<LINK REL="SHORTCUT ICON" HREF="http://i.imgur.com/iJZkJ.gif">
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şebnem Ferah - Benim Adım Orman - Sebokolik.com &#187; Basından</title>
	<atom:link href="http://www.sebokolik.com/category/basin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sebokolik.com</link>
	<description>Şebnem Ferah Hayran Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Feb 2012 15:40:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Sebokolik.com  Sabah Gazetesi&#8217;nin Konuğu</title>
		<link>http://www.sebokolik.com/basin/sebokolik-com-sabah-gazetesinin-konugu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sebokolik-com-sabah-gazetesinin-konugu</link>
		<comments>http://www.sebokolik.com/basin/sebokolik-com-sabah-gazetesinin-konugu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 13:39:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sebokolik.com/?p=2141</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Şebnem nereye, biz oraya&#8221; yazılı pankartlarla konser konser geziyor. Hayko Cepkin fanatikleri, kırmızı göz makyajları, mavi saçları ve dövmeleri ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Şebnem nereye, biz oraya&#8221; yazılı pankartlarla konser konser geziyor.</strong></p>
<p>Hayko Cepkin fanatikleri, kırmızı göz makyajları, mavi saçları ve dövmeleri ile dikkat çekiyor. Şebnem Ferah&#8217;çılar ellerinde &#8220;Şebnem nereye, biz oraya&#8221; yazılı pankartlarla konser konser geziyor. Fan kulüpler, fanatiklikte yarış halinde!</p>
<p>ŞEBNEM FERAH SEVENLER AÇIK ARA ÖNDE<br />
Kimisinin hayali yalnızca bir imza alabilmek, kimisi daha büyük düşünüyor&#8230; Hayran olduğu sanatçının kapısında yatıyor, her konserine bilet alıyor, kulise girip sürprizler yapıyor. Türkiye&#8217;nin en etkili fan kulüpleri; Şebnem Ferah, Hayko Cepkin, Emre Aydın, Yıldız Tilbe ve İsmail YK için yaratıcılığın sınırlarını zorluyor. Gülben Ergen, Mustafa Sandal, Sezen Aksu ve Duman grubunun hayranları da çok faal çalışıyor. İşte, Türkiye&#8217;nin en popüler fan kulüpleri&#8230;<br />
(Yeni Aktüel) </p>
<p>Sebokolik.com<br />
ŞEBNEM FERAH SEVENLER AÇIK ARA ÖNDE<br />
Şebnem Ferah&#8217;ın en aktif fan kulübü, &#8216;Şebokolikler&#8217;in kurduğu www.sebokolik.com adresindeki site. Sebokolik. com, 2004&#8242;te bir grup üniversite öğrencisi kurdu, üç yıl sonra da site üzerinden Şebokolik Dergi ve Şebokolik TV&#8217;yi yayınladılar. </p>
<p>DERGİLERİ VAR<br />
 Şebnem Ferah&#8217;ın son albümünün çıkması üzerine Şebokolikler bugüne kadar hiç yapılmayan bir iş yaptı ve albüm konseptli bir dergi hazırlamışlar. Derginin ilgi görmesi üzerine başka sayılar da yayınlamaya devam ettiler.<br />
 Ferah&#8217;ın DVD albümünü ithaf ettiği rock&#8217;çı Sedat Sarıcı için özel bir sayı çıkarttılar. Bu özel sayı Ferah&#8217;ı çok duygulandırmış.<br />
 Konserlerde ön saflarda yer tutup &#8220;Şebnem Ferah nereye, biz oraya&#8221; yazan pankart açan Şebokolikler, bir gün kulise girip ona üzerinde resmi olan bir halı bile hediye ettiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sebokolik.com/basin/sebokolik-com-sabah-gazetesinin-konugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şebnem Ferah Hürriyet Kelebek Röportajı &#8211; Şebokolik Dergi&#8217;ye Teşekkür Etti</title>
		<link>http://www.sebokolik.com/haberler/sebnem-ferah-hurriyet-kelebek-roportaji-sebokolik-dergiye-tesekkur-etti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sebnem-ferah-hurriyet-kelebek-roportaji-sebokolik-dergiye-tesekkur-etti</link>
		<comments>http://www.sebokolik.com/haberler/sebnem-ferah-hurriyet-kelebek-roportaji-sebokolik-dergiye-tesekkur-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 10:56:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Şebo - Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Şebokolik Dergi]]></category>
		<category><![CDATA[fanta gençlik festivali]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet kelebek]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah]]></category>
		<category><![CDATA[şebokolik]]></category>
		<category><![CDATA[şebokolik dergiye teşekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sebokolik.com/?p=1699</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde Hürriyet&#8217;te yayınlanan Şebnem Ferah röportajı sizlerle. Röportajda ayrıca Şebo&#8217;nun Şebokolik Dergi&#8217;yle ilgili görüşü de yer almakta,bizler de Şebo&#8217;ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Geçtiğimiz günlerde Hürriyet&#8217;te yayınlanan Şebnem Ferah röportajı sizlerle. Röportajda ayrıca Şebo&#8217;nun Şebokolik Dergi&#8217;yle ilgili görüşü de yer almakta,bizler de Şebo&#8217;ya teşekkür ediyoruz düşünceleri için.</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Rock Müzik Erkek Egemen Bir Alan</strong></p>
<p>Neden birçok insan gibi her yıl albüm çıkarmıyorsunuz? Bu bir strateji mi, yoksa şarkıları ve kendini hazır hissetmekle alakalı bir durum mu?</p>
<p><em>- Ben şarkılar ortaya çıkmaya başladıktan, onları kaydedip sunmak istediğimden emin olduktan sonra stüdyoya girmeyi ve albüm çıkarmayı tercih ediyorum. Yani sırf albüm çıkarmak için şarkı yapmak ya da böyle bir zorunluluk hissetmek sevdiğim bir yöntem değil. Her şey kendi doğal akışında ilerlesin isterim. Bu da zaman zaman uzun aralar vermeme sebep olabiliyor.</em></p>
<p>Bugüne dek kendinizle ilgili duyduğunuz en haksız eleştiri neydi?</p>
<p><em>- Zaman zaman olur öyle şeyler, normaldir. Ben eleştiriye de, övgüye de eşit mesafede durmaya çalışırım. Bu sebeple de herhangi biri, “Haksızlığa uğradım” ya da “Ne kadar da harika bir durum” gibi şeyler hissetmeme sebep olmaz.</em></p>
<p>Feminist misiniz?</p>
<p><em>- ılk albümümden beri bu konunun altını çizmeye çalıştım zaten. Rock müzik son derece erkek egemen bir alan, bu yüzden müzikle konuşabilmeyi daha çok seviyorum. Ve her türlü ayrımcılığa karşı olduğum gibi kadın-erkek ayrımcılığının da karşısındayım.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong>GEÇMİŞE TAKILIP KALAN BİRİ DEĞİLİM</strong></p>
<p>Rock müziğin son dönemde çok daha geniş kitlelere ulaşması hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>
<p><em>- Çok seviniyorum tabii&#8230; Açıkçası bazı dengelerin yerine oturmaya başladığını düşünüyorum. Bazı önyargıların ortadan kalktığını görmek güzel. Benim öğrencilik yıllarımda rock müzikle ilgili önyargılar o kadar fazlaydı ki, gelinen noktayı en azından bu sebeple büyük memnuniyetle karşılıyorum.</em></p>
<p>Türkiye’de kendi müzik türünüzde çok ileridesiniz. Kendinizi bazen orada yalnız hissediyor musunuz?</p>
<p><em>- Bütün samimiyetimle söylemeliyim ki; kendimle ilgili bu tip değerlendirmelere girmem asla&#8230; Ben sadece çok sevdiğim bir şeyi; kıymet vererek, her anının tadını çıkararak, tembellik yapmadan, heyecanımı yitirmeme sebep olabilecek faktörleri ortadan kaldırmaya çalışarak, çok istediğim için hayata geçiriyorum. Bu yaklaşımımın sonuçları şimdiye kadar beni mutlu etti. Bundan daha kapsamlı değerlendirmelere hiç girişmedim.</em></p>
<p>Yılların size kazandırdıkları mı, yoksa kaybettirdikleri mi daha fazla?</p>
<p><em>- Elbette zaman geçtikçe bazı şeyler de yitip gider, bu gerçeği olduğu gibi kabullenmek gerek. Ancak konsantrasyonu buna yöneltmek yerine yıllar boyunca yaşadıklarınızdan kendinize nasıl bir tortu kaldığı fikrine yönelmek, böyle düşünmeye çalışmak daha umut verici ve eğlenceli. ınsan olarak da, müzisyen olarak da bir sürü tecrübe edindim ve en önemlisi bu tecrübeleri ihtiyacım olduğunda değerlendirebilmeyi öğrendim. Yapı olarak da geçmişe takılıp kalabilecek biri değilim. Bu yüzden ne kaybettim ve ne kazandım arasındaki dengeyi zamana bırakmak galiba daha iyi&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong>MÜZİK TÜRLERİ KONUSUNDA ÖNYARGILARIM YOKTUR</strong></p>
<p>Rock müzik dışında bir tarzda veya başka birinin şarkısını söylemeyi hiç düşündünüz mü?</p>
<p><em>- Bazı özel projelerde zaten o tarz çalışmalarım oldu. Albümlerde genellikle kendi şarkılarımı kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü aradan yıllar da geçse onlar benim içimden çıkmış şeyler ve bu sayede sıkılmıyorum, yabancılaşmıyorum. Ama bu yaklaşımım başka birinin şarkısını söylememe engel değil. Dinlemeyi de, söylemeyi de çok sevdiğim harika şarkılar var. Zaten müzik türleri konusunda da önyargılı değilimdir. Güzel şarkı, türü ne olursa olsun güzel şarkıdır bence&#8230;</em></p>
<p>Sizin için “Sanat bir din olsaydı, şebnem Ferah o dinin elçisi olurdu” deniyor. Bu kadar iddialı bir cümle size ne hissettiriyor?</p>
<p><em>- Oldukça kocaman bir cümle olmuş&#8230; Böyle şeyler duyduğumda ilk yaşadığım duygu utanma-çekinme oluyor. Ben müziği çok seviyorum. şarkı söylemeyi her şeyden daha çok seviyorum. ınsanlarla müziği paylaşmanın, bir müzisyenin alabileceği en güzel hediye olduğunu düşünüyorum. Bütün bunları yaparken de özenli, titiz olmaya çalışmak, istesem de, istemesem de yapımın bir parçası. Başka ne diyebilirim gerçekten bilmiyorum&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ADIMA DERGİ ÇIKARMALARI GERÇEKTEN GURUR VERİCİ</strong></p>
<p>Hâlâ amatör ruhunuzu koruyabiliyor musunuz, yoksa zaman içinde insan profesyonelleşiyor mu?</p>
<p><em>- Benim profesyonellikten anladığım; tecrübelerinizi bir zeminde değerlendirmeye başlayabilmek, bunlardan faydalanabilmek, çözüm üretebilmek gibi şeyler ve evet zaman içinde bunların hepsi yaşanıyor. Ancak bunlar “müzik yapmak istemenize” sebep olacak şeyler değildir, işte o ancak amatör ruhtan, hayattan ilham alabilme kapasitenizden gelir. Ve yıllardır en çok uğraştığım şey, bu tarafımı kaybetmemeye çalışmak oldu. Çünkü o ruhu kaybettiğinizde istediğiniz kadar profesyonelleşmiş olun, canınız bir şey yapmak istemeyecektir.</em></p>
<p>Sizin için çıkarılmış şebokolik diye bir dergi var. Sanırım daha önce kimse için böyle bir şey yapılmadı. Varsa da ben duymadım&#8230;</p>
<p><em>- Bu dergiyi ne kadar özenli ve titiz bir şekilde çalışarak çıkardıklarını bilseniz, daha da şaşırırsınız. Elbette çok hoşuma gidiyor, onore oluyorum. Bu tip çalışmaları kendi iradeleriyle, istedikleri için yaptıklarını düşünüyorum. Yeri gelmişken; bu ve benzeri tüm çalışmalar için dinleyici arkadaşlarımıza hem kendim hem de grup arkadaşlarım adına teşekkür ederim.</em></p>
<p>Yeni klip “Eski” adlı şarkınıza geldi. Nasıl seçtiniz o şarkıyı?</p>
<p><em>- “Eski” baştan beri tüm çalışma arkadaşlarımın en favori parçasıydı. Benim içinse bir süre sonra fark kalmıyor. Çünkü hepsini çok severek kaydediyorum zaten.</em></p>
<p>Günümüz şartlarına baktığınızda, mütevazı olmak bir eksiklik mi, yoksa artı mı, ne dersiniz?</p>
<p><em>- Gerçekten mütevazı biri, kazanımlarını ya da eksikliklerini düşünerek yaşamaz bence. Sanırım bir yapı ve bakış açısı meselesi bu ve önemli olan sizin içinizde neyi doğru hissettiğiniz.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong>HAYAT İNSANI GÜÇLENDİRİYOR</strong></p>
<p>Sevdiğiniz birçok insanı kaybetmişsiniz; ölümler, ayrılıklar&#8230; Daha mı güçlendiniz yoksa daha mı kırılgansınız şimdi?</p>
<p><em>- Bunlar hepimizin yaşadığı ya da yaşayacağı şeyler. Ölümleri kabullenmek elbette kolay değil, çok kısaca anlatılabilecek bir konu da değil. Ancak hayatın parçası. Hayatın öyle garip bir dengesi var ki siz isteseniz de istemeseniz de devam ediyor. Ve zaman içinde siz de daha çok güçleniyorsunuz. Kırılganlığa gelince; ben zaten kırılganlığın sonradan ortaya çıkan bir şey olduğuna inanmam, belki bazı faktörler sebebiyle artıyordur ama bence herkes biraz kırılgan, biraz hassastır.</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong>BU TURNE ASKERİ DİSİPLİN GEREKTİRİYOR</strong></p>
<p>Yaklaşık bir aydır Fanta Gençlik Festivali’yle turnedesiniz.</p>
<p><em>- Aaaah, elbette çok yorgunuz ama bu tatlı bir yorgunluk, çünkü ekip olarak konser vermeyi, turnede olmayı çok seviyoruz. Festival genel olarak çok güzel geçti, hem çok eğlendik hem de binlerce müzik dinleyicisiyle buluştuk. Anılar kısmına gelince; elbette bazı komik anlarımız var ama bu kadar uzun ve arka arkaya konser olan bir turneyi hastalık falan olmadan geçirebilmek için neredeyse askeri bir disiplin gerekiyor. Sürekli iklim farklılıkları, sürekli yolculuk yapmak, sürekli “Her şey yolunda gidecek mi” duygusu, e biraz da stres ve üstüne performans yapmak kolay değil.</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Röportaj: Pınar Yılmazerler<br />
Hürriyet Kelebek</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sebokolik.com/haberler/sebnem-ferah-hurriyet-kelebek-roportaji-sebokolik-dergiye-tesekkur-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şebo Görücü Karşısında / Bostancı Gala Konseri</title>
		<link>http://www.sebokolik.com/basin/sebo-gorucu-karsisinda-bostanci-gala-konseri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sebo-gorucu-karsisinda-bostanci-gala-konseri</link>
		<comments>http://www.sebokolik.com/basin/sebo-gorucu-karsisinda-bostanci-gala-konseri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 19:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[adım orman]]></category>
		<category><![CDATA[b]]></category>
		<category><![CDATA[benim adım]]></category>
		<category><![CDATA[benim adım orman]]></category>
		<category><![CDATA[bgm]]></category>
		<category><![CDATA[bostancı gala konseri]]></category>
		<category><![CDATA[ferah]]></category>
		<category><![CDATA[g]]></category>
		<category><![CDATA[gala istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[görücü]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[karşısında]]></category>
		<category><![CDATA[m]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah]]></category>
		<category><![CDATA[şebo]]></category>
		<category><![CDATA[şebo görücü karşısında]]></category>
		<category><![CDATA[şebokolik]]></category>
		<category><![CDATA[yeni albüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sebokolik.com/?p=396</guid>
		<description><![CDATA[9 Ocak günü yüzlerce Şebnem Ferah hayranı Bostancı Gösteri Merkezi&#8217;ne akın etti. 4.5 senelik aranın ardından &#8220;Benim Adım Orman&#8221; albümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>9 Ocak günü yüzlerce  Şebnem Ferah hayranı Bostancı Gösteri Merkezi&#8217;ne akın etti. 4.5 senelik aranın ardından &#8220;Benim Adım Orman&#8221; albümü ile dinleyicileriyle buluşan Şebnem Ferah, albümün gala konserinde harikalar yarattı. Biz de muzik.ekolay olarak oradaydık. Sıkı durun Şebnem Ferah &#8220;Benim Adım Orman&#8221; gala konseri başlıyor!</p>
<p>Bostancı, öğlen 13:00 civarında ilk ziyaretçilerini karşıladı. Evet, 21:00 da başlayacak ve 19:00’da kapılarını açacak gala konseri için, öğle saatlerinde Şebnem Ferah hayranları alana gelip sıraya girmişti bile. Şebnem Ferah posterleri, açılan pankartlar, ve büyüyen heyecan ile 19:00&#8242;a kadar yüzlerce Şebnem Ferah hayranı oradaydı.</p>
<p><strong>Konsere hazır mısınız?</strong><br />
Yüzlerce kişinin doldurduğu salon, saat 21&#8242;e yaklaştıkça daha da heyecanlı bir hale geliyordu. Ve beklenen an geldi. Önce ışıklar söndü ve yeşil lazer ışıklarının arasında Şebnem Ferah göründü. Son konserinin ardından geçen uzun döneme rağmen, enerjisini kaybetmemiş Şebnem Ferah ve ekibi karşımızdaydı. Konserin başlangıç parçası aynı zamanda albümün de açılış parçası olan &#8220;Merhaba&#8221; idi. Böylece Şebnem Ferah, uzun bir aradan sonra hayranlarına &#8220;Merhaba&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Yeni şarkılar sizlerle</strong><br />
Gala konserinin ilk 5 parçası yeni albümdendi. Merhaba isimli parçadan sonra geçtiğimiz günlerde klipleri müzik kanallarında dönmeye başlayan &#8220;Yalnız&#8221; isimli parça bizimleydi. İlk 5 parça; Merhaba,Yalnız, Benim Adım Orman, İnsanlık ve İstiklal Caddesi Kadar&#8217;dı. Benim Adım Orman parçasıyla ilgili olarak Şebnem Ferah, izleyicilere dönerek &#8220;Benim bahsettiğim orman buydu&#8221; dedi. İnsanlık parçasında ise Şebnem Ferah, Buket Doran ve Aykan İlkan bir bateri gösterisi sundu seyircilere.</p>
<p><strong>Sahnede yeni konuk: Serdar Barçın</strong><br />
Şebnem Ferah&#8217;ın konserlerinde Buket Doran, Metin Türkcan, Aykan İlkan, Ozan Tügen ve Ceren Tügen Akyıldız&#8217;ı görmeye alışığız, Gala konserinde ise konuk müzisyen olarak Serdar Barçın bulunmaktaydı. Aynı zamanda albümdeki bazı çalışmalarda yer alan Barçın, konserde de Şebnem Ferah ile birlikte çalan isimlerdendi.</p>
<p><strong>&#8220;Şebo benimle evlen!&#8221;</strong><br />
Çakıl Taşları, Can Kırıkları, Delgeç gibi bazı eski parçalarla Şebnem Ferah&#8217;ın izleyenleri coşturmasının ardından yeni parçalar başladı. Ancak bu arada da ilginç notlar aldım sizler için;</p>
<p>• Mayın Tarlası parçası sonrasında izleyicilerden gelen &#8220;Şebo benimle evlen&#8221; tepkisine Şebnem Ferah, “Olur, bir yakından görmem lazım ama &#8221; şeklinde cevap verdi.<br />
• Ben Şarkımı Söylerken isimli parçanın sonlarına doğru Şebnem Ferah&#8217;ın gülümsemesi gerçekten çok güzeldi.<br />
• Sigara ve Sil Baştan isimli parçalarda Serdar Barçın&#8217;ın performansı izlemeye değerdi.</p>
<p><strong><img class="alignright" style="border: 1px solid black;" src="http://www.sebokolik.com/wp-content/uploads/sebogorucukarsisinda1galakonseri.jpg" alt="" width="248" height="248" />&#8220;Eve gidince rahatlamış olacaksınız&#8221;</strong><br />
Daha sonra Şebnem Ferah tekrar yeni albümden parçaları okumaya başladı. Bu arada konser ile ilgili güzel bir ayrıntıya dikkat çekeyim; sahnenin iki yanında bulunan perdelere yansıyan animasyonlar, gerçekten harikaydı. Daha sonra eklenecek sahne aksesuarları ile birlikte,Şebnem Ferah ve ekibinin bu konsere iyi hazırlandığını söyleyebiliriz. Mahalle parçasının ardından Şebnem Ferah, ekibini durdurdu ve şarkıdaki çığlık bölümünü tekrar çalmalarını söyledi. Dinleyicileri 3 bölüme ayırıp &#8220;Şimdi çığlık atıyoruz hep birlikte, eve gidince rahatlamış olacaksınız&#8221; diyerek parçadaki o bölümde çığlık atmalarını istedi ve ekip arkadaşlarına yorumlarını sordu.</p>
<p>Uçurtma isimli parçada sahneye sallanan bir sandalye getirildi ve Şebnem Ferah o sandalyede söyledi şarkısını.</p>
<p><strong>&#8220;Söyleyeceğim şarkı sizin şarkınız&#8221;</strong><br />
Yağmurlar parçası öncesi &#8220;Söyleyeceğim şarkı benim değil, bizim değil, sizin şarkınız&#8221; diyen Şebnem Ferah, 1996 yılına götürdü tüm dinleyenleri. Yağmurlar parçası sonrası Şebnem Ferah&#8217;ın çığlıkları ise gerçekten dinlemeye değerdi.</p>
<p><strong>Konserde duygusal anlar</strong><br />
Ve konserde unutulmayacak parçalardan birine geldi sıra, Eski isimli parça ile konserin sonuna yaklaşılmıştı. Bu parça esnasında salona duygusal anlar hakim oldu. Arka planda geçen görüntülerde, Türkiye&#8217;ye ve Dünya&#8217;ya güzel şeyler katmış insanların resimleri yer aldı. Adile Naşit, Mevlana, Aşık Veysel, Kemal Sunal, Barış Manço, Yıldız Kenter&#8230;</p>
<p><strong>Bu aşk az bile sana!</strong><br />
Konserin kapanış çalışması Şebnem Ferah&#8217;ın en çok sevilen parçalarından biri olan &#8220;Bu Aşk Fazla Sana&#8221;ydı. Çalışmanın ardından ekip arkadaşlarını çağırıp onları alkışlattıktan sonra, seyirciler yavaş yavaş alandan ayrılırken mikrofona geri gelip &#8220;Sana Bilmediğin Birşey Söyleyemem&#8221; isimli parçadan bir bölüm seslendirdi.</p>
<p><strong>Konserle ilgili diğer notlar;</strong><br />
• Şebnem Ferah ara vermeden 25 şarkı seslendirdi ve izleyicilere harika anlar yaşattı.<br />
• Şarkıcı, müzisyenlerin kendi çalışmalarını dinlemekten bir süre sonra sıkılabileceğini, ancak kendisinin Bostancı DVD albümünü dinlemekten usanmadığını ve bunun sebebinin hayranları olduğunu belirtti.<br />
• Öğlen 13:00 itibariyle orada olan hayranları Şebnem Ferah&#8217;a gerçekten takdire değer bir destek verdile</p>
<p style="text-align: right;"><em>muzik.ekolay.net&#8217;ten alıntıdır.</em></p>
<p><!-- AddThis Button BEGIN --><em><br />
<a class="addthis_button" href="http://addthis.com/bookmark.php?v=250&amp;pub=sebokolikcom"><img class="alignright" style="border:0" src="http://s7.addthis.com/static/btn/v2/lg-share-tr.gif" alt="Bookmark and Share" width="125" height="16" /></a><script src="http://s7.addthis.com/js/250/addthis_widget.js#pub=sebokolikcom" type="text/javascript"></script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
        var addthis_config = {           services_compact: 'facebook, myspace , twitter, friendfeed, email , favorites, google , digg , more', }
// ]]&gt;</script><br />
<!-- AddThis Button END --></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sebokolik.com/basin/sebo-gorucu-karsisinda-bostanci-gala-konseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ocak 2010 Radikal Cumartesi Röportajı</title>
		<link>http://www.sebokolik.com/basin/ocak-2010-radikal-cumartesi-roportaji/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ocak-2010-radikal-cumartesi-roportaji</link>
		<comments>http://www.sebokolik.com/basin/ocak-2010-radikal-cumartesi-roportaji/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 17:16:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sebokolik.com/?p=519</guid>
		<description><![CDATA[Bir teneffüs sonrası &#8216;Benim Adım Orman&#8217; adlı albümüyle içinden geçenleri en hakiki makamdan anlatmaya devam ediyor Şebnem Ferah. 9 Ocak&#8217;taki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-522" title="radikalcumartesibanuguven" src="http://www.sebokolik.com/wp-content/uploads/radikalcumartesibanuguven.jpg" alt="radikalcumartesibanuguven" width="234" height="345" /></p>
<p>Bir teneffüs sonrası &#8216;Benim Adım Orman&#8217; adlı albümüyle içinden geçenleri en hakiki makamdan anlatmaya devam ediyor Şebnem Ferah. 9 Ocak&#8217;taki Bostancı Gösteri Merkezi&#8217;nde dinleyiciyle ilk buluşma öncesi, ona &#8216;Şebocuğum&#8217; kadar yakın biri sordu soruları&#8230;</p>
<p>BANU GÜVEN</p>
<p>İlk albümüyle bende merak uyandırmıştı, üç yıl sonra kanepede oturmuş ‘Artık Kısa Cümleler Kuruyorum’u dinliyordum. ‘Bugün’ü dinlerken kıpırdayamamıştım yerimden. Bu ne kadar samimi,<br />
ne kadar güçlü, ne kadar naif, ne kadar hakiki, ne kadar güzel bir anlatımdı. Karşımda hassas bir yürek ve pırıl pırıl bir zihin vardı.<br />
O bana dokunmuştu. Aradan yıllar geçti, yollarımız kesişti ve bu kez gerçekten birbirimize dokunduk, arkadaş olduk.<br />
Arkadaş olduktan sonra sadece bir söyleşi yapmıştık. Konser DVD’si çıktığında NTV’de, canlı yayında. Çok güzel olmuştu, ama bir DVD’nin yapılışı üzerine konuşmak farklıydı, bu farklı: Arkadaşımın ta karnından çıkan hisleri, sözleri, müziği konuşmak, bunu sadece iki arkadaşın sohbeti değil de, başkalarının da tanık olacağı bir sohbete dönüştürmek&#8230; Aslında arkadaşlar konuşmadan da anlaşır, üstelik biz şarkıları öyle parçalayıp bölmeyiz, ameliyat etmeyiz. Ama merak etmeyin, burada da yapmadık zaten. Ben arkadaşım Şebo’nun kendini sizlere anlatmasına aracı oldum.</p>
<p>Şebo’cuğum, son dört buçuk yıl nasıl geçti? Bu şarkıları nasıl biriktirdin?<br />
Müzikle uğraşıyorsan, her sosyal ortamda bünyenin bir kısmı sanki sünger gibi çalışıyor. İçimde bir şeyleri kıpırdatacak durumları zihnim kaydediyor. Belirlenmiş bir zamanda masa başında çalışmak yöntemim değil. Uzun geçmişi oluyor bana ilham veren birçok şeyin. Böyle olunca, bir parça daha kısa sürede de ortaya çıkabiliyor. İçimde hamurlaşmış fikrin, gitarımı elime aldığımda artık neredeyse benden bağımsız bir şekilde bir parça haline dönüşmesi söz konusu. Söz, müzik birleşiyor ve ortaya üçüncü bir anlam çıkıyor. Ortaya çıkanı kaydettiysem, ertesi gün dinlediğimde bana bir gün önce yaşattığı duyguyu veriyorsa, o zaman artık ona bir parça gözüyle bakabiliyorum.</p>
<p>‘Benim Adım Orman’, albümdeki fikirleri çok güzel anlatan bir başlık. Daha stüdyoya girmeden söylediğinde de aynı şeyi düşünmüştüm, şarkıları dinlediğimde emin oldum. Hem senin en başında ‘Merhaba’ diyerek çağırdığın her kim varsa içine alan bir orman gibi bir insan olmayı, hem de Nazım Hikmet’in dizelerini hatırlatıyor. ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’&#8230;<br />
Bu ülkede yaşayıp onun şiirlerinden ve cümleden etkilenmemek, ilham almamak mümkün mü? Diğer yandan orman anlatım olarak ‘Sigara’dan beri aklımda. Onun da B bölümünde, “Aklımdan geçen sözler, kalbimden gelen sesler, hepsi bir orman oldu, bir kibritle yok oldu” diyordum. O albümün arkasından ‘Kelimeler Yetse’yi yaptım, ‘Can Kırıkları’nı yaptım, aradan 10 sene geçmiş.</p>
<p>Seni dinlerken hep “Metaforun gücü bu” diyorum. Hatta aklıma ‘Il Postino’da Pablo Neruda’nın şiir yazmaya çalışan postacısına “Metaaforee&#8230;” demesi geliyor hep. Seni dinlerken aşka gelince ben de kendi kendime “Metaaforee&#8230;” diyorum!<br />
İçimden böyle çıkıyor. Bazen bazı şeyleri daha net söylemek istediğim de oluyor ama, diyorum ki “Zaten bunu konuşurken yaparsın, şimdi şarkı yazıyorsun”. Bu ifade şekli daha estetik. Zaten içimde büyüyen duygularla o kadar arkadaş oluyorum ki, sonunda ne diyeceğimi fazla tartmadan onlar şarkı haline geliyor.</p>
<p>İnsanlarda hep bir aşk şarkısı ve hikâyesi arayışı var sanki. Bu albümde o ne kadar var?<br />
Aslında aşkı en az anlattığım  albüm bu. Doğru, benim bu mesele için koskoca bir albüm yaptığım da oldu geçmişte, aşk şarkısı yapmak da kötü değil bence. Yastığa başını koyduğunda hep görmeyi istediğin, çok özlediğin birileri vardır. Hayat devam ettiği sürece aşk da temel bir şey. Ama bu öyle bir albüm değil. Zaman içinde şunu gördüm. Önyargılar ya da hızlıca yargılama ihtiyacı, insanları içerikten çok uzaklaştırabiliyor. Bir şarkıda kaybetmek lafı geçiyor diye, birini kaybeden kadın noktasına taşımak konusunda çok acele edilmemeli bence.</p>
<p>İlk video klibini de ‘Yalnız’a çektin, çok sevindim. Ben şarkıyı stüdyoda ilk dinlediğimde “Titreyen çenende dünya devrilmiş” dediğinde titremiştim. ‘Yalnız’ nasıl çıktı?<br />
İnsanlar vardır, yakınımızda da olabilirler, onlara yolda yürürken, bir bankta otururken de rastlayabiliriz. Yüzündeki çizgilerden görmüş geçirmişliğini hissedersin. Buna rağmen döner sana “Merhaba” der, sen “Nasılsınız” dersin, şanslıysanız aranızda sohbet başlar. Fark edersin ki hayata neler sığdırmış, ama hâlâ bağını koparmamış. O gün belki onun için ritüel olan o banka gidip oturmuş, belki güzel havanın tadını çıkarıyor. Belki oradaki çoluk çocuğun sesini dinlemenin, hayatta olmanın, nefes almanın tadını çıkarıyor. Böyle biriyle sohbet ettiğinde kendini o kadar küçücük, o kadar günlük şeyleri dert ederken ve aslında insanların neler yaşadığını fark ederken buluyorsun ki&#8230; O adam belki 50 yıllık hayat arkadaşını kaybetmiş oluyor, canı ciğeri 50 senedir yastığa başını birlikte koymuş. Hayatta kayıplar yaşarsın, bir sırası vardır aşağı yukarı, ama hayat ilerlerken akranın olanları da kaybetme korkusu geliyor insana, ailende kayıplar yaşamaya başladığın zaman. Belki yaş aldığım için böyle şeyleri çok düşünmeye başladım. Gerçekten tüylerim diken diken oluyor. Yaş almış birilerinin hayatla bağlarını koruyabilmesine hayranlık duyuyorum. Bu bir tarafı, bir diğer tarafıysa, nakaratları düşünecek olursan, kimi kaybettiğimiz, kimi hâlâ hayatta olan, hayatını üretkenliğe adamış insanlar var. Belki bir sanat dalıyla uğraşıyor, belki bir memur, ama hayatı boyunca o işi çok iyi yapmış, birileri hayattan daha çok zevk alsın ya da daha kolay yaşasın diye uğraşmış insanlar. Bunu sürekli sorgulayarak ya da böbürlenerek değil, doğal göreviymişçesine naif bir duyguyla yapıyorlar. Bunun değerini unutur olduk gibime geliyor. Birilerinin kendi hayatlarındaki iniş çıkışlara rağmen, gerçekten sıradan bir gün için özlem duyarken, başkaları için emek harcamaktan vazgeçmemesi çok özel bir durum değil mi? Belki şarkı sözü yazmak için flaş bir konu olmayabilir, ama benim son zamanlarda giderek daha çok takdir ettiğim bir durum.</p>
<p>Albümün çimentosunda bir iyimserlik var ama mesela ‘Serapmış’ta kişisel, ‘İnsanlık’ ve ‘Uçurtma’da toplumsal bir serzeniş var.<br />
Hayatı kabul etmek, kayıplar yaşamak bununla ilgili sorgulama ihtiyacının olmadığı anlamına gelmez ki. Bu işin olabilir, bir yakınını kaybetmek olabilir, senin için insanlığa dair çok değerli bir fikrin ortadan kalktığına tanıklık etmek olabilir, bütün bunların toplamı da olabilir.<br />
‘İşte İnsanlık’ta da yine ormana çıkıyoruz.<br />
Ormandık kül olduk, insandık kul olduk&#8230;</p>
<p>Ben ‘İnsanlık’la ‘Uçurtma’yı bir arada hissediyorum. Ve sen bu meseleleri anlatırken herkesin kalbine dokunacak bir dil kullanmayı tercih ediyorsun.<br />
Hem ‘Uçurtma’da, hem ‘İnsanlık’ta anlatılanlar daha sivri, daha politik bir tavırla anlatılabilir, daha sloganvari olabilir. Ama şarkı söz konusu olduğunda, bu benim tercih ettiğim bir yol değil. Bir tarafta siyaset var, bir tarafta insanların günlük hayatta ürettikleri ya da üretemedikleri bir ahlak. İstediğin kadar yasa koy, yürütmeye çalış, yargı istediğin kadar iyi çalışsın, insanın hamurunda geliştirebildiği bir ahlak anlayışı değil de, klişe bir ahlak anlayışı olursa, yarına bırakabilecek bir şeyimiz kalır mı? Şarkı yazarken daha politik ifadeler kullanmanın şöyle bir faydası olabilir: Bazı şeylerin adının konulması bu hissiyata sahip olmayanların, olan biteni daha fazla ve hızlı fark etmesine yardımcı olabilir. Ama bunları bu kadar net cümlelerle anlatmak bana sıradan geliyor, sanatsal olarak kendi çözüm önerimi sunabilmeyi seviyorum. Herkesin elini üzerine koyabileceği bir vicdan vardır. Bundan daha gerçek bir şey var mı hayatta?</p>
<p>O ahlak için gerekli olan da ‘vicdan’. Onu da ‘Uçurtma’da söylüyorsun. Şu dizeler gözümden kaçmadı: “Kaldırımda bir güvercin, birden yüz üstü yere uzandı”. Hrant bu.<br />
Evet, o iki dizeyi tamamen onu düşünerek yazdım.<br />
‘Uçurtma’nın albümün son şarkısı olması da anlamlı bence. “Ben en güzel şarkımı henüz yazmadım” diyorsun ya, bütün bu karanlığın içinde umut dile getiren bir söz. Ben herkes bunu böyle anlasın isterim.<br />
Ben de öyle isterim. Ama bu konuda çok aceleci değilimdir. Zaman içinde her şeyin yerine oturacağını düşünüyorum. Biz bir şeyleri algılamak için vakit ayıran, bir şeyleri kazanmak için emek sarfeden kuşağın son çocuklarıyız. Bir duruma yalnızca tanıklık etmekle, algılamak arasındaki önemli farkı tekrar hatırlayabilmek önemli. Algı bilgiye yaslanır, bilgi emeğe yaslanır, emek zamana, sabıra, istekliliğe yaslanır. Bunlardan bahsettiğinde enayi yerine bile koyulduğun oluyor artık. Bunlar bizim insan gibi hissetmemize yardım eden şeyler bence. Kaybetmemek taraftarıyım, unutuluyorsa hatırlatabilmek taraftarıyım, beş kişiye bile üç dakikalığına hatırlatabiliyorsam kendimi iyi hissediyorum.<br />
Hatırlatıyorsun Şebo’cuğum, hatırlatıyorsun.</p>
<p>Düne kadar mahrem olanlar<br />
Şebo’yla, Bostancı Gösteri Merkezi’nde verilecek konsere beş gün kala, final provayı yaptıkları sahnede de buluşuyoruz. İki haftadır günaşırı 6-8 saat süren provalardan sonuncusu bu. Saat neredeyse 10 ama çalışmaya devam&#8230; Fondaki zarif perdede yeni albümün görsel malzemesi akıyor. Bazen müzik ve sözlere cevap verecek hareketlilikler de var sahnede. Şebnem şarkı söylerken arkasında olan bitenin de farkında. Ben bazen arkasında da gözleri var mı, diye düşünürüm. Mesela sokakta birilerinin telefonla yaptığı korsan video çekimini arkası dönük bile olsa, anında yakalar. Sahnede de “Perdeye düşen görüntünün odağı yerinde mi?” diye soruveriyor. Onun bu titizliği bende hayranlık uyandırır hep, ama ona göre zaten yapılması gereken bu, onun için ancak böyle bir anlam bütünlüğü çıkıyor.<br />
O sahneden ve albümden zevk almamızı sağlayanlar arasında Ozan, Buket, Metin, Aykan da var. Konserlerde Ceren de onlara katılıyor. Ve tabii ki albümün prodüksiyonunda Tarkan Gözübüyük.<br />
“Beraberliğimiz ilk albümden itibaren sahnede başladı. Tarkan 20 yıllık arkadaşım. Her şeyin neredeyse iki yılda tamamen değiştiği bir ülkede birliktelikleri uzun yıllar koruyabilmek mucize gibi. Müzikal olarak da birbirimizi o kadar iyi anlayabiliyoruz ki. Mesela Metin’in herhangi bir albümde çaldığı soloyu, ilk defa duysam da hemen tanırım. Hatta onun boyundan posundan daha iyi tanıyor olabilirim. İnsan ailesini seçerek gelmiyor dünyaya, ama seçtiği arkadaşlardan ikinci bir aile oluşturabiliyor.”<br />
“Heyecanlı mısın?” diye soruyorum. “Evet, hem de çok heyecanlıyım Banu” diyor, “Düne kadar mahrem olan şeyi bir sürü insanla ilk kez doğrudan paylaşacak olmanın heyecanı bu.&#8221;</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000000;"><em>9 Ocak 2010 Radikal Cumartesi, Banu Güven</em><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sebokolik.com/basin/ocak-2010-radikal-cumartesi-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3 Ocak 2010 Sabah Röportajı</title>
		<link>http://www.sebokolik.com/basin/3-ocak-2010-sabah-roportaji/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=3-ocak-2010-sabah-roportaji</link>
		<comments>http://www.sebokolik.com/basin/3-ocak-2010-sabah-roportaji/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 12:41:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[benim adım orman]]></category>
		<category><![CDATA[röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[sabah gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah dergi]]></category>
		<category><![CDATA[şebokolik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sebokolik.com/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Benim Adım Orman adlı altıncı stüdyo albümünü yayınlayan Şebnem Ferah ile büyümek, bitmeyen 13 yaş, 2009&#8242;un bıraktığı izler, ülke gündemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong> Benim Adım Orman adlı altıncı stüdyo albümünü yayınlayan Şebnem Ferah ile büyümek, bitmeyen 13 yaş, 2009&#8242;un bıraktığı izler, ülke gündemi ve değişim üzerine..</strong></p>
<p><strong>BÜYÜMEK ASLINDA BÖYLE BİR ŞEY</strong><br />
Şebnem Ferah&#8217;la röportaj yapmayı seviyorum. Önce mesleki avantajından başlayayım. Kurduğu cümleler o kadar başı sonu belli, net ve detaylı ki, yazıya dökme aşamasında neredeyse sıfır düzeltme gerektiriyor. Ne dediğini, onu niye ve nasıl demesi gerektiğini iyi biliyor. Kimilerine göre bu fazla kalıplı, köşeli bulunabilir. Ben onu da seviyorum. Ağzından tonlarca garip gurup kelime çıkan insanlar arasında birileri böyle kalmayı başarabiliyor diye. Sonra Şebnem Ferah hakiki bir insan. Ağzı ayrı, gözleri ayrı konuşanlardan değil. Elbet vardır terslikleri, solundan kalktığı günler. Fakat çeşitli vesilelerle onda bir &#8216;eski zaman kibarlığı&#8217; olduğuna şahit olmuşumdur. Düşünceli ve iyi kalpli biri olduğunu anlarsınız. Bunlar övgü bombardımanı gibi gelebilir ama değil. Şebnem Ferah&#8217;ı biraz olsun tanıdıkça sadece çok yetenekli ve disiplinli bir müzisyen olmasının onu bugünlere getirmediğini anlayabilirsiniz. Eğer bu karakterde biri olmasaydı aynı konumda olmayabilirdi. Ya da olurdu da bu kadar sevilmezdi. (Hayranlarının seslenişiyle) &#8216;Şebo&#8217; sevgisinin ne boyutta olduğunu anlatmak için şöyle diyeyim; niyeti olsa o kitleden bir tarikat kurdurabilir Ferah. O derece. Fan kitlesi içinde yer almayanlar da ona karşı en azından saygı duyar. Ferah da onları hiç &#8216;aldatmaz.&#8217; Ne müzikal anlamda, ne de hal tavırlarıyla. Dinledikçe güzelleşen altıncı albümü <em>Benim Adım Orman </em>(Pasaj Müzik) ile tarzını bozmadan ilerlemeye devam ediyor ünlü müzisyen. <em>Can Kırıkları</em>&#8216;ndan beri geçirdiği dönemden bahsederken, &#8220;Çok tecrübelendim,&#8221; diyor. Bu tecrübenin sadece dört buçuk yılla sınırlı olmadığını da ekliyor. Yıllar içinde biriktirdiklerinin ne manaya geldiğini daha iyi kavrayabildiği bir dönemde artık Şebnem Ferah.</p>
<p><strong>- Önceki albümlerinde çok keskin ve ağır bir tema oluyordu. Aşk genelde merkezdeydi, bazen de ölüm ve hayatla muhasebe&#8230; Bu ise fırtınalı bir dönemin albümü gibi gelmedi bana. Daha serinkanlı bir hal, kabullenmişlik var. Doğru mu?<br />
</strong>- Doğru aslında. Ama o kabullenmişliğin daha bile erken başladığını düşünüyorum. Onları dile getirmek belki sonradan oluşmuş bir şeydir. Genelde şöyle zannedilir; bir albüm yapıyorsun, konserler veriyorsun, sonra, &#8220;Yeni bir albüm yapacağım,&#8221; diyorsun çalışmaya başlıyorsun ve sanki o dönemde seni ne tetiklediyse onları kaleme alıyorsun. Halbuki hayatında 15 sene öncesinden ya da belki çocukluğundan beri sana ilham veren, aklında yer etmiş ama belki şimdi manasını kavrayabildiğin şeyler de oluyor. Yaşadıklarını ya da öğrendiklerini daha ayakların yere basarak ifade edebiliyorsun.</p>
<p><strong>- Büyümek değil mi bu?<br />
</strong>- Aynen öyle.</p>
<p><strong>- Peki nasıl bir şeymiş büyümek?<br />
</strong>(Alaycı bir ses tonuyla) Bir tarafım hep çocuk kaldığı için&#8230; (gülüyor). Ama gerçek bu. Ne kadar olgun, ağırbaşlı gözükürsem gözükeyim bir tarafım cayır cayır 13 yaşında bir çocuk.</p>
<p><strong>- Sende hakikaten hassas, duygusal, sanki böyle hatıra defteri dolduran, mutlaka okulda platonik aşkı olan bir kız havası da var.<br />
</strong>- (Gülüyor) Var.</p>
<p><strong>- Nereden geliyor bu?<br />
</strong>- Bilmiyorum, yapı. Aslında şundan kaynaklanıyor olabilir: Hayatta güzel şeylerin yanı sıra karşılaması çok zor şeyler de oluyor. Benim hayatımın bir dönemi bu açıdan sert geçti. Ailevi durumlarımız oldu, kayıplarımız oldu, öncesinde devam eden sağlık sorunlarımız vardı. Onlarla baş başayken sağlığını korumak için kendine içinde mutluluk bulabileceğin bir alan yaratıyorsun. Artık bu çocukça bir taraf oluşturmak mı, bir çeşit savunma mekanizması mı, bilmiyorum. Hayatımda her şeyin mahvolmuş olduğu zamanlarda bile, içimde, &#8220;Öyle mi? Hadiii!&#8221; demeye hazır bir taraf vardı. Belki o bir denge unsuru.<br />
<strong><br />
- Yakınların eğlenceli, neşeli yönünü iyi biliyordur herhalde.<br />
</strong>- Tabii. Zaten yeni tanıştığım insanların ilk söylediği şeylerden biri, &#8220;Biz seni hep üzgün bilirdik,&#8221; olur.</p>
<p><strong>- &#8216;Zuhal Olcay hüznü&#8217; vardır ya&#8230;<br />
</strong>- (Gülüyor) Öyle bir tarafım da var, o ayrı konu. Yakınlarım için ise durum farklı. Ben hâlâ annemin küçük kızıyım. Hâlâ en çok bana güler. Onlar için çok normal. İnsanın her özelliğini anında başkalarına gösterebilmek gibi bir becerisi yok. Böyle bir şeye mecbur hissetmek gibi bir yatkınlığım da yok benim. Yakın çevreme karşı ne duvarım, ne filtrem vardır ama ben zaten laçka ilişkilerden hoşlanmam. Ne kadar samimi olursam olayım hâla işin içinde bir nezaket olsun isterim. O nezaket de küçük, tatlı bir mesafe getiriyor zaman zaman. Ben müzik yapıyorum onu paylaşmayı tercih ediyorum.</p>
<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-325" title="2ocakcumartesi2010hurriyetrop1" src="http://www.sebokolik.com/wp-content/uploads/2ocakcumartesi2010hurriyetrop1.jpg" alt="2ocakcumartesi2010hurriyetrop1" width="196" height="218" />AKLIM TAMAMEN MÜZİKTEYDİ </strong><strong><br />
- Kime çekmişsin? Annene mi, babana mı?<br />
</strong>- İkisine de. Annem çok duygusal bir kadındır. Bütün duygusallığım ondan geliyordur eminim. Babam dünyanın en analitik zekâlı insanlarından biriydi. Muhtemelen her şeyi mantık sosu katarak değerlendirmem de ondan geliyordur.</p>
<p><strong>- Sen ODTÜ Ekonomi&#8217;yi kazanmıştın değil mi?<br />
</strong>- Evet.</p>
<p><strong>- Sonra okulu bırakıp müziği seçmen de ikisinin resmi demek ki.<br />
</strong>- Aynen. Ekonomiyi kazandığım zaman, &#8220;Hayatta bunu mu yapmak istiyorum?&#8221; diye hareket ettiğim bir dönem değildi. İlk bir buçuk dönem çok iyi bir öğrenciydim ama sonra bir gün sınıfta fark ettim ki, ohoo hoca konuşuyor benim aklım tamamen başka yerlerde. &#8216;Nasıl İstanbul&#8217;a giderim? Nasıl müzik yaparım?&#8217; Çok kısa bir sürede gitmeye karar verdim. Hiç konuyu bulandırmadım, ailem dışında kimseye danışmadım. O kadar kuvvetli ve sorgulanmaz bir biçimde istiyordum ki bunu.</p>
<p><strong>- Birlikte çalıştığın ekip yıllardır aynı. Müzikal anlamda da neredeyse hep aynı çizgide devam ettin. Değişiklikten hoşlanmıyor musun?<br />
</strong>- Sevdiğim şeyi koruma taraftarıyım ama değişiklikten hoşlanmayan biri olduğumu söyleyemem. Söz konusu müzik yapmak olduğunda kiminle çalıştığım, o uzun stüdyo süreçlerini, turneleri kiminle geçirdiğim çok önemli oluyor. Sevdiğin, karşında senin kadar o sürece değer veren birilerini gördüğün zaman o iş taçlanmış oluyor. Ama bunu hayatın genel alanında yapmak imkânsız. Bu ülkede en zor şey sistem yaratmak. Eğer istikrardan ve gelişmeden söz edeceksek dün yapılandırdığın şeyi bozulmuş olarak bulmaman gerekiyor. Çünkü gelişmek, var olan bir şeyi tamamen silip yerine yeni bir şey koymak değil benim için. Bir şeylerin değerli kısmını muhafaza edip buna eklemeler yapmak. Ben hep dinlemeyi sevdiğim müziği yapmaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>- Stüdyo süreci de çok eğlenceli geçmiş&#8230;<br />
</strong>- Evet. Stüdyoda çalışmayı çok seviyorum. Çok sevdiğim dostlarımla çok sevdiğim bir şeyi paylaşıyorum. Bazı şeyleri bir arada göğüslemenin, yeri geldiğinde sevinmenin ya da can sıkıntısı yaşamanın insana verdiği bir güven duygusu var ki, son zamanlarda çok azalan bir şey herkesin hayatında. Herkes çok güvensiz, sürekli, &#8220;Ne olacak acaba?&#8221; diye yaşanıyor. Oysa kendini güvende hissedebildiğin durumlarda her şey daha tatlı akıyor.</p>
<p><strong>2009&#8242;DAN GERİYE KALANLAR</strong><br />
<strong>- 2009&#8242;da seni sarsan bir şey oldu mu? </strong><br />
- Ülke gündemini düşünürsem, 2009 zor bir yıldı. Bir sürü şeyin ilk kez dile getirilmeye başlandığı bir yıl oldu. Karmaşalar yaşayacağız bu dönemde ama bazı şeylerin yerine oturabilmesi için belki de önce her şeyi kaldırıp altının tozunu almak gerekiyor. Çok büyük acılar yaşayan insanlar var, bu kadar nazik bir konuyu onlara iyi anlatmak ve ondan sonra yapılandırmak gerekiyor. Her şeyin çözüme kavuşması en büyük dileğim. Diğer taraftan kişisel üzüntüm, Michael Jackson&#8217;ı kaybetmiş olmak. Çok üzüldüm gerçekten.</p>
<p><strong>- Sevindiğin, hoşuna giden şey ne oldu? </strong><br />
- Albümüm çıktı, ona sevindim.</p>
<p><strong>- Artık neleri geride bıraktın? </strong><br />
- Çok sabırsız biriydim bazı konularda. Öyle terbiye ettiğim taraflarım var ama bunu 2009&#8242;a bağlayamam. Kendimi daha az ciddiye alıyorum bir de. İşim ya da başkalarına karşı sorumluluklar söz konusuysa durum başka tabii. Ama bu da son bir yılda oluşmuş bir şey değil. Büyümek aslında belki de böyle bir şey. Ve bu halimden daha memnunum.</p>
<p><strong>- Normalde seni magazin eklerinde hiç görmediğimiz kadar gördük 2009&#8242;da. N&#8217;oldu da böyle oldu?<br />
</strong>- Beyoğlu&#8217;na çok gazeteci gelmesiyle alâkası var. Ben oraya neredeyse genç kızlığımdan itibaren giden, oralarda çalan biriyim. Gece hayatı olarak görmüyorum, eşimidostumu görüyorum orada, sahnede güzel müzik oluyor. Hala böyle şeylerle beslenen biriyim.</p>
<p><strong>- İrkildin mi kendini gazetede görünce? </strong><br />
- Hoşlandığımı söyleyemem. Ama insan kendisi neyin ne olduğunu bilince çok üstünde durmuyor.</p>
<p><strong><strong>SON ZAMANLARDA&#8230;</strong><br />
</strong>-<em><strong>Dinleyip de, &#8220;Vay canına!&#8221; dediği grup:</strong></em> Kings of Leon.<br />
<em><strong>-Beğendiği dizi:</strong></em> FlashForward. (&#8220;Ayrıca Lost fanıyım. Gün sayıyorum yeni bölümleri için.&#8221;)<br />
<em><strong>-Okuduğu kitap:</strong></em> Kayıp Sembol-Dan Brown. (&#8220;Daha yeni başladım. Stüdyo döneminde ve öncesinde uzunca bir süre okumaya fırsatım olmadı.)<br />
<em><strong>-Şaşırdığı şey:</strong></em> &#8220;Çok değerli bir sürü özelliğimizi kaybettik. Çok hızlıca. Farkında bile değiliz. Bunun bu kadar hızlı olmasına ve hayat normal devam ediyormuş gibi davranmamıza çok şaşırıyorum. Klişe gibi geliyor kulağa ama anlatmak istediğim şey, &#8216;Nasıl bu kadar çabuk oldu bunlar?&#8217;&#8221;</p>
<div style="margin-right: 5px; text-align: right;"><em>Melis Danişmend / 3 ocak Tarihli Sabah&#8217;tan alıntıdır.</em></div>
<p><!-- AddThis Button BEGIN --><em><br />
<a class="addthis_button" href="http://addthis.com/bookmark.php?v=250&amp;pub=sebokolikcom"><img class="alignright" style="border:0" src="http://s7.addthis.com/static/btn/v2/lg-share-tr.gif" alt="Bookmark and Share" width="125" height="16" /></a><script src="http://s7.addthis.com/js/250/addthis_widget.js#pub=sebokolikcom" type="text/javascript"></script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
        var addthis_config = {           services_compact: 'facebook, myspace , twitter, friendfeed, email , favorites, google , digg , more', }
// ]]&gt;</script><br />
<!-- AddThis Button END --></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sebokolik.com/basin/3-ocak-2010-sabah-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 Ocak 2010 Hürriyet Röportajı</title>
		<link>http://www.sebokolik.com/basin/2-ocak-2010-hurriyet-roportaji/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=2-ocak-2010-hurriyet-roportaji</link>
		<comments>http://www.sebokolik.com/basin/2-ocak-2010-hurriyet-roportaji/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 12:31:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[benim adım orman]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah dergi]]></category>
		<category><![CDATA[şebokolik]]></category>
		<category><![CDATA[Şebokolik Dergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sebokolik.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[Şebnem Ferah (38), rock dünyasının tartışmasız starlarından. Kimilerine göre modern zaman ozanı, kimilerine göre sert aşk şarkılarının en iyi anlatıcısı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şebnem Ferah (38), rock dünyasının tartışmasız starlarından. Kimilerine göre modern zaman ozanı, kimilerine göre sert aşk şarkılarının en iyi anlatıcısı. Hayranları tam 4.5 yıldır ondan yeni şarkılar bekliyordu. Yeni albümü “Benim Adım Orman”ı çıkardı. Albümü anlamak ve sindirmek için birkaç kez dinlemenizde fayda var. Sözler yine vuruyor. Bazıları, “kaybeden kadın” temalı şarkı sözlerini ve albümün sound’unu eleştiriyor. Şebnem Ferah, şarkılarını ve müziğini anlattı, kendisine yapılan eleştirileri içtenlikle yanıtladı.</strong></p>
<p><strong>Yeni albüm için neden 4.5 yıl beklediniz?</strong><br />
- Dışarıdan bakıldığında çok uzun süre ara vermiş gibi gözüküyorum. Ama bu süre içinde konserler verdim ve bir performans DVD’si çıkardım. Senfoni orkestrası da işin içinde olunca DVD çok zamanımı aldı. 2008 yazında da biraz dinlendim.</p>
<p><strong>Şarkı sözlerinde tüm çıplaklığınızla mı var mısınız? Yoksa görmemizi istediğiniz kadarı mı var?</strong><br />
- Şarkılarımda samimiyet olması için yaşadıklarımı törpülemiyorum. İçimden gürül gürül çıkan duyguları, şarkı sözleri haline getiriyorum. Tabii kendi süzgecimden geçirerek çevremdekilerin yaşadıklarını da anlattığım oluyor.</p>
<p><strong>Şarkılarınızda genelde mutsuz ve kaybeden bir kadın portresi çiziyosunuz. Öyle misiniz?</strong><br />
- Yok. Her zaman mutsuz değilim. Herhangi sanatsal bir eser ortaya koymak için sahip olduğunuz duyguyu biraz abartmanız gerekir. Benim beş dakikalığına bile canımı yakan bir şeye yoğunlaşıp şarkı yapmak hoşuma gidiyor.</p>
<p><strong>Bu şarkılar ilgi görüyor. Ticari düşündüğünüz eleştirileri de var&#8230;</strong><br />
- Böyle bir şey mümkün değil. İnsanlar ne düşünür, nasıl tanımlamalar yapar gibi sınırlandırıcı faktörlerden kendimi her zaman uzak tutuyorum. Albümlerimi tamamen duygularla yapıyorum. Bazen üst üste yalnız bir insanı, bazen âşık bir kadını anlattığım oluyor.</p>
<p><strong>İSTİKLAL CADDESİ’NİN GÖRÜNMEYEN ETKİSİ BÜTÜN ŞARKILARA YANSIDI</strong></p>
<p><strong>Albümün ismi “Benim Adım Orman”. Orman gündüzleri renkli ve gizemli, geceleriyse korkutucu olabilir. Sizin içinizde nasıl bir orman var?</strong><br />
- Ben ormanın korunaklı kısmını kastederek bu şarkıyı yazdım. Hayatı içindeki bütün güzellikler ve korkutucu detaylarla yaşamayı kabul etmiş biriyim.</p>
<p><strong>Albümdeki en konuşulan şarkı “İstiklal Caddesi Kadar” nasıl ortaya çıktı?</strong><br />
- Beyoğlu’nu ilk müzik yapmaya başladığım yıllardan beri çok severim. Uzun süre yurtdışında kaldığımda Taksim’de bir tur atmadan kendimi evime dönmüş gibi hissetmem. Bu sevgiyle, o ortamda beni başka türlü heyecanlandıran şeyleri bir araya getirdim. Aslında İstiklal Caddesi’nin görünmeyen etkisi bütün şarkılara yansıdı. Hayatında hiç İstanbul’a gelmemiş birilerini de heyecanlandırmak için şarkıya tramvay ve sokak seslerini ekledik.</p>
<p><strong>“Biraz rakı, biraz azık, hayat belki bu demek” diyorsunuz. Size de rakı ve azık yeter mi? </strong><br />
- Herkesin bir yaşayış biçimi var. Hayranlıkla izlediğim bazı insanlar, hayatı çok basit, dışarıdaki faktörlerden etkilenmeden yaşıyor. Ben de sade ve saf şeylerle daha mutlu olabiliyorum. Aslında hepimizin günün sonunda böyle şeylere ihtiyacı oluyor.</p>
<p><strong>Bir başka şarkınızda da “En güzel şarkımı henüz yazmadım” diyorsunuz&#8230;</strong><br />
- Şimdiye kadar yaptıklarımdan çok, yarına ümitle yaklaşıyorum. En güzelini daha yapmadım demek bana umut, heyecan ve yarınlar için sebep veriyor.</p>
<p><strong>Rock müzik dendiğinde politik bir duruş akla geliyor. Sizin şarkılarınızda politik tavırlar yok. Bu özel bir tercih mi?</strong><br />
- İyi politika için iyi politikacılar, iyi müzik için iyi müzisyenler gerekir. Politikadan uzak yaşamıyorum ama çok da sevmiyorum. İstesem tabii politik bir şarkı yazarım ama bu benim yöntemim değil. Bence dünya politikayla değil insanlıkla kurtulacak.</p>
<p><strong>ŞAPKADAN TAVŞAN ÇIKARIR GİBİ MÜZİK YAPMIYORUM</strong></p>
<p><strong>Yeni şarkılarınızın, daha önceki şarkıların farklı versiyonları olduğu eleştirisine katılıyor musunuz?</strong><br />
- Hayır. Zaten her albümümden sonra farklı kesimlerden eleştiriler gelir. Herkesin kendi fikridir. Albümün beğenilmesi de beğenilmemesi de ihtimaller dahilinde. Ama ben sürekli aynı şarkıyı söylediğimi hissetsem, her sene albüm çıkarırım. Daha da parlak bir hayatım olur.</p>
<p><strong>Peki bu albümde rock müzik adına nasıl bir yenilik var?</strong><br />
- Benim müzik yapış şeklim, şapkadan tavşan çıkarmaya benzemiyor. Yani şaşırtıcı değil. Ben her zaman iyi şarkıların kalıcı olduğunu ve iyi şarkının da güçlü ifadeden geçtiğini anlatmaya çalışıyorum. Gençliğimden beri de beğendiğim şarkılarda şaşırmayı değil müziğin ifade gücünü hayranlıkla dinlemeyi seviyorum.</p>
<p><strong>Hayran kitleniz sadık ve çok geniş&#8230; Ancak gelen eleştiriler sizi kızdırır mı?</strong><br />
- Normal karşılıyorum. Benim şarkı söyleyiş biçimim boyumun 1.55 olması kadar net. Bu saatten sonra ne birileri istediği için şarkı söyleme tarzımı değiştiririm, ne de bu çabaya girerim. Gırtlağımın her boğumundan kalbimle bağlantısı olduğunu düşündüğüm sesleri çıkarmaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>ZOR ÂŞIK OLURUM VE VÜCUDUMDAN AYRILIK HALLERİNİ ZOR ATARIM</strong></p>
<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-325" title="2ocakcumartesi2010hurriyetrop1" src="http://www.sebokolik.com/wp-content/uploads/2ocakcumartesi2010hurriyetrop1.jpg" alt="2ocakcumartesi2010hurriyetrop1" width="196" height="218" />Yıllar önce bir röportajınızda “Ünlü olmaya tam olarak adapte olamadım” demişsiniz. Hâlâ aynı durumda mısınız? </strong><br />
- Hiçbir zaman olacağımı zannetmiyorum. Müziği meslek edinmek, karşınıza başka sonuçlar çıkartıyor. Bunlarla çok barışık olduğumu söyleyemem. Bu yüzden daha sakin ve doğal bir hayat sürmeye çalışıyorum.</p>
<p><strong>Aşk hayatınızda mantığınız ön planda mıdır?</strong><br />
- Hiç değildir. Gündelik hayatta olaylara çok mantıklı ve analitik yaklaşırım. Konu aşk olursa bütün dengelerim bozulur. Belki bu yüzden şarkı yazabiliyorum.</p>
<p><strong>Çok sık âşık olur musunuz?</strong><br />
- Hayır. Bence insan iki veya üç kere yoğun aşk yaşayabilir. Ben de hem zor âşık olur hem de vücut sistemimden ayrılık hallerini zor atarım.</p>
<p><strong>Hayatınıza giren erkekler size bir şeyler öğretir mi?</strong><br />
- Tabii. Bu tip konularda sünger gibiyimdir. Mesela, çok aceleci biriydim. Daha serinkanlı ve sabırlı olmayı öğrendim.</p>
<p><strong>MÜZİSYEN OLMAKTAN ÇIKARSINIZ</strong></p>
<p>Yeni albümün altyapıları diğer albümlerimden daha yumuşak değil. Zaten yumuşak bir albüm yaptığımda dinleyicilerin bazıları sert şeyler bekliyor. Sert albüm hazırladığımda “Neden daha yumuşak olmadı” diyor. Beklentiler dahilinde albüm hazırlarsanız müzisyen olmaktan çıkarsınız.</p>
<p><strong>ŞARKILAR DOMİNO TAŞI GİBİ </strong></p>
<p>İnsan hayatında kendisinin çok da önemli olmadığını, hayatta çok daha önemli şeylerin olduğunu fark ediyor. Bu da şarkı sözlerine ve müziğe yansıyor. Bu albümde hikâyeler geçmiş albümlerime göre daha farklı. Sıkça kendimden değil başkalarından bahsettiğim şarkılar var. Ve bütün şarkılar domino taşları gibi birbirine bağlı. Birini algıladığınız zaman diğer şarkıyı da algılayacaksınız.</p>
<p style="text-align: right;"><em>Hakan Gence, 2 ocak tarihli Hürriyet&#8217;ten alıntıdır.</em></p>
<p><!-- AddThis Button BEGIN --><em><br />
<a class="addthis_button" href="http://addthis.com/bookmark.php?v=250&amp;pub=sebokolikcom"><img class="alignright" style="border:0" src="http://s7.addthis.com/static/btn/v2/lg-share-tr.gif" alt="Bookmark and Share" width="125" height="16" /></a><script src="http://s7.addthis.com/js/250/addthis_widget.js#pub=sebokolikcom" type="text/javascript"></script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
        var addthis_config = {           services_compact: 'facebook, myspace , twitter, friendfeed, email , favorites, google , digg , more', }
// ]]&gt;</script><br />
<!-- AddThis Button END --></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sebokolik.com/basin/2-ocak-2010-hurriyet-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 Ocak 2010 Milliyet Cumartesi Röportajı</title>
		<link>http://www.sebokolik.com/basin/2-ocak-2010-milliyet-cumartesi-roportaji/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=2-ocak-2010-milliyet-cumartesi-roportaji</link>
		<comments>http://www.sebokolik.com/basin/2-ocak-2010-milliyet-cumartesi-roportaji/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 12:19:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[benim adım orman]]></category>
		<category><![CDATA[milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[milliyet röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah]]></category>
		<category><![CDATA[şebokolik]]></category>
		<category><![CDATA[Şebokolik Dergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sebokolik.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Eurovision’u reddettim çünkü müzikle bağdaştıramıyorum” Adı Eurovision adayları arasında geçen Şebnem Ferah yeni albümü “Benim Adım Orman”ı çıkardı. Ormanı canlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>&#8220;Eurovision’u reddettim çünkü müzikle bağdaştıramıyorum”</strong></p>
<p>Adı Eurovision adayları arasında geçen Şebnem Ferah yeni albümü “Benim Adım Orman”ı çıkardı.<br />
Ormanı canlı bir şey olarak düşün. Onun kadar kocaman duyguların eşlik ettiği bir yaratık. Orman aynı zamanda çok karanlık ve ürkütücü de olabilir. İçinde bir sürü şeyi barındıran bir şey.<br />
Şebnem Ferah yeni albümünün adı “Benim Adım Orman” hakkında konuşuyor. Bir otelin en üst katındayız. Yüksek tavan, kocaman bir cam cephe var. Boğaz ya da tarihi ada manzaralı falan olmadığı için gecenin karanlığında parlayan ışıklar herhangi bir yer hissi veriyor. Sessiz. “Bıçak Sırtı /<br />
Blade Runner” filminin bir karesi gibi.<br />
“Günlük hayatımıza çok değişken girdi. Anne-babalarımız bu kadar fazla bilgi akışı içinde yaşamıyordu. Sade ve basit hayatları vardı. Biz bu dünyayı hatırlayan son çocuklarız. Ama birtakım alışkanlıklarımız değişiyor” diyor Şebnem Ferah.<br />
Yıllar içinde tarzında hiç değişiklik yapmaması ile bu cümlenin bir ilgisi var mı acaba diye düşünüyorum.</p>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p><strong><em>“Yeni Şebnem Ferah albümünde aslında onu tanıyanlar için değişik bir şey yok” diye yazdım. Bu iddiama yanıt vermek ister misin?</em></strong><br />
Her albümde yeni bir akım yaratmak isteyen, sürprizleri bol olan bir albüm yapmak peşinde olan bir müzisyen değilim. Kendi dinlemeyi sevdiğim gibi yapıyorum. Bildiğim de bu. İyi şarkı yapma gayretim var. Ama hiç fark yok mu? Bence var.</p>
<p><strong><em>Nerede?</em></strong><br />
Mesela “Kelimeler Yetse” kadar kişisel değil hiçbir zaman.</p>
<p><strong><span style="color: #000080;">“Bankacı olsam da bir şey değişmezdi ”</span></strong></p>
<p><strong><em>Şarkıların hayatını anlatmıyor mu?</em></strong><br />
Anlatıyordur mutlaka. Başkasını bile anlatsa benim gözümden, benim beynimden geçiyor. Kimi zaman kendimin daha ağırlıklı olduğu albümlerim oluyor. Ama bu onlardan değil. Önceliğim güzel şarkılar yapmak. Bir albümün en önemli özelliği yeni bir sound ya da yeni bir söylem değildir. Benim için değil.</p>
<p><strong><em>Hiç mi yeni bir şey denemezsin?</em></strong><br />
Belki günün birinde, bilmiyorum. Uzak değilim. Ama ben istediğim, zevk aldığım sürece bu tip albümler devam edecek.  Birileri beğenir, birileri beğenmez. Bunu asla kontrol altında tutamazsın. Ama albümde her şeyin yerli yerinde olmasını isterim.</p>
<p><strong><em>Titizsin&#8230;</em></strong><br />
Öyle derler. Sonradan geliştirdiğim bir şey değil. Ben Kemancı’da çalarken de böyleydim. Bankacı olsaydım da bir şey değişmezdi. Çok düzenli, disiplinli olurdum. Yapı meselesi.</p>
<p><strong><em>Çoğunlukla aşkı anlatıyorsun. Ve çoğunlukla acılı ve üzgün hikayeler anlatan şarkılar bunlar. Böyle biri misin?</em></strong><br />
Sanatın herhangi bir dalında sana ilham veren anlar vardır. Ama demek değildir ki sen 7 gün 24 saat öyle yaşıyorsun. Kendimi sürekli üzgün biri olarak tanımlamam. Ve ayrıca “Bugün çok mutluyum” bana şarkı yaptırmıyor. Anlık bir duyguyu abartarak yapıyorsun bu işi. O kadar üzgün olsan zaten bu bunalım demektir ve disiplin gerektiren hiçbir işi yapamazsın. Stüdyoya gireceksin, çalışacaksın falan ama depresyonda olacaksın&#8230;</p>
<p><strong><em>Olmaz mı böyle bir şey?</em></strong><br />
Bir kere olur, iki kere olur.<br />
Sağlıklı karar alman gereken anlar var.<br />
O noktada yıkılırsın.</p>
<p><strong><span style="color: #000080;">“Los Angeles’ta yalnız başıma kendimi harika hissediyorum”</span></strong></p>
<p><strong><em>Aşk senin için nedir?</em></strong><br />
İnsanı çok mutlu eden bir şey. Ama insan en büyük üzüntülerini de bu yüzden yaşayabilir. Hele de duygusal bir yapın varsa. Herkesin hayatta birilerine ihtiyacı var. Ama ben artık yaşım ve yaşadığım tecrübelerden dolayı aşkın beni itip kakamayacağı bir noktadayım. Tecrübeleniyorsun ve daha korunmalı davranıyorsun. Ama bu şarkılara bakarak benim bu konularda ne düşündüğümü anlamaya çalışmak her zaman doğru bir yol değil. Bunlar şarkı neticede. Ben kendimi birebir anlatmak istesem kitap yazarım.</p>
<p><strong><em>Fırsat buldukça Los Angeles’a gittiğini biliyorum. Ne yapıyorsun orada?</em></strong><br />
Benim öğrencilik yıllarımda bayılarak dinlediğim grupların merkezi orası. Hâlâ bir gün içinde hayranı olduğum iki grubun konseri olabiliyor Los Angeles’ta. Seneler boyu Heart konserine gitmek istedim. Orada izledim. Zaten gitmeden hangi konser nerede diye bakıp gidiyorum.</p>
<p><strong><em>Yalnız mı gidiyorsun tatile?</em></strong><br />
Bu tip tatillere yalnız çıkarım. Ruhsal anlamda kendimi genişletmek istediğim zamanlarda yapıyorum bunu.</p>
<p><strong>Yalnız başına sokakta yürüyorsun, konsere gidiyorsun. Sıkılmıyor musun?</strong><br />
Harika hissediyorum.</p>
<p><strong><span style="color: #000080;"><img class="alignright" src="http://www.sebokolik.com/wp-content/uploads/2ocakcumartesi2010milliyetrop1.jpg" alt="" width="207" height="274" /></span></strong><strong><span style="color: #000080;">“Eğer anne olacaksam normal bir aile düzenim olmalı”</span></strong></p>
<p><strong><em>“Sıradan biri olmanın tadı” gibi bir şey mi?</em></strong><br />
Bu benim hayattaki tek lüksüm. Turist gibi değilim orada. Kendime bir ev tutuyorum. Oradaki marketten alışveriş yapıyorum. Sinemaya gidiyorum. Bir süreliğine de olsa o havayı solumak iyi geliyor. Daha rahat oluyor insan.</p>
<p><strong><em>Arkadaşlarını hayatta nereye koyarsın?</em></strong><br />
Ailemden sonra arkadaşlarım. Çok arkadaşım yok, her gün yeni dostlarım olsun arayışında da değilim. Ama kapatmam da kendimi. Şanslıyım, çok iyi dostlarım var.</p>
<p><strong><em>Artık evleneyim çocuk yapayım demiyor musun?</em></strong><br />
Oluyor bazen. Ama bunu için yaşayan biri değilim. Bazen hormonlar çalışıyor. Ona yapacak bir şey yok. Bir dönem bana da oldu. İstedim. Anne olsam iyi olur gibi geldi.</p>
<p><strong><em>Evlilikten ziyade anne olmak mı ön plandaydı?</em></strong><br />
Eğer anne olacaksam normal bir aile düzenim olmalı. En azından öyle başlamayı tercih ederim. Sonrasını kimse bilemez. Bazı kadınlar evlenmeye çok düşkün olurlar. Ben onu kağıt üzerinde bir detay olarak görürüm. Sağlam bir beraberlik de evlilikten farklı olmuyor. O beraberlikte çocuk zamanı geldiyse artık o insanlar düşünür<br />
evliliği.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">“Bu işte kadın olmak çok zor, önyargı çok”</span></strong><br />
<strong><em>Kadın olmak zor mu yaptığın işte?</em></strong><br />
Bizim 16-17 yaşlarındaki halimizi hatırla, bunun üzerine bir kariyer hayaldi o zaman. Şimdi sınırlar yıkıldı. Durum buyken kadın olmak daha da zordu tabii. Önyargı çoktu. Ben hiç hesaplamadım bugünlere geleceğini bu işin. Annem babam da bana anlayış gösterdi. Ben ODTÜ’de ekonomi okurken bıraktım, müzik yapmaya İstanbul’a geldim.</p>
<p><strong><em>Hiç tereddüt etmedin mi acaba yanlış bir iş mi yapıyorum diye?</em></strong><br />
Hiç etmedim. Her zaman iyi şarkı söylediğime inandım ve çok çalıştım. İşini iyi yapıyorsan, sana güzel gelen bir yanı varsa, başkalarına da gelecektir.</p>
<p><strong><em>Şarkını şöyle yap, böyle söyle diyen oluyor mu?</em></strong><br />
Hayır, müziğe kimse karışamaz. Şirket bile dinlemez önceden. Ama bu özgürlüğü sonra kazandım.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">“Memlekette her şey konuşarak hallolacak sanıyoruz”</span></strong><br />
<strong><em>Türkiye gündemi seni etkiliyor mu hiç?</em></strong><br />
Etkiliyor. Bu ülkenin vatandaşısın, gündem neyse sen de o havayı soluyorsun. Elinden bir şey gelmiyor, çok üzülüyorsun.</p>
<p><strong><em>Neye üzülüyorsun?</em></strong><br />
Ülke olarak çok uzun vakitler düşündüğümüzü söylemedik. Hatta uzun süre düşünmedik. Şimdi herkes her düşündüğünü söylüyor. Başka bir zaman. Ama şu anda da bir dağınıklık var. Pek çok şeyi konuşmak tartışmak için çok geç kaldık. Bunu sıkıntısı var. Birdenbire çözülmüyor konular.</p>
<p><strong><em>Konuşmak iyi değil mi?</em></strong><br />
Konuşarak olacak sanıyoruz ama bunun ilacını da içmek lazım. Yine de olumlu. Su yolunu bulacaktır. 2009’da insanların artık kendi dilini konuşabilmesi lazım. Ama bunun için birilerinin ölmesi<br />
mi lazım? Hayır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">“Moda ve trendler beni ilgilendirmiyor”</span></strong><br />
<strong><em>Şarkı yaparken en önemli kriterin ne?</em></strong><br />
Şarkını yaparsın, o gün hoşa giden, moda olan şekilde kaydedersin. Sonra o moda bitince şarkı da demode olur. Ben bunları bir kenara bırakırım. Hoşuma gidiyorsa tamamdır. Belki moda-trend eksik kalıyor ama akustik gitarla kaydedilmiş bir şarkı 10 yıl sonra da akustik gitarla kaydedilmiş bir şarkıdır.<br />
Benim giyimim kuşamım da böyle&#8230; İspanyol paça pantolon giymeyi seviyorsam giyerim. Önce moda olur, sonra demode olur, sonra geri gelir. Bunlar beni ilgilendirmez.</p>
<p><strong><em>Modacın var mı?</em></strong><br />
İlk iki albümde Arzu Kaprol vardı. Ama o zaten benim liseden arkadaşım, Volvox’ta da kısa bir süre çalmıştı. Bir modacıyla tanışmak gibi değildi. Normalde kendi bildiğini okuyan biriyim. Sahne kıyafetlerimi kendim seçerim. Alışveriş yaparken kafamdaki kombinasyonlara göre “Bu buna uyar” falan diye alırım. Zaten prodüksiyonla, sesle, konserde ışıkların ne zaman yanacağıyla, söneceğiyle uğraşmak benim çok daha fazla zamanımı alıyor.</p>
<p><strong><em>Biraz “kontrol delisi” olma ihtimalin var mı?</em></strong><br />
Kim, ben mi? Aaa&#8230; (Kinayeli bir ses tonu). “Biraz” dediğin için çok kibarsın.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">“Şarkı söylemek sonradan öğrenilmez”</span></strong><br />
<strong><em>Sesine dikkat ediyor musun?</em></strong><br />
Rock’ı şancılar gibi gırtlağının<br />
konforlu yerinden söylemezsin. Biri düz, diğeri engelli koşu gibi düşün. Rock vokali zordur. Onun için sesime çok iyi bakarım. Hep aynı performansı göstermek için<br />
bunu yapman lazım.</p>
<p><strong><em>Vokal tekniğin gelişiyor mu zamanla?</em></strong><br />
Şarkı söylemek sonradan öğrenilecek<br />
bir şey değil. Sesine bakmayı öğrenebilirsin. Ama bazı insan şarkı söyler, bazısı söyleyemez. Bazı futbolcu topa vurur,<br />
bazısı vuramaz. Bunun gibi bir şey.</p>
<p><strong><em>Turnede hayat nasıl oluyor?</em></strong><br />
10 sene önce konserden sonra mutlaka bir yerlere eğlenmeye gidiyorduk. Şimdi tıpış tıpış otele gidip, mümkünse sauna ya da havuza girip günün yorgunluğunu atıyorum. Ertesi güne taze başlamak istiyorum. Buna mecburum.</p>
<p><strong><em>Yeme-içmene dikkat ediyor musun? Diyetisyenin, fitness hocan var mı?</em></strong><br />
Yok canım. Ne diyetisyeni, ne hocası. Kendim sağlıklı beslenirim. Abur cubur yemem zaten. Yemek yapmayı da seviyorum. Sebze de yaparım, et de. Yemek ayıran biri değilim. Her şeyi yiyebiliyorum. En iğrenç görünen şeyleri bile.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">“Planlarım arasında Eurovision yok”</span></strong><br />
<strong><em>Eurovision’a katılman için sana teklif getirildi mi?</em></strong><br />
Evet.</p>
<p><strong><em>Kabul etmedin mi?</em></strong><br />
Etmedim. Ama yanlış anlaşılmasını istemem. Şöyle anlatayım. İşin içinde bir yarışma var ve bu bana ters geliyor. Müzikal bir yarışma da değil. Şov programı gibi bir şey. Ben çok planlar, projeler yapan biri değilim ama şu kesin ki planlarım arasında Eurovision yok. Aslında bir taraftan  insanda sorumluluk duygusu da oluyor, “Acaba bunu yapmalı mıyım?” diye.<br />
Öte yandan sevdiğin bir şey olmalı diye düşünüyorsun. Ve Eurovision benim bir türlü sevemediğim bir fikir. Müzikle bağdaştıramadığım bir şey. Nedeni bu.</p>
<p style="text-align: right;"><em>Mehmet Tez, Milliyet Cumartesi&#8217;nden alıntıdır.</em></p>
</div>
<p><!-- AddThis Button BEGIN --><em><br />
<a class="addthis_button" href="http://addthis.com/bookmark.php?v=250&amp;pub=sebokolikcom"><img class="alignright" style="border:0" src="http://s7.addthis.com/static/btn/v2/lg-share-tr.gif" alt="Bookmark and Share" width="125" height="16" /></a><script src="http://s7.addthis.com/js/250/addthis_widget.js#pub=sebokolikcom" type="text/javascript"></script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
        var addthis_config = {           services_compact: 'facebook, myspace , twitter, friendfeed, email , favorites, google , digg , more', }
// ]]&gt;</script><br />
<!-- AddThis Button END --></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sebokolik.com/basin/2-ocak-2010-milliyet-cumartesi-roportaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Adım Orman Albümü İlk Röportajı &#8220;Ormandaki Zehirli Sarmaşık&#8221;</title>
		<link>http://www.sebokolik.com/basin/benim-adim-orman-albumu-ilk-roportaji-ormandaki-zehirli-sarmasik/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=benim-adim-orman-albumu-ilk-roportaji-ormandaki-zehirli-sarmasik</link>
		<comments>http://www.sebokolik.com/basin/benim-adim-orman-albumu-ilk-roportaji-ormandaki-zehirli-sarmasik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 14:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[benim adım orman]]></category>
		<category><![CDATA[ilk röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal caddesi kadar]]></category>
		<category><![CDATA[merhaba]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah]]></category>
		<category><![CDATA[şebnem ferah dergi]]></category>
		<category><![CDATA[şebokolik]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yeni albüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sebokolik.com/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Kaç kişinin albümünü tekrar tekrar dinlediğini bir düşün&#8230; Onlarca şarkıyı eskitemediğin, hala dinledikçe içinde bir yerlerde &#8216;sen&#8217;in olduğun ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaç kişinin albümünü tekrar tekrar dinlediğini bir düşün&#8230; Onlarca şarkıyı eskitemediğin, hala dinledikçe içinde bir yerlerde &#8216;sen&#8217;in olduğun ya da büyüsen de içindeki çocuğu yanında taşıdığını yüzüne çarpan albümlerdir Şebnem Ferah&#8217;ın albümleri. Çizilmesinden korkulan CD&#8217;lerin arasındadır hep&#8230; &#8216;Can Kırıkları&#8217;nın üzerinden tam 4,5 yılın geçtiğine de bu yüzden inanamadık işte. &#8216;Benim Adım Orman&#8217; adlı albüm karşımıza çıktığı anda fark ettik geçen sürenin uzunluğunu. Şebnem Ferah&#8217;ın 6. albümü bu. Geçmiş 5 albümün hayatımızda bu kadar geniş yer etmesi, yeni albüm için şimdiden heyecanlandırıyor bizi. Kim bilir daha kaç yıl bizimle olacak&#8230;</p>
<p>Yeni yolculuğun başladığı noktada Şebnem Ferah&#8217;la yüz yüzeyiz. Belki de sonrasında çok yüzeysel gelecek sorularımızı yöneltiyoruz ona. O da bazı soruları &#8221;Sonradan değişebilir ama!&#8221; uyarısıyla cevaplıyor. Karşılıklı olarak neden böyle bir düşünce içine girmiş olduğumuzu anlamışsındır sanırım. Çünkü biliyoruz ki onun için de bizler için de şarkılar bir süre sonra anlam ve boyut değiştirecek&#8230;</p>
<p>Cosmogirl: Albümü dinlediğimde diğer albümlerden daha sakin bir albümle karşılaştığımı düşündüm. Eski albümlerdeki sert çıkışlar, çığlıklar ve haykırışlar yok bu albümde. Bu değişimin nedeni nedir?</p>
<p><strong>Şebnem Ferah:</strong> Belki daha yeni dinlemeye başladığın için fark etmemişsindir, hepsinden bu albümde de var, sadece &#8216;Can Kırıkları&#8217; albümüne oranla daha az galiba. Bu tip şeyleri şarkılar gerektirdiğinde yapıyorum. Bu albümde de &#8216;Benim Adım Orman&#8217;, &#8216;Mahalle&#8217;, &#8216;Serapmış&#8217; gibi şarkılarda var.</p>
<p>CG: &#8216;Can Kırıkları&#8217; adlı albümde &#8216;Hoşça kal&#8221; demiştin. &#8216;Benim Adım Orman&#8217; ise &#8216;Merhaba&#8217; adlı parçayla karşılıyor bizi. Gerçekçilik üzerine yazılmış bir parça. İnsanın olduğu gibi davranması ne kadar önemli senin için?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Çok önemli. İnsanın olduğundan farklı davranması ya da davrandığından farklı olması günün sonunda en çok kendine zarar vermesine neden olur diye düşünüyorum.</p>
<p>C.G: Her konuda olduğu gibi davranmayı becerebiliyor mu Şebnem Ferah? Ya da hangi konularda olduğu gibi olmak istiyor.</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Ayağınızın yere basmaya başladığı andan itibaren, özellikle de başkalarına dair bazı sorumluluklar edinmeye başlamanızla birlikte insan her koşulda tam da içinden geldiği gibi davranamayabiliyor, bazen şartlar insanı çok aşıyor. İşte bu şartları mümkün olduğunca azaltmaya çalışıyorum. Sevmeden, istemeden pek bir şey yapmıyorum demem yanlış olmaz.</p>
<p>CG: Albüme ismini veren &#8216;Benim Adım Orman&#8217; gerçekten zehir gibi sözlere sahip. Ne zaman, nerede, hangi ruh haliyle yazıldığını çok merak ediyorum&#8230;</p>
<p><strong>Ş.F.: </strong>Çok teşekkür ederim. O şarkının bestelenecek hale gelecek kadar birikmesi açısından uzun bir geçmişi ama bestelenmesi açısından kısa bir süresi var. Hayatı bütün sertliğine rağmen geldiği gibi karşılamaya, her haliyle karşılama istekli ve hazır bir ruh haliyle, tek olmadığımı da bilerek, tek olmamanın verdiği güven duygusuna benzeyen bir duyguyla ama tam olarak da sadece o şekilde ifade edemeyeceğim duygular bütünüyle yazmaya çalıştığım bir parça.</p>
<p>CG: &#8216;İstiklal Caddesi Kadar&#8217; adlı parçadan biraz bahsedebilir misin? Vazgeçemediğin yerlerden biri gibi orası&#8230;</p>
<p><img class="alignright" style="border: 1px solid black;" src="http://www.sebokolik.com/wp-content/uploads/2009/12/ilkroportaj1.jpg" alt="" width="200" height="240" /><strong>Ş.F.:</strong> İstiklal Caddesi benim İstanbul&#8217;da en sevdiğim yerlerdendir. Hem çok güzel anılarım vardır hem de bence dünyanın da en güzel yerlerinden biri. Mesela uzunca bir süre yurt dışında kalmışsam, döndüğümde orada bir yürüyüş yapmadan İstanbul&#8217;a, evime dönmüş gibi hissetmem. Beni çok heyecanlandıran bir yeri, beni çok heyecanlandıran başka duygularla birleştirdiğim bir şarkıdır bu. Oraya henüz hiç gitmemiş biri bile dinlerken İstiklal Caddesi&#8217;ne ait detaylar bulabilsin istedik ve bunu hayal ederek düzenledik.</p>
<p>CG: &#8216;Eski&#8217; adlı parçanda eskise de değerlenen birinden bahsediyorsun. Hayatında kaç tane böyle hissettiren kişi oldu?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Ben, yaş aldığı ya da neler neler yaşadığı halde, hayata karşı üretken tavrını sürdürebilen insanların tamamına hayranım. Böyle insanlara bazen sokakta bir bankta otururken de rastlayabilirsiniz. Bazen de yıllar geçmesine rağmen yazdıklarını, çizdiklerini, yaptıklarını, söylediklerini takip ettiğimiz kimselerdir onlar. Her cümlelerinden bilgelik akar, tek bir boş cümle sarf etmezler, dinleyebildiğim kadar dinlemek isterim, ne anlatırlarsa anlatsınlar&#8230; Sıklıkla karşılaşılan bir durum olmasa da, hayatı güzelleştirecek kadar ya da anlamlandıracak kadar çok olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>CG: &#8216;Mahalle&#8217; adlı parçada da aşk acısı çeken birinin bu acıyı çekerken başkalarına zarar vermesine değiniliyor. Bu bana aşk konusundaki kısır döngüyü hatırlattı yine. Biri birini üzer, o da başkasını&#8230; İstemeden de olsa bu döngüye girdiğin oldu mu hiç?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Tecrübesiz olduğum zamanlarda mutlaka, istemeden de olsa olmuştur ama yakın zamanlarda pek olmadı, bir ilişki bitince onun tortularının sistemimden atılmasına kadar başka yeni bir şey yaşamaya hazır olamıyorum ben zaten.</p>
<p>CG: Aşk acısı çeken birinin başkalarına ya da acıyı çektirene yaklaşmadan yeniden güçlenmesi ne kadar olası sence?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Bunlar herkese göre değişecek şeylerdir herhalde ve ben de pek uzman sayılmam.</p>
<p>CG: &#8216;İnsanlık&#8217;ı dinlediğim anda ana haberlerin ardından mutlaka çalınması gereken bir şarkı olduğunu düşündüm&#8230;</p>
<p><strong>Ş.F.: </strong>Gerçekten üzülüyorum. Çocuğum olsa nasıl güvenip hayata teslim ederim, bizim kuşağımızın çocukları neler yaşayacaklar bilmiyorum. Ne zaman bu kadar hoşgörüsüz, bu kadar bencil, bu kadar farklı olanı tümden reddeden bir hale geldik; inanın ben de şaşırıyorum. Ne zaman bilginin yerine delik deşik fikirleri ve önyargıları yerleştirdik, şaşkınlıkla izliyorum. Ve bütün bunların en vahim sonuçlarına, insan hayatının değersizliğine, ölümlere ne zaman bu kadar alıştık onu da anlamıyorum.</p>
<p>CG: &#8216;Uçurtma&#8217;da &#8221;Ben en güzel şarkımı henüz yazmadım&#8221; diyorsun&#8230; Bugüne dek yazdıkların arasında sana en güzel geleni hangisi?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Ben bu sözü bugüne kadarki tüm geçmişimi kastederek söylüyorum. Güzel bir şeyler yapabilmişsem bundan ince bir zevk almak tatlı bir duygudur ama ileriye dair umutlu, istekli olmamı kolaylaştırıyor böyle düşünmek. Yani yaptıklarıma değil de, yapacaklarıma konsantre olmayı tercih ediyorum. Geçmişte yaptığım her şarkıyı da seviyorum. Artık sayıları çok oldu, aralarından bir tanesini seçmek gerçekten zor.</p>
<p>CG:  Albümdeki ‘eski’ adlı parça ‘Eski-2’ adıyla en son parça olarak da karşımıza çıkıyor. Çok bir fark yok gibi geldi…</p>
<p><strong>Ş.F.: </strong>Düzenlemeleri farklı, her iki halini de hem ben hem de arkadaşlarım çok sevdik ve ikisini de koymaya karar verdik.</p>
<p>CG: Özellikle son iki albümünün adını yadırgayanlar, bu konuda hayal kırıklığı yaşayanlar çok. Ne dersin?</p>
<p><strong>Ş.F.: </strong>Bir şeyleri insanların beğenisine sunduğunuz zaman beğenilmesi ne kadar ihtimaller dahilindeyse, beğenilmemesi de o kadar ihtimaller dahilindedir. Bu çok olağan bir şey. Yine de sunduğumuz şeyin sadece albüm isminden ibaret olmadığını bilmek beni her koşulda rahatlatıyor.</p>
<p>CG: Albüm isminin yanı sıra albüm kapağı tasarımı da şaşırttı herkesi bu kez. Kime ait tasarım?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Yıllardır aynı arkadaşlarımla, Hale ve Hakan Utangaç ile çalışırız tasarım için. Bu albümde de kartonetin sanat yönetmenliğini Hale yaptı. Dediğim gibi bunlar herkesin algısına göre farklılık gösterebilecek konulardır, biz kartonetin içerikle gayet uyumlu olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p>CG: Bu albümü diğer 5 albümün ile kıyasladığında ne gibi farklılıklar gözüne çarpıyor?</p>
<p><strong>Ş.F.: </strong>İnan bu tür sorulara ancak albümün üzerinden biraz zaman geçince daha gerçekçi yanıtlar verebiliyorum. Diğer 5 albüm de birbirinden farklı, hangisine göre değerlendirebilirim ki… Bizler açısından küçücük olan farklılıklar bazen ilk etapta büyük farklar gibi gelebiliyor dinleyici arkadaşlarımıza, o detayların bize nasıl geldiği ise 6 aydır o şarkıların iç organlarıyla uğraşıyor olmamızla ilgili.</p>
<p>CG: Söz ve müziklerin çoğu sana ait. Senin için albümdeki en özel parça hangisi?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Söz ve müzikleri her zaman kendim yapmayı tercih ediyorum, daha doğrusu böylesinden daha çok zevk alıyorum diyelim. Şu an için hepsinin farklı farklı sevdiğim yönleri var ama konserlerde çalmaya başlayınca bazıları daha farklı anlamlar edinecektir benim açımdan da.</p>
<p>CG: 4,5 yıl ara verdin yeni albüm için. Neler değişti bu kadının içinde?</p>
<p><strong></p>
<p>Ş.F.:</strong> Bu süreye ara diyebilir miyiz bilmiyorum. O süre içinde bir sürü konser, bir sürü turne üstelik bir de konser albümü ve DVD vardı. Yani hep müzikle geçti. Bu arada her zaman yaptığım gibi yeni şeyler de depolamaya başlamıştım. İçimde bir sürü şey değişmiştir, daha çok deneyim kazandım, daha serinkanlıyım, hayattan zevk almaya daha çok çabalayan biri oldum galiba.</p>
<p>CG: Yıllardır değişmeyen bir ekiple birliktesin. Ozan Tügen, Metin Türkcan, Buket Doran, Akyan İlkan da en az senin kadar dikkatimizi çekiyor sahnede. Onlarla olan iletişiminden biraz bahsedebilir misin?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Biz her şeyden önce birbirini çok seven ve sayan insanlarız. Bu zaten dışardan da fark ediliyordur artık diye düşünüyorum. Uzun yıllardır bir arada olmanın getirdiği rahatlık, iletişimle ilgili de çok daha tatmin edici sonuçları beraberinde getiriyor. Birlikte müzik yapmayı da çok seviyoruz, birlikte başka şeyler tecrübe etmeyi de… Bazılarımızın çocukları bile oldu düşünsenize! Hayata dair müteşekkirliğimin en önemli bölümlerinden biridir onların varlığı…</p>
<p>CG: Bugüne dek ekipçe yaptığınız en uçuk, en keyifli şeyler nedir?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Artık pek uçuk şeyler yapmıyoruz, hatta eskiden de pek yapmazdık sanırım. Disiplinli bir ekibizdir, bu her şeyden önce gelir. Ama böyle anlatınca da akla sıkıcı insanlar olduğumuz gelmesin. 5 dakika yanımızda dursan özellikle Ozan sayesinde yanakların uyuşacak kadar çok güleceğin bir şeyler de olacağını garanti edebilirim sanırım.</p>
<p>CG: Albümün ‘Teşekkür’ yazısını hep beraber yazmışsınız. Solo albüm yapan biri için az rastlanır bir örnek…</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> ‘Can Kırıkları’ için de böyle yapmıştık. Stüdyo sürecinde benimle birlikte hepimizin öncelikleri değişiyor, ailelerimizi daha az görebiliyoruz, arkadaşlarımıza zaman ayırmakta zorlanabiliyoruz, bütün bu süreçte her birimizin moralli ve verimli olmasına yardımcı olan, ya da ilham veren farklı kişiler olabiliyor. Ben de bunları dinleyici arkadaşlarımızla paylaşmayı seviyorum çünkü bütün o süreci tek başıma yaşamıyorum. Tek başıma geçirdiğim süreç stüdyodan da önce, evde çalıştığım süreç.</p>
<p>CG: Albüm çıkmadan önce Esen Shop’ta ön sipariş gerçekleştirildi. İmzalı albüm için kuyruğa girdi herkes. İmza alamayanlar ve fırsatı kaçıranlar bu limiti merak ediyorlar sanırım. Kaç kişi ön siparişle imzalı albüm alma hakkını elde etti?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Ben 1500 adet CD kapaği imzaladım! Arada 5-10 tanesi çöpe gitti çünkü bazılarını yazarken kolumun ve parmaklarımın ağrısından ya da kalem bittiğinden yanlış yazdım. DVD’yi çıkarırken de böyle yapmıştık, limited edition gibi düşünebilirsin.</p>
<p>CG: Konser takvimin belli mi? İlk konserin ne zaman olacak?</p>
<p><strong>Ş.F.:</strong> Evet belli, ilk konser 9 Ocak’ta, İstanbul’da, Bostancı Gösterici Merkezi’nde. Gerçekten çok heyecanlıyım, yeniden konserlere başlamak için, hep birlikte güzel vakit geçirebilmek için…</p>
<p style="text-align: right;"><em>Röportaj: Çiğdem Yakar</p>
<p>Cosmogirl 2010 ocak sayısından alıntıdır</em></p>
<p><!-- AddThis Button BEGIN --><em><br />
<a class="addthis_button" href="http://addthis.com/bookmark.php?v=250&amp;pub=sebokolikcom"><img class="alignright" style="border:0" src="http://s7.addthis.com/static/btn/v2/lg-share-tr.gif" alt="Bookmark and Share" width="125" height="16" /></a><script src="http://s7.addthis.com/js/250/addthis_widget.js#pub=sebokolikcom" type="text/javascript"></script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
        var addthis_config = {           services_compact: 'facebook, myspace , twitter, friendfeed, email , favorites, google , digg , more', }
// ]]&gt;</script><br />
<!-- AddThis Button END --></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sebokolik.com/basin/benim-adim-orman-albumu-ilk-roportaji-ormandaki-zehirli-sarmasik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>33</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

