onun dışında bir esprisi yok.
Neyse, kat girişinde kolumuza bileklik takılıyor, birden VIP mertebesine ulaşıyoruz. Etkilenmemek elde mi? Konser vaktiyle hayalken, şimdi VIP olmuşum geziyorum.
Ceza sahneden inene kadar ortada takıldık. Hizmette sınır yok, muhabbet derin. Bir ara Ayben çıktı – indi. Derken Ceza, kendisi için gelmeyenlerine, seviyesine uygun bir laf etti orda. Bir yandan köpürürken bir yandan inişini dört gözle bekliyorum.
Ceza en çok seyirci toplayanmış, TNK en iyi çıkış yapan ve Şebo da istek sanatçıymış. Bu da festival hakkında öğrendiğim küçük bir bilgi.
Neyse saat 21.30 gibi Ceza selamlayıp dinleyenlerini, çıkıp gitti. VIP.de birkaç masa boşaldı, en yakına göz koymuşuz zaten, kaptık hemen. Evet, koskoca Şebnem Ferah konserinde, otururken dinledim müziğini. Öylesi de ayrı bir tattı zira.
Saat 21.50. Alana göz atıyorum, tıklım tıklım dolu. Bulunduğumuz loca da dolup taşmak üzere. Derken kalp atışları doldurdu her yanı. Şebnem’in habercisi. Heyecan, heyecan, heyecan… Lazer gösterileri, kalp atışları, Aykan’ın davul ritmleri… Heyecan, heyecan, heyecan…
O sırada gökyüzüne takılıyor gözüm, böylesi harika bir gece olamaz. Dolunayın güzelliği üzerimize yağıyor. O sıra aklımdan “ Ay ışığına vuruldum beeen… “ diye geçiriyorum. Keşke diyorum, keşke söylese…
Veee, başlıyor Merhaba ile. Ahh o ne güzellik, o ne endam. Görsel showlar, atılan çığlıklar. Yine tek bir ağız eşlik ediyoruz.
Ardından, yeni albümün ilk klip parçası Yalnız ile devam ediyor. Daha sonra Serdar Barçın’ın flüt ziyafetiyle İnsanlık geliyor. Tabii Buket-Şebnem-Aykan 3lü davul şöleni burada da hayat buluyor. Her zamanki gibi güzel bir performans sergiliyorlar. Şarkıya geçişte Buket’in elindeki bagetleri arkaya doğru fırlatıp gitarını alışı gözüme çarpıyor. Müthişti, evet.
Vee bir albüm öncesine gidiyor Şebnem. Çakıl Taşları, Can Kırıkları, Delgeç… Delgeç’teki “AAAAREEEEENAAAAAAAAAAAAAA” diye bağırışı yine tüylerimi diken diken ediyor.
Ardından biraz daha eskilere uzanıyoruz.
Ben Şarkımı Söylerken…
” Bir yanım seni halaa düşünüyooor, bir yanım sana fenaa kızgıın. Yalnız sen ve ben biliyoruz olanlarıııı, unutturamazsınnnn… ”
Mayın Tarlası…
” …Sonuna kadar aşk yaa, yanımdasın sanmışımmm… ”
Vee, vee, veee İyi-Kötü (Dans Pisti)… Yaşayarak eşlik ettik.
)
” …Neden böyle olmuşuuz, nerelerdee kaybolmuşuz… Aklımdaki soruların hepsiniii soracaktıııım…”
Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler…
” Ben Leylaaaa olmuşum kimin umrunda, Mecnun çoktan gitmişkeeeen.. Bu nee garip bir yangındı böyle, sen söndün ben yanaaaar ikeeeeeeeeeen..”
Sigara…
” Beeeeen sigara dumanın altındaaaa yana yana yana küüüüüül olmuşuuuuuuuum !!! ”
Sil Baştan…
” Sankiii bugün son günmüş gibiiii, dolu dolu yaşamak istiyorum ben.. ”
Sonunda Serdar Barçın bir kez daha konuşturdu flütünü. Ama yok öyle bir performans, şekilden şekile girdi, fakat olağanüstüydü.
Yağmurlar…
” Erkeğim sen gül, vazgeçtim rüyalardaaaaaaaaaan..”
Arka arkaya sıralayınca böylesi duygulu parçaları, kimde hâl kalır?
Neyse ki ardından gelen parça en sevdiğimdi. FIRTINA. Bir saniye yerimde durmadan eşlik ettim, kendimden geçtim. Hep söylüyorum, yine derim; hani olur ya farz-ı misâl, Şebnem’le düet yapma şansım olsaydı seçeceğim ilk parça bu olurdu. Öylesine seviyorum.
” Kendimee rağmen durmaaaam !!!! Basaaaar gideriiiiiiiim !!!!!!! ”
Saatler ilerledikçe sona yaklaştığımızın sinyallerini de veriyor biricik kraliçem. Sırada, ikinci klip parçası Eski var. Ekranda görülen büyük sanatçılara alkışlar kopuyor, yine. Kemal Sunal, Münir Özkul, Barış Manço, Cem Karaca, Yıldız Kenter, Mevlanâ ve daha niceleri…
Benim Adım Orman diyor. Performansı yine göz dolduruyor.
Vee vee son parçaya geliyoruz, “Bu Aşk Fazla Sana”. Konfetiler eşliğinde – o havada öyle güzel ışıldıyorlardı ki – yine içten, yine yaşayarak, yine avazımızın çıktığı kadar bağırarak eşlik ediyoruz parçaya.
Ve saat 23.45. Şebnem söz alıyor. Çok mutlu olduğundan, en güzel geceyi orada yaşadığından bahsediyor. “ İnsanın evinde olması gibi yokmuş. “ diyor ve konseri bitirmek zorunda olduğunu açıklıyor. “ Sizin gibi pırıl pırıl gençlerin müzik dinleme hakkını engelliyorlar, bu doğru bir şey mi? “ diye soruyor bizlere. Aldığı her “ Hayır ! “ cevabı sonrası bir ” Duyamadım ” deyişi vardı ki, dillere destan dillere !
“Ben dediğinizi duydum ama başkalarının duyması için yapıyorum” dedi. Sizin de yapabileceğiniz bir şey var. Yaşamak istediğimiz her şeyi biz yaratıyoruz, o yüzden fikirlerimizi söyleyebilmeliyiz.” diyerek durumun vahametine değiniyor.
Teker teker grup üyelerini alkışladıktan sonra, yine sahnenin ortasına gelip toplu hâlde bizleri selamladılar. Bu noktada sevgili Ozan abinin saçlarının dansına değinmeden edemeyeceğim.
Her biri, ama her birinin performansı olağanüstüydü. Zaten üzerinde tartışılacak bir konu bile değil. Kaldı ki Buket, Aykan. Hepsinde aynı heyecan, aynı pozitif enerji ve aynı müthiş performans.
Ne biz istedik oradan ayrılmayı, ne de onlar.
El mahkum, konser alanını 23.59da terk ettik. Kurallara uyduk, yasak çiğnemedik, evet.
Kulaklarımda Şebnem’in o müthiş sesi, kalbimde sevgisi, aklımda gecenin o eşsiz güzelliği ve yanımda anılarımla eve dönmek zorunda olsam da, müthişti müthiş…
)
Şebnem’in dediği gibi, benim o zamanı yaşayabilmeme vesile olan herkese en içten teşekkür ediyorum.. Dedim ya, ne kadar söylesem az… Az işte, ama elimden başka ne gelir ki?
Yazı: Özgenur Acun
Fotoğraflar: Deniz enül
www.sebokolik.com’a ait özel inceleme yazısıdır.
Şebnem Ferah 21 Temmuz Eskişehir Konseri İncele...
21 Temmuz Eskişehir Konseri – Fanta Gençlik Festivali
Vee 21 Temmuz Çarşamba… O tarih gelmişti sonunda… Beklenen onca gün geçmiş, Şebo’ya kavuşma vakti gelmişti.’Şebnem Ferah Nereye Biz Oraya’ sözünü baz alarak Afyon’dan Eskişehir yoluna koyulduk abimle sabahın erken vaktinde. Uykusuzdum, heyecanlıydım. Çünkü ilk kez Şebo’yu bu kadar yakından göreceğimi biliyordum. Şebo’ya hazırladığım zarfı da yanıma almayı unutmamıştım. Eskişehir’de öğlen saat 2’ye kadar vaktimizi geçirdikten sonra 2 Eylül Kampüsü’ne dolmuşla hareket ettik. 2.30 gibi alandaydık. Bizden başka 5-6 kişiden oluşan bir grup vardı. Hep birlikte saatlerin geçmesini bekledik. Saatler 4’ü 10 geçeyi falan gösterdiğinde içeri alımlar başlamıştı. Koşa koşa içeri girdik. Sağ tarafta en öne geçtik. Konserlerin başlamasını bekliyorduk. Hava oldukça sıcaktı. Fakat işin ucunda Şebo olunca sıcak da soğuk da biz Şebokoliklere etki etmez. Saatler 7’yi gösterdiğinde sahnede Fanta Stage 1. si yer aldı… Gayet başarılıydılar. Ardından TNK’ye sıra gelmişti. O da yüksek kalitede bir performans göstererek bizleri eğlendirmeyi başardı. Fakat etrafımdaki insanlar sanki sırf Şebo için gelmişlerdi. Ceza sahneye çıktığı zaman hava yavaş yavaş kararıyordu.( Ayrıca sahneye tutulan lazerler de büyük terbiyesizlikti.) Artık Şebo’nun çıkma vakti yaklaşıyordu. Heyecan da yüksek dozdaydı. Saat 21:45 gibi sahne Şebo için hazırlanmaya başladı.
Saatler 22.00’yi gösterdiğinde kalp atışları duyuldu. Şebo sahnedeydi. Her zamanki gibi büyük ihtişamıyla sahnede yerini aldı. Çok şıktı. Merhaba ile giriş yaptı. Aramızda o kadar mesafe olması rüya gibiydi. Ama bu gece Şebo başkaydı. Şebo yerine sahnede sevimli,küçük, yaramaz bir kız çocuğu vardı sanki. Merhaba, Yalnız… derken sırayla o muhteşem parçalarını bir kez daha bizim için seslendirdi. Ben ise bir yandan şarkılarını dinleyip bir yandan eşlik etmeyi, o güzellikten gözlerimi alamamayı sürdürürken aklımın bir ucundan hazırladığım zarfın Şebo’ya nasıl ulaşabileceği geçiyordu. İnsanlık’tan sonraki davul şovuyla alevler eşliğinde herkesi büyüledi. Çoğu şarkısında da gece boyunca dans etti. Can Kırıkları şarkısına geldiğinde sanki şarkıyı karşılıklı birbirimize söylüyorduk. Bir müddet göz göze kaldık ve deprem etkisi yaratan o parçayı karşılıklı söyledik. Uzun sahneye geldiğinde zarfı uzattım ve Şebo gülümseyerek bana “Güvenliğe” dedi ve güvenliği işaret etti. Zarfı güvenliğe vermiştim. Arka tarafa götürdüler. Çok mutlu oldum. O zarfı Şebo’ya hepimiz adına vermiştim çünkü. İçinde onu ne kadar sevdiğimi(zi) kanıtlayan bir fotoğraf ve tüm şarkılarını içeren bir mektup vardı. Sil Baştan’ı yere oturarak söyledi. Daha sonra yanına Metin’i de çağırdı. Birlikte oturup şarkıyı tamamladılar. Buket’e şarkılar bittikten sonra, ortamda sessizlik olduğunda bağırdım ve el salladı bana. Hepsi çok şirin görünüyorlardı. Şebo şarkı söylemeye ara verdiğinde biraz konuştu bizimle. Sol tarafa doğru “Aranızda uzun zamandır görmediğim ve burada görüp çok mutlu olduğum insanlar var. Çok teşekkür ederim” dedi. Fakat ben ne demek istediğini anlamadım. Ardından mikrofonun başına geçip iki elinin ilk iki parmağıyla ıslık çaldı. Ve sonra “hadi hep birlikte” deyip tüm Eskişehir’e unutulmaz bir ıslık ziyafeti tattırdı. Bir ara uzun sahnenin önlerine doğru gelip Buketin basını da çalmayı ihmal etmedi. O minik elleriyle gitarın tellerine var gücüyle vurdu birkaç kez. Sıra konser alanında bulunan erkeklerin hayaline gelmişti. O şarkıya,Dans Pisti’ne… Şebo önce bizim olduğumuz tarafa geldi ve gülümseyerek herkesi süzdü. Ben kız olmama rağmen “Şebo ben ben” diye kendimi işaret ediyordum.(= Sonra sol tarafa doğru gitti. Tam oradan kaldıracağını düşünürken bizim taraftan bir çocuğu kaldırdı ve dans ettiler. O çocuğun yerinde olmak vardı. Tam o sırada sahnenin aşağısında Didem Doran’ı gördük. Birkaç kişi hediye vermişti. Ben de yanıma çağırarak zarfın Şebo’ya iletilmesini ısrarla söyledim. O da ileteceğine dair onay verdi. Çok tatlıydı ve sempatikti. Eski’yi söylerken kuralları bozmadı Şebomuz. O dev isimler sahneye yansıdı birer birer… Konseri bitirmeden bizi çok çok çok çok sevdiğini söyledi. ’Şu ana kadar zamanın durmasını istediğiniz bir şey oldu mu’ diye sorduğunda hep bir ağızdan “Şimdi” diye bağırdık. “Ben de daha demin yakışıklı arkadaşımızla dans ederken zamanın durmasını istedim” dedi ve gülümsedi. Konserin biteceği üzüyordu insanı. Bu Aşk Fazla Sana ile konserini noktaladı. Sonra uzun sahneye doğru tüm grup üyeleri yürüdü. Etrafa sevgi saçıyorlardı. Şebo’yla göz göze gelmek gibisi yok… Son olarak selam verip sahneden ayrıldılar. Herkes konser alanını boşaltıyordu. Biz birkaç kişi güvenliğe gidip Şebo’yu görebilme ihtimalimiz olup olmadığını sorduk. Maalesef hiçbir şekilde ulaşamadık. Olsun o zarfın ona ulaşması yeterdi. Tatlı bir yorgunluk vardı üzerimizde. Şebo etkisini bırakmıştı üzerimizde yine…
Yazı ve Fotoğraflar: Feryal Ekmen
www.sebokolik.com’a ait özel inceleme yazısıdır.
Şebnem Ferah 20 Temmuz Bursa Konseri İncelemesi
20 Temmuz Bursa Konseri – Fanta Gençlik Festivali
Sabah 11′de çıktım evden. Otobüsün arıza yapmasıyla bir 20 dakika geciktik,ama gittiğimizde 8 kişi vardı. İçeri girmeye yeltendiysek de görevliler buna izin vermedi. İlerleyen saatlerde birkaç kişi daha geldi. Daha sonra biz sıra olmaya başladık. Güvenlik görevlilerine şirin görünüp içeri girelim diye uğraştık ama olmadı. Oturduk konuştuk, tanıştık falan neyse saatler 4′ü gösterdi ve maraton başladı. Nasıl koştuğumu bilmiyorum… neyse ki Buket’in önünde yerimizi aldık. İlk olarak Fanta Stage birincisi grup sahneye geldi ve gayet iyilerdi, eğlendik. Daha sonra TNK çıktı ve o da mükemmeldi. Bizi eğlendirdiler herkes kopmuş durumdaydı. Ama biz kraliçeyi bekliyorduk.
Daha sonra Ceza çıktı. Sevmediğim için kafamı koydum öylece bekledim.Konserde bulunan bir çocuk Ceza’ya hareket yapınca olan oldu. Ceza çocuğu arkaya aldırdı ve çocuk götürülürken küfür etti. Ondan sonra iyice gıcık oldum zaten kendilerine. İnsan biraz asil olur küfür etmez. Tabii çocuğunda saygı duyması gerekirdi. Sonra ne oldu bilmiyoruz arkada. Çok şükür Ceza’nın da süresi bitti ve sahneyi kraliçeye bıraktı. Sahne hazırlanmaya başladı ve kalp sesleri duyuldu. Grup üyeleri gelmeye başladı ve ardından ‘Merhaba’ başladı. Ardından Yalnız, İnsanlık… İnsanlık parçasında yine davul show vardı. Kraliçe bizlere ”hoşgeldiniz hepiniz” dedi ve “bazen müzisyenler sahneye çıkarken omuzlarında yüklerle çıkabilirler ” dedi. Herkes bir anda ne oldu dedi. Biz konser için beklerken yine şehit varmış meğer. Üzgün ” Türkiye’nin her bir yanından aldığımız haberler bizi sarsabiliyor” dedi. Üzgündü. Ama bize ‘sizleri böyle görmek beni mutlu ediyor’ dedi ve konser devam etti. Dans Pisti’nde konserde tanıştığım bir çocuğu kaldırdı. Ben de yaptığım karakalem resmi Şebo’ya gösteriyordum gördü ve gülümsedi. Sonra önümden Didem Doran hanımcığım geçerken Dideeem Hanım diye bağırdım. Duymadı tekrar bağırdım sonra duydu ve yanıma geldi. ‘Efendim’ dedi. ”Didem Hanım bu resmi Şebnem Hanıma imzalatabilir misiniz?” dedim ben. Didem Hanım da ‘Elbette imzalatrım konser sonrası beni bul al resmini’ dedi tabii adımı sordu. Resmimi alıp gitti.
Konser tek kelimeyle harikaydı. Şebo Fırtına’da o eline yakışan mükemmel gitarını çaldı. Gözgöze geldik, bize kalbimdesiniz der gibi işaret yaptı öpücük gönderdi. Eski’yi çaldı, her zamanki gibi slayt gösterisi vardı ve yine mükemmeldi… Ardında ‘Bu Aşk Fazla Sana’ başladı ve birden içimi hüzün sardı, konser bitiyordu. Unutmuşum bir de Sigara’da güzel bi show yaptı. Biz herzamanki gibi sonunda “geçmiiiiişş olduuun, geçmiiş olduuun” dedik. Ve Şebo’da çığlıklarıyla eşlik etti. Her birimizi çok sevdiğini ve bu sefer arayı fazla açmayacağını söyledi. Bursa’yı da çok sevdiğini söyledi. Bursa’da ben 7 sene yaşadım dedi. Bizde ”biliyooruuuz ”dedik. “Bildiğinizi biliyorum ben de” dedi gülümsedi. Sonra tüm üyeler bizi selamlamak için podyumun ortasına geldi. Aykan’a bageeeet bageeet diye bağırdım. “Fazla yok yarın Eskişehir konseri var” dedi. Baktım ondan hayır yok bu sefer Metin’e penaa penaa diye bağırdım. O da konsere gelen küçücük bir hayranına verdi penasını bana da sırıttı sadece bende öpücük attım. Vee Şebo ile göz göze geldik yine. Gülümsedi. Ve mikrofana doğru gitti tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın hepiniz hoşçakalın dedi. Konser bitmişti ama ben hemen kulisin oraya damladım. Misafir bölümüne aldılar beni Şebo’nun kuzenleriyle. Sonra Didem geldi veee imzalanmış resmi bana verdi. Çok mutlu oldum. ”Teşekkür ederim Didem Hanım” dedim. Gülümsedi. ‘Rica ederim’ dedi. Buket ile görüşme şansım var mı dedim. Şebo ile görüştüremeyeceğini daha önce söylemişti. Bende Buket’te şansımı deneyeyim dedim ama Eskişehir konseri olduğundan direkt yola çıkacaklarmış o nedenle görüşemedik. O zaman bir dahaki konserde Didem Hanım dedim. Güldü. ‘Tamam’ dedi.Sonra ”görüşürüz Didem Hanım ”dedim O da görüşürüz dedi ve evime geldim. Ama çok mutluydum. Hayatımın en güzel günüydü. Hayatıma, hayatımıza anlam katan Şebo .. İyiki varsın ! (:
Yazı : Melis Kuka
Fotoğraflar: Aslıhan Çalkılıç
www.sebokolik.com’a ait özel inceleme yazısıdır.
Şebnem Ferah 18 Temmuz İzmir Konseri İncelemesi
18 Temmuz İzmir Konseri – Fanta Gençlik Festivali
Saat birde konser alanına geldim, belli bir sıra yoktu fakat dağınık dağınık birçok grup vardı. Saat iki gibi giriş yerinde toplanmaya başladık. Hava oldukça sıcaktı, saat 4.30 da içeri aldılar, tam ortada ve en öndeydik. Önce Ozan ÜNLÜ çıktı sahneye, eğlenceli ve pozitif enerjisiyle beğenilen bir performans gösterdiği söylenebilir. Ardından TNK’ ye sıra geldi. Birkaç romantik sayılabilecek şarkısıyla arkadan doğal olarak gelen gün batımı fonu güzel bir ahenk oluşturdu. Ceza’dan sonra sıra Şebo’ya gelmişti. Şebnem 22:20’de sahneye çıktı. Seyircinin gecikmeden dolayı Şebo’yu yuhalaması ve bu tepkinin oldukça yüksek çıkması bizi üzdü ve şaşırttı açıkçası. Şebnem’in seyircisine olan saygısını bilmeyen ve muhtemelen de Şebnem’den bir haber insan topluluğuydu söz konusu kişiler.
Sanıyorum şu zamana kadar ki Fanta Festler de en çok İzmir de sahnede kaldı. Zaten kendisi de; “bazı şehirlerde erken bitiriyoruz ama İzmir‘de de saat 11’lerde konseri bitirmek olmaz” gibi bir şeyler söyledi, uzatabildiği kadar uzattı konseri. İzmir’i ne kadar sevdiğini kanıtladı
Konserde şarkı sıralaması; Yalnız, İnsanlık, Çakıl Taşları, Can Kırıkları, Delgeç, Ben Şarkımı Söylerken, Mayın Tarlası, Dans Pisti, Sigara, Fırtına, Eski ve Bu Aşk Fazla Sana şeklindeydi. Açılışta atılan mini fişekler ve “Fırtına” sırasında çıkan alev efektleri muhteşem bir gösteriydi… “Dans Pisti”ne önceden tahmin ettiğim kişilerden şanslı birisi çıktı. Şebo ile çok tatlı dans ettiler. ( Gelecek konserler için beyler size küçük bir tavsiye; olabildiğince masum görünmeye çalışın. )
Ayrıca, Şebo bize gitar çaldı ve Hande AYAYDIN arkadaşımızın da dediği gibi “Ben uzun zamandır Şebnem’i çalarken görmemiştim keşke bir kez daha onu çalarken görebilsem diye düşünürdüm hep, bu yüzden bu anın her saniyesini doya doya yaşamaya çalıştım hiç kıpırdamadım, gözümü Şebo’nun gitarından ve parmaklarından bir an olsun ayırmadım, bir daha onu kim bilir ne zaman çalarken görebilirdim.”Sonra, yıllar önce gittiğim konserlerden birinde, Şebnem’i ilk kez gitar çalarken gördüğüm anı tekrar anımsadım, yıllar bizlerden olduğu gibi ondan da bazı şeyleri alıp götürmüştü belki ama, o hala aynı heyecanla dokunuyordu gitarının tellerine ve biz hala aynı heyecanla, aynı aşkla koşuyorduk Şebnem’in konserlerine… zaten asıl mesele de buydu. O çalarken, aklımdan kısaca bunları geçirdim, o gitarın, Şebnem’e uzun yıllar daha arkadaşlık yapmasını diledim…
Şebo konser boyunca bol bol muhabbet etti bizlerle. Hatta Çakıl Taşları’nın son kısmında şarkıyı durdurup, “Hala neye umudum var biliyor musunuz? Metrolarda kimsenin yanlışlıkla ölmediği, kimsenin rahat yaşayabilmek için kimseyi vurmadığı bir hayata umudum var” dedi. İzmir ‘deki metro kazasını kastederek, bunu söylemesiyle uzunca alkışladık bu asil kadını.
Bir ara biri bariyerlerden biri Şebo’ya ulaşabilmek amacıyla atladı fakat güvenlik görevlileri tarafından uzaklaştırıldı.
Bir de pankart açtım ”Şebo bize fırında makarna yapar mısın?” (mantarlı ve peynirliyi güzel yapıyormuş sanırım ) Şebo işaret etti ama sanırım arkadakiler biraz rahatsız oldu. Arkasında da ”Teşekkürler büyüyorum sizinle” yazıyordu.
Konser sonunda Aykan, Ozan, Buket, Ceren, Serdar ve Metin’i selamlattıktan sonra ’Beni 15 yıldır yalnız bırakmadığınız yanımda olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim’ dedi ve en öne gelip son kez gözlerimizin içine baktı ve gitti. Her zamanki gibi mükemmeldi.
Konserden sonra güvenlik görevlileri konser alanını boşalttırdı. Tabi bu bizim için bir engel olamazdı ki…
Biz 3 kişi bariyerlerin arasından gizlice sızdık, güvenlik görevlilerinin tam da yanından geçtik fakat rahat olmamız bizi kurtardı, sanırım bizi görevli falan zannettiler, arkaya doğru ilerledik bizde beklemiyorduk ama Metin, Buket ve Aykan ordaydı malesef Şebo yoktu ama Metin ile foto çektirdik. Sonra da Buket ile konuşmaya fazla fırsat olmadan irice bir adam tarafından kovulduk Yine de az da olsa tatmin olmuştuk, girebildiğimizden dolayı muzipçe ve çocukça bir heyecanla ayrıldık konser alanından. Sanırım Şebo Swiss otelde kalacakmış, oraya da gitmeyi düşündük amma ve lakin şansımızı fazla zorlamama kararı aldık…
Yazı : Gülşah Hoş – Hande Ayaydın
Fotoğraflar: Merve Çamlı
www.sebokolik.com’a ait özel inceleme yazısıdır.
Şebnem Ferah 15 Temmuz Antalya Konseri İncelemes...
15 Temmuz Antalya Konseri – Fanta Gençlik Festivali
Saat 6 sularında Fanta festival alanında buluştuk arkadaşlarla… Fazla bir kalabalık yoktu. Biraz zaman geçirdikten sonra saat 7 gibi Ozan Ünlü sahneye çıktı… Ozan Ünlü’ nün ardından TNK sahnedeki yerini almıştı. Sıra Ceza’ya geldiğinde önce “Rockçı arkadaşlar hoş geldiniz” diyerek başladı konserine. Çok şükür sıra kraliçemize gelmişti=)
Saat 22:00 civarı kalp atışları duyuldu, havai fişek patlamalarıyla Şebnem ‘Merhaba’ ile giriş yaptı… Daha sonra “Yalnız” ve “İnsanlık”ı ara vermeden söyledi. Yanımda daha ilk defa Şebo konserine gelenler davul şovunda gördüklerine inanamıyorlardı. Benim 7. ve bu seneki 3. konserim olduğu için artık ne yapacağını ezberlemiştim =) İlk üç şarkıdan sonra “Hoş geldiniz nasılız eğleniyor muyuz?” diye sordu ve performansına devam etti. “Çakıl Taşları”na geçti ve ardından “Can kırıkları” , “Mayın Tarlası” ve ” Dans Pisti”… Şebnem, “Her zaman devam ettirdiğimiz geleneği yine sürdürüyoruz” dedi ve bir kişiyi sahneye davet etti. Şebo’ ya her sarıldığında içim içimi yese de yapacak bir şey yoktu
Ardından ise “Sigara”, “Fırtına” ve “Eski”yi söyledi ve arka planda tüm eski önemli tiyatro, sinema, edebiyat ve müzikle uğraşan üstadların resimleri tek tek geçti. Her bir kare değiştiğinde herkes tek tek alkışladı. Türkan Şoray, Aşık Veysel, Adile Naşit, Metin Akpınar ve Zeki Alaysa, Yılmaz Güney, Can Yücel, Nazım Hikmet, Barış Manço…ve slaytın sonunda ise Atamın,
‘SANATSIZ KALMIŞ BİR MİLLETİN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ DEMEKTİR’ sözüyle bu şarkı da son buldu.
Finale geldiğimizde “Bu Aşk Fazla Sana” çalmaya başladı. Metin ile mini bir danstan sonra şarkının en sonundaki “bu aşk fazla saaanaaa” kısmını söylemeden önce,
“Sevgili dostlarımız, bugün geldiğiniz için ve bizlerle müzik dolu zaman dilimini paylaştığınız için her birinize her birimiz kalbiyle çok çok teşekkür ederim. İyi ki geldiniz, sizler öyle insanlarsanız ki buraya her geldiğimizde umut dolu olmamıza sebebiyet veriyorsunuz bu çok önemli bir şey bir müzisyen için… çok sağ olun çok teşekkür ederiz. Ben ve arkadaşlarım sizleri bütün kalbimizle ve kalbimizde en derinlerde bir yerde seviyoruz buna inandığınızı biliyoruz.”
dedikten sonra Aykan, Ozan, Buket, Ceren, Serdar ve Metin’i selamlattıktan sonra şu sözleri ile duygularını bitirdi:
“Her birimiz sizleri çok seviyoruz, iyi ki geldiniz. Umarım iyi vakit geçirdiniz. Bizler çok iyi vakit geçirdik istiyorum ki eve giderken her birimiz aynı duygularla gidelim.”
Herkes sana hayran bir şekilde gitti kraliçem. Bir ıslık çalıp şarkının son kısmını da Aykan’ın müthiş davuluyla şarkı ve konser sona erdi, sonra hep beraber el ele tutuşup seyircileri selamlayıp gittiler.
Diline sağlık Şebo’m…. TANRI KRALİÇEYİ KORUSUN…
Yazı ve Fotoğraflar: Volkan Yalçın
www.sebokolik.com’a ait özel inceleme yazısıdır.
























